Yazıklar olsun!

    ARTIK kimsenin tahammülü kalmadı.
    Bıçak kemiğe dayandı.


    İnsanlar istemiyor böyle “kabadayılık”.
    İnsanlar istemiyor, böyle “ideolojik meydan okuma”.
    Yeter ya!
    Yettiniz ya!
    Bir dinleyin ya!
    Son derece “masum” bir istekleri var:
    Nefes almak.
    Taksim’in ciğerlerini korumak.
    Geç de olsa dün Gezi Parkı’na gittim, gördüm.
    İki elin kanda olsa gidersin.
    Artık öyle bir hal.
    Artık öyle bir ruh hali.
    Televizyondan izlemek yetmiyor, sosyal medyadan desteklemek yetmiyor, orada olmak, o insanların yanında olmak istiyorsun.
    Duyarsız kalmak mümkün değil, işini gücünü bırakıp oraya koşuyorsun, çünkü korkunç şeyler oluyor bu ülkede, bu şehirde...
    Ne gazetelerde gördüğünüz gibi, ne ekranlara yansıdığı gibi...
    Gerçekten insanlık dışı.
    Akıldışı.
    Tamamen masum bir talepleri var.
    “Ağaçlarımızı kesmeyin” diyorlar.
    “AVM de istemiyoruz, kışla da istemiyoruz. Buranın yeşil kalmasını istiyoruz” diyorlar, “Daha güzel bir park haline getirilmesini istiyoruz”...
    Bu kadar zor mu insanlara kulak vermek?

    *

    İşi bu hale getirenlere, bütün o biber gazını insanlara püskürtenlere, çadırları yakanlara yazıklar olsun!
    İktidar sahibi olmak demek buysa, olmaz olsun böyle iktidar!
    “Ben iktidarım, istediğime kafa atarım” diyorsan, senin diğer zalimlerden ne farkın kalır?
    Başbakan, “Ben karar verdim böyle olacak” diyorsa, insanların da, “Hayır böyle olmayacak. Nefes alma hakkımız elimizden alınmayacak” deme hakkı var.
    Nitekim öyle yapıyorlar.
    Gezi Parkı’nda olan budur.
    Yaşlısı, genci, üniversite öğrencisi, anne-oğul, baba-oğul nöbetleşerek oradalar...
    Yedikleri biber gazı da umurlarında bile değil.
    Birbirlerinin göğsüne sarılıp gaz saldırısını atlatmaya çalışıyorlar ama evlerine gitmeyi düşünmüyorlar bile, orada tek yürek olmaya devam ediyorlar.
    İnsanlarla konuştuğumda gördüm ki, gerçekten dertleri siyaset değil. Ağaçları, yaprakları, çiçekleri, kuşları koruyabilmek istiyorlar. Bu yüzden de eziyet görüyorlar ama yine de pes etmiyorlar ve soruyorlar:
    “Bir tane bile mi çevreci AKP yanlısı yok, bir tane bile mi çevreci AKP milletvekili yok?”
    Gerçekten yok mu?
    Yoksa bunu söyleyebilecek bir tane bile AKP milletvekili mi yok?

    *

    Bir de tabii şu meşhur “milli irade meselesi” var.
    Başbakanın ve siyasetçilerin görevi insanların sorununu çözmek, vatandaşa hizmet etmek değil mi? Hani milletin iradesinin üzerinde hiçbir güç olamazdı.
    Hem milli iradeye saygı duyduğunu söyleyeceksin, hem de milli iradeyi hiçe sayacaksın...
    Gerçekten aklım almıyor.
    Bir başbakan istediği yere cami dikebilir, istediği yere AVM yaptırabilir mi?
    Bir başbakanın bunlarla uğraşması hukuki mi?
    Bizim ülkemizde oluyor.
    İnsanlar “Taksim Parkı’nda yapılaşmaya, ranta izin vermeyeceğiz” diyor.
    Sallayan yok, takan yok...
    Milletin talebini bugün dinlemeyecekler de, ne zaman dinleyecekler?
    Benim dün edindiğim izlenim şu:
    Kimse, bir şehrin göbeğindeki parkı söküp atamaz, atmamalı.
    Başbakan da olsa bunu yapmamalı.
    Samimi bir direnç var orada.
    İnsanlar gerçekten isyan ediyor.
    Umarım kulak veren birileri olur!...

    ‘AK Parti’ye oy vermiş insanların da bu ağaçlara  sahip çıkmasını istiyoruz’

    Mustafa Alabora

    “AKP’ye oy vermiş insanların da buraya gelip, bu ağaçlara sahip çıkmalarını istiyoruz. Parti gözetmeksizin hepimiz böyle yapmalıyız. Burası, İstanbul halkının soluk aldığı yer, korumalıyız. Ağaçların sökülüp, yerine bir beton yığınının dikilmesine karşı çıkmalıyız.
    Dün Başbakan, “Buradaki tarihi biliyor musunuz” dedi. Topçu Kışlası varmış. İyi ama ondan önce de Ermeni Mezarlığı vardı. Acaba bundan haberi var mı? Belki Bizans İmparatorluğu zamanında da başka bir şey vardı. 92 yaşındaki Aydın Boysan’a soruyorum, onun hafızasında bile Topçu Kışlası yok. Demek ki, ortada başka bir hesap var. Başbakan, “Ne olursa olsun biz karar verdik” diyor, biz de “Sen ne yaparsan yap, biz de tepkimizi göstereceğiz!” diyoruz. Hiçbirimiz, bunun bir CHP, AKP, MHP kavgasına dönüşmesini istemiyoruz. Çünkü burada parti önemli değil, söz konusu olan ağaç ve doğa. İnsanın ömrünü uzatacak bir park. Türkiye, giderek bir polis devleti olma konusunda ilerliyor. Askeri vesayetin kalkması için, kendi adıma AK Parti’yi desteklemiştim. Fakat üzülerek bir polis devletine doğru gittiğimizi görüyorum. Şimdi de polis devletine karşı mücadele ediyorum. Tayyip Erdoğan’ın Topçu Kışlası projesine karşı benim de bir hayalim var. Dünyanın en önemli peyzaj mimarlarına bir yarışma açılsın ve bu park dünyanın en güzel parkı haline getirilsin...”

    Ayşe Arman’ın Gezi Parkı’ndaki diğer söyleşileri Hürriyet CUMARTESİ’nde

    Ayşe ARMAN yazılarını takip edin!
    Yazarın Son Yazıları
    19 Ağustos 2014, Salı
    17 Ağustos 2014, Pazar
    16 Ağustos 2014, Cumartesi
    14 Ağustos 2014, Perşembe
    13 Ağustos 2014, Çarşamba
    12 Ağustos 2014, Salı
    10 Ağustos 2014, Pazar
    09 Ağustos 2014, Cumartesi
    07 Ağustos 2014, Perşembe
    06 Ağustos 2014, Çarşamba
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.