Ölmenin, öldürmenin bu kadar kolay olduğu bir ülke

    Şehrin her tarafı polis kaynar, polis her sokakta gösterici kovalarken Ali’nin ‘kimliği meçhul’ kişilerce öldüresiye dövülmesi ve bunu da tek bir polisin bile görmemesi ne kadar mümkündür, bir düşünelim.

    Polisin askerden bir temel farkı vardır. Polis, ‘yasa uygulama gücü’dür. Yani, devletin yasaları vardır ve bu yasaların uygulanmasını gerekirse zor kullanarak, gerekirse silah kullanarak sağlama yetkisine sahip olan kurumdur polis.
    Devletin yasaları can güvenliğini sağlama görevini de polise vermiştir; çünkü yasalar vatandaşa bunu vaat eder. Polis, gerektiğinde vatandaşın can güvenliğini diğer polislere karşı da korur. Polis olmak demek, suç işleme özgürlüğüne sahip olmak demek değildir.
    Ali’nin dövülmesine tanık olan ve müdahale etmeyen bir polis varsa, o polis en azından ‘Görevini ihmal’den suçludur.
    Eskişehir gibi şehir merkezi görece küçük bir kentte ‘polisten gizlenmeyi başaran’ eli sopalı bir grubun tek kurbanı Ali olamaz. Nitekim böyle tanıklıklar var. O eli sopalı grup beş-on dakikalığına ortaya çıkıp sadece Ali’yi dövmüş değil; başka kurbanlar da var.
    Olayın birinci vahim tarafı bu: O eli sopalı adamların Eskişehir’deki polis ordusunun gözünden kaçmış olması.
    O kişilerin polis olduğunu düşünen, iddia edenler de var, biliyorsunuz. Bir de Eskişehir Valisi var, Ali’yi sırf polisi töhmet altında bırakmak için göstericilerin dövdüğünü söyleme kadar işi vardıran.
    Ama maalesef konu Ali’nin dövülmesiyle bitmiyor. Gezi olayları yüzünden yüzlerce insan dövüldü Türkiye’nin dört bir yanında, çoğu polis tarafından. Bir de eline kocaman ve keskin kıyma zırhını alıp sokakta vatandaş kovalayanlar da oldu. Antalya’da İzmir’de eli sopalı sivil polisler belgelendi.
    Biz Ali’nin ölüm hikayesiyle devam edelim. Ali hastaneye gitti. Resmi kayıtlara göre ‘Omuz ve baş ağrısı’ şikâyetiyle. Doktorlar baktılar ve ‘Bir şeyin yok, git’ dediler. Oysa Ali’nin fotoğraflarına bakmak bile onun ‘bir şeyi olduğu’nu gösteriyor. Beyin sarsıntısı ihtimalini o doktorlar nasıl elediler, ne gibi tetkikler yaptılar acaba?
    Bu ilk hastane ziyaretinden tam 20 saat sonra yeniden hastaneye kaldırıldı Ali. Bu kez beyin kanaması vardı, kısa zamanda komaya girdi ve o komadan da çıkamadı, önceki gün öldü.
    İnsan hayatının ne kadar ucuz olduğunu, devlet gözetiminde ölmenin ne kadar kolay olduğunu gösteren bir örnek Ali’nin ölümü.
    Hiç kuşkunuz olmasın, bu cinayet de ‘faili meçhul’ kalacak. Gezi olayları sebebiyle öldürülen öteki üç genç insan gibi. Bir tek Ethem Sarısülük’ü kimin öldürdüğünü biliyoruz; onu da yüce Türk yargısı aklayacak herhalde.
    Yeri geldiğinde, ‘Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürür’ diyenler, Ali’nin ölümüne üzülürler mi üzülmüşler midir?
    Hükümeti protesto etmenin bedeli sokakta dövülerek öldürülmek midir? Siyaset 19 yaşında öldürülen Ali’nin hayatından daha önemli bir şey midir?

    İki eğitim yazısına bir açıklama

    Bu köşede pazar ve salı günü, LYS sınav sonuçları üzerine yazdığım ve genel anlamda Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilkokul, ortaokul ve lise performansını değerlendirdiğim iki yazı okudunuz.
    Yer darlığından ve lafı uzatmama çabasıyla, yazılara temel olan bazı varsayımları yazmadım. Yazılara gelen çok iyi ve sağlam eleştiriler yüzünden, bugün o varsayımları hatırlatmak istiyorum, umarım çok geç kalmadım:
    1. Üniversite sınavları, elbette 12 yıllık eğitimi değerlendirmek ve ölçmek için yapılmıyor. Bu sınav bir ölçme sınavından çok eleme sınavı. Ama ne yapacaksınız, eldeki yegane araç da o. Bize bir bir gerçeği göstermese bile verdiği sonuçlar bizi gerçekten çok da uzağa düşürmez.
    2. Grafiği ‘çan eğrisi’ olan istatistiki normal dağılım, elbette o testte sorulan soruların zorluk veya kolaylık derecesine göre değişir. Üniversite sınavı bir eleme sınavı olduğu için soruların zor olması beklenir. Ama yine birinci maddeye döneceğim: Elimizde PISA sınavı gibi belli bir örneklem üzerinden yapılan ölçme-değerlendirmeler dışında en iyi araç yine de üniversite sınavı. Bu sınavı, eğitim sistemimizin tamamının performansını belirlemek için kullanabiliriz.

     

    İsmet BERKAN yazılarını takip edin!
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.