İsa Bebek’in nefesi

    İçimdeki Musa ve İsa bir bütündür. Tüm peygamberlerin aynı ‘nur’dan yaratıldığına inanıyorum

    Geçen pazartesi, 24 Aralık’ı 25’ine bağlayan gece, tüm dünya Katolikleri ve Protestanları tarafından ‘Noel’ olarak kutlanan geceydi.
    Kutlamaların yapılacağı Aziz Antuan Kilisesi’ne gitmeye karar verdim. Hz. İsa (a.s.) birçok insanın Yüce Yaradan’a yönelmesine vesile olmuş bir nebi ve Müslümanların da hak peygamberi. Hatta bazı Hindu mezheplerde dahi Avatar (Tanrı Vişnu’nun türlü bedenlenmeleri) kabul edildiğini biliyorum. Hele ‘new age’ (yeni çağ) akımların bir sürüsünde türlü kılıkta Hz. İsa varyasyonları çıkar karşımıza; kâh uzaylıların gönderdiği bir görevli, kâh Allah âşığı bir çileci… 
    Nefsimin tekamülü (olgunlaşması, evrimi) macerasının bir durağında Hz. İsa figürünü yerli yerine oturtmak epey zorlamıştı beni doğrusu. Yahudi soyundan gelen Yeşu’yu (Hz. İsa) kimi Museviler sahte peygamber olarak görürken kimileri de bir aziz olarak kabul eder ancak kurtarıcı mesih olduğuna inanmazlar. Herkesin inancı kendine…

    KAPSAYICI OL NİYETİNİ TEMİZ TUT

    İstiklal Caddesi’ndeki kilise avlusunun bir köşesi Hz. İsa’nın doğumunun canlandırmasına ayrılmıştı. Bundan 2012 yıl önce Filistin topraklarındaki Beytüllahim’de (Betlehem, Aramicede ‘ekmek evi’ demektir) bir ahırda gerçekleşen bu doğum, dünyanın kaderine yeni bir yön vermişti. Ziyaretçilerin bir bölümü, bu canlandırmanın önünde Hz. Meryem’in kucağındaki Bebek İsa’ya saygılarını sunuyordu./_np/0192/18810192.jpg
    İçimde eski bir tartışma alevlendi. Bu heykellerin önünde dua etmek putperestlik sayılır mıydı? Sufi Musa Dede hemen cevap verdi: “Şekle takılma, bu gördüklerimiz basit heykeller, korkarım ki bir şeye bu kadar tepkili olmak da o şeyi merkeze koyan, putlaştıran bir yaklaşım olmasın. Kapsayıcı ol, niyetini temiz tut, kast edileni gör. Sen asıl en büyük putun olan nefsine tapıyor olmamaya bak.”
    Sahiden de ahır canlandırmasında bir eşek dikkatimi çekti. “İşte nefsim” diye düşünüp ayar verdim kendime.
    Kilisenin içi kalabalıktı. Ortalık buhur kokuyordu. Kilise korosu ilahiler söylüyordu. Üç çerah uyandırdım (mum yaktım): Biri yoluma ışık tutan ustalar, biri tüm sevdiklerim ve insanlık âlemi, sonuncusuysa kendim için… Dualarıma Hz. İsa’yı vesile ettim. Benim için ifade ettiklerine dair tefekküre (derin düşünüş, meditasyon) daldım.

    MUSEVİYET, İSEVİYET VE MUHAMMEDİYET

    Tasavvufta anlatılan tekamül merhalelerini tekrar zihnimden geçiriyordum:
    Birinci adım, Allah’a yönelme, Museviyet. Akıl melekesinin iyi ve kötü önermeleri arasından Allah’ın bize bizim için verdiği kurallar rehber edilerek iyiyi, doğruyu ikame ettirme, yani ‘şeriat’a uyma adımı. Temsilcisi Hz.Musa (a.s.), yöneticisi akıl, kitabı Tevrat… 
    İkinci adım, Allah’ı sevme adımı. İseviyet, tasavvufta ‘tarikat’ mertebesine denk geliyor. Temsilcisi Hz.İsa (a.s.), yöneticisi gönül, kitabı İncil…
    Muhammediyet ise ikisinin uyumlanmasını, Allah’a teslimiyeti ve iç barışı temsil ediyor. Buna da ‘hakikat’ deniyor… 
    Aslında bunların hepsi iç içe, her basamak diğerlerini de barındırıyor. Yoksa Allah’ın kitaplarına ve peygamberlerine eksiklik atfetmiş oluruz, haşa.

    ZİYARETİMİN KABULÜNÜN ÜÇ İŞARETİ/_np/0190/18810190.jpg

    İşte karşımda çarmıha gerili Hz.İsa... Tokat atana diğer yanağını uzatmasıyla, sevdiği uğruna kendini feda etmesiyle hep vermek isteyen gönlün aşk halini anlatıyor bana. Neden bu kadar zor geliyor gerçek aşk? Hep bu ‘eşek’ yüzünden. Her yerde sevgiliyi gören gönül, sevgilide kusur görmeyen gönül, n’olur uzak durma bana… 
    Ayakta durmaktan yorulmuştum. Âdetim olduğu üzere ziyaretimin kabul olup olmadığının bir işaretini arıyordum. Az ötede bir tanıdığımı gördüm, adı Sevgi. İlk işaret belki de buydu. Ayinin bitimine doğru kiliseden ayrıldım. Biraz halliceydim. Arabama yürüyordum. Bir Noel Baba, dükkân promosyonu yapıyordu. Aklım kalbe dair tefekkürdeydi: “Noel Baba’nın niye kırmızı giydiğini hiç düşündün mü?” Düşünmemiştim. “Kırmızı, kalbin rengidir de ondan!”. Eyv’Allah.
    Arabamın önünde, yerde bir parça çiçek buldum. Hani ufak, beyaz çiçekçiklerden oluşan, buketlerin süslemesinde kullanılan türden; bebek nefesi mi diyorlardı? Gülümsedim. İsa Bebek’in nefesi, ikinci işaret... Sonuncusu da şöyle geldi: Yazımı yazacağım günler pek evden çıkma fırsatı bulamam. “Aç kalmayayım, alışveriş yapayım bakkaldan” dedim. Tezgâhın üzerinde bir sürü CD, biri isteyen alsın diye bırakmış artık dinlemediği CD’leri. En üstteki  Noel şarkıları CD’siydi. Aldım tabii; üç oldu böylece…
    Halleluya!
    Hepinize mutlu yıllar! Niyet hayır, akıbet hayır inş’Allah…

    Yazarın Son Yazıları
    20 Temmuz 2014, Pazar
    13 Temmuz 2014, Pazar
    06 Temmuz 2014, Pazar
    29 Haziran 2014, Pazar
    15 Haziran 2014, Pazar
    15 Haziran 2014, Pazar
    08 Haziran 2014, Pazar
    01 Haziran 2014, Pazar
    25 Mayıs 2014, Pazar
    18 Mayıs 2014, Pazar
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.