Yeni doğan bebeklerin bir ricası var

    Bir filmin başlangıcı gibi, kamerayı taa bulutlara koyalım. Oradan gökyüzünün masmavi olduğu bir şehre inelim. Kaldırımında kol kola bir karı kocanın, ellerinde market torbalarıyla evlerine yürüdüğü bir sokağa girelim.

    17 yaşında bir kız, karşı eczaneden bir şey alıp bizim sokaktaki hastaneye girsin. Asansöre binsin. Asansör 2. katı geçip gitsin, biz inelim. Burası, yeni doğan yoğun bakım ünitesinin olduğu kat olsun.

    Güzel bir kadın, gözlerinden ant içmiş gibi bırakmadığı gözyaşlarıyla, prematüre doğmuş kızına baksın.

    Sanki tamamı değil de, yarısı dünyaya gelmiş bu bebek, hayatta kalabilecek mi? Sorumuz da bu olsun.

    Kol kola eve giren karı koca, eve gelince torbayı mutfak masasına koysunlar. O torbada bir gazete, o gazetede bir yazı olsun. Mutlu olmanın 10 yolu gibi bir şey.

    Hani şu hep okuyup, hah tamam artık böyle yapacağım deyip, bir türlü uygulamadığımız maddeleri olsun bu yazının.

    Bir tanesi: “Mutluluk için birinci şart başkalarına iyilik yapmaktır” desin. Bu, en son yapılan araştırmalara dayandırılsın.

    İkincisi: “Kendinden büyük bir şeyin parçası ol” desin. İçimizde, asıl kahramanlığın, kimsenin bizi görmediği zamanlarda, herkes için bir şey yapmak olduğuna dair bir his belirsin. Bu his alev alsın.

    Güzel kadının gözlerinde inatla biriktirdiği yaşlar, yoğun bakımdan gelen uzun biiip sesiyle akmaya başlasın artık.

    Kendi kızının değil belki ama, aynı yoğun bakımdaki başka bir bebeğin nefesinin durduğunu anlatsın bu uzuuuun biip sesi.

    Kadın kulağına, kızının kalbinin durduğunu bu zalim mekanik sesten öğrenmemek için, bir kulaklık takmış olsun.

    Kulaklıktan, oğlunun telefonundaki karışık müzikleri dinliyor olsun. Ama kadının, o uzun biipi duymasına engel olamasın Guns’n Roses’ın “Sweet Child of Mine”ı. 

    O uzun biip’in duyulduğu bebek, şanslı gününde olsun. Çünkü müdahale eden hemşireler, onun gibi yeni doğanlar konusunda uzman olsunlar. O hastanenin, yeni doğan bakım ünitesinin aletleri eksiksiz olsun. Bebeğe hemen doğru müdahale edilsin, nefesi kesilmesin.

    Biz şaşırarak nasıl oldu bu diye sorarken, güzel kadın kulaklığı boynunda, yanındaki başka bir anneye bilgi versin:

    “Anne ve Bebek Sağlığı vakfı, zamanında buraya, bu bebeği kurtaran şuradaki aleti bağışlamış. Buradaki doktor ve hemşireler de sırf yeni doğan bebekler üzerine uzman. Onları da Anne ve Bebek Sağlığı Vakfı eğitmiş. Ne şanslıyız, şu an doğru hastanedeyiz.”

    O sırada, mutlulukla ilgili yazının altında bir ilan olsun. “Anne ve Bebek Sağlığı Vakfı olarak cihazların alımında kendi kısıtlı olanaklarımıza duyarlı vatandaşlarımızın katkısını bekliyoruz. Hesap numaramız:

    Kızıltoprak Ziraat Bankası IBAN no: 09000 1000836013954165007”

    Kendimden büyük şeylere katkım olsun, tanımadığım insanların da yüzünü güldüreyim diyenlere, bilgi olsun.

     

    Nil KARAİBRAHİMGİL yazılarını takip edin!
    Yazarın Son Yazıları
    11 Ağustos 2014, Pazartesi
    04 Ağustos 2014, Pazartesi
    28 Temmuz 2014, Pazartesi
    21 Temmuz 2014, Pazartesi
    14 Temmuz 2014, Pazartesi
    08 Temmuz 2014, Salı
    30 Haziran 2014, Pazartesi
    23 Haziran 2014, Pazartesi
    17 Haziran 2014, Salı
    09 Haziran 2014, Pazartesi
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.