Niye geriyor?

    HEP birlikte bakalım:

    -  Oyunda bir düşüş var mı? Yok.
    -  Alternatifi var mı? Yok.
    -  Egemenliğini her geçen gün daha da pekiştirmiyor mu? Pekiştiriyor.
    -  Rektörlerin çoğu kendisine selam durmuyor mu? Duruyor.
    -  Parti içinden “İtaatteyiz” açıklamaları gelmiyor mu? Geliyor.
    -  Gündemi bir gün içinde üç kez değiştirecek kudrete malik mi? Malik.
    -  Ağır bir medya muhalefeti falan söz konusu mu? Değil.
    *
    O zaman soralım:
    -  Neden geriyor?
    -  Neden “ak gençlik/kara gençlik” ayrımı yapıyor?
    -  Neden en küçük bir protestoya bile tahammül edemiyor?
    -  Neden kutuplaştırdıkça kutuplaştırıyor?
    -  Neden tarafları gittikçe daha çok keskinleştiriyor?
    *
    Diyorlar ki:
    “İşin içinde bilmediğin bir iş var.”
    Ardından da başlıyorlar anlatmaya:
    “Bakalım: Kime saldırıyor?
    Sağcıların nefret ettikleri mevzilere... Saldırdıkça da geniş sağ kesimin
    desteğini arkasına alıyor... Şöyle
    düşünüyor: Varsın üniversitelerin
    solcu öğrenci ve hocaları benden nefret etsin, varsın birkaç özgürlükçü liberal köşe yazarı bana atarlansın, varsın ağzımla kuş tutsam dahi bana oy vermeyecek olan Kemalistler bana karşı daha da öfkelensin... Hiç önemli değil... Zırnık koparamazlar... Ama ‘üniversitede anarşi’ deyince tüyleri diken diken olan geniş sağ kesim hemen arkamda hizalanıverir... Kısacası yaptığı şey şu: Sağı tahkim etmek.”
    *
    İtiraz ediyorum.
    Diyorum ki:
    “İyi de Türk sağı zaten tahkim edilmiş durumda. Muhafazakârıyla, mukaddesatçısıyla, milliyetçisiyle, Osmanlıcısıyla, eski İslamcısıyla, Demokrat Parti’lisiyle, eskinin ANAP’lısıyla, Özalcısıyla bütün bir Türk sağı arkasında. Zaten kenetli olan sağı daha da kenetlemek için memleketin bu denli kutuplaştırılması mantıklı mı?”
    Bu itirazıma bir yanıt alamıyorum.
    *
    Ey siyaset bilimciler!
    Ey analizciler!
    Ey aklı erenler!
    Ey Hasan Bülent Kahraman’lar, ey Hasan Cemal’ler, ey Taha Akyol’lar, ey Yalçın Akdoğan’lar...
    Bir zahmet bana yardımcı olabilir misiniz?
    Cevabını bir türlü bulamadığım “Neden geriyor?” sorusuna bir yanıt verir misiniz lütfen?
    Benim anlayacağım şekilde ama...

    Levent Kırca’ya hiç gülmedim

    “BENİM de işim var, belki bir karı buldum gidip onu dü.....m” diyen Levent Kırca’yı haklı çıkarmak için bin dereden su getirme çabaları devam ediyor.
    Baktım Bekir Coşkun da bu türden bir faaliyete geçmiş.
    Özetle diyor ki:
    “Levent Kırca herkes susarken konuşan, dilini tutmayan, paşalara meydan okuyan, halkın sorunlarını ve sıkıntılarını anlatan bir yiğit sanatçıdır. Gerçek sanatçıdır. Sıradan insanlara benzemez. Dilinin ucuna geleni söyler. Ayrıca Levent Kırca eskiden de böyle espriler yapardı. ‘Zammına korum’ derdi, jet-ski esprileri yapardı, hepiniz gülerdiniz.”
    *
    Bekir Coşkun’a şunları söylemek isterim:
    Levent Kırca “Benim de işim var, belki bir karı buldum gidip onu dü...m” dediğinde hiç şaşırmadım ben.
    Çünkü kendisinden beklemediğim bir cümle değildi bu...
    Onun mizah anlayışı böyledir: Cinsiyetçidir, belden aşağıdır, ucuzdur.
    “Zammına korum” derken de pespayeydi, “jet-ski” esprileri yaparken de...
    Ben bu esprilere hiç gülmedim.
    Böyle pespaye espriler yapıyor diye de hiçbir zaman “sıkı muhalif” olarak görmedim kendisini...
    *
    Levent Kırca’nın sıradan insanlara benzememesi meselesine gelince...
    Bu doğrudur.
    Hiçbir sıradan insan, binlerce kişinin önünde “Belki karı buldum, onu bilmem ne yapacağım” demeyi aklının ucundan bile geçirmez.

    Taraf’a ne oldu?

    ROBOSKİ konusunda en duyarlı haberler ve yazılar Taraf gazetesinde çıkmıştı.
    Ahmet Altan’ın ayrılışının ardından...
    Roboski’nin yıldönümünde Taraf’ın attığı manşet şöyle:
    “Başbakan’ı affetmeye hazırız.”
    Altında da şu cümle var:
    “Uludere halkı: Failler bulunursa kırgınlığı unutmaya hazırız.”
    *
    Ben inceden bir yumuşama kokusu aldım.

    Hüseyin Gülerce hatırlayacaktır

    ZAMAN yazarı Hüseyin Gülerce yazıyor.
    Diyor ki:
    “ODTÜ eylemleri profesyonelce bir tertiptir, Ergenekon falan karışmıştır işin içine.”
    *
    80’li yıllarda ilk başörtüsü eylemleri başladığı zaman bu eylemler hakkında da “profesyonelce tertip” ya da “Bu eyleme katılanlar anarşist” diyenler vardı.
    Hatta “Başörtüsü eylemlerine çarşaf giyip karışan provokatörler karışmıştır” da denmişti.
    Hüseyin Bey, bilmem, hatırlıyor mu bu sözleri?

    Soner Yalçın soruları

    - SORU BİR: Soner Yalçın dün neden tutuklandı, bugün neden tahliye edildi? Bunun mantıklı bir izahı var mı?
    - SORU İKİ: İki yıl önce “kaçma şüphesi” olan Soner Yalçın, iki yıl içinde bu şüpheyi giderecek ne yaptı da mahkeme heyeti tahliye kararı verdi?
    - SORU ÜÇ: İki yıldır “delilleri karartma” şüphesi olan Soner Yalçın, nasıl oldu da mahkeme heyetini delilleri karartmayacağına ikna edebildi?
    - SORU DÖRT: Eğer üç sorunun mantıklı cevabı yoksa, Soner’in içeride geçirdiği iki yılın hesabını kim verecek?
    - SORU BEŞ: Koskoca ODATV Davası’ndan tutuklu olarak Yalçın Küçük ile Hanefi Avcı kaldı... Davanın iki en zayıf halkası, iki yıl sonra nasıl oldu da davanın en kuvvetli halkası oluverdi?

    Bir sınavdır Roboski

    - Bakarsınız: Adamın biri çıkıp çoğu çocuk 34 kişinin savaş uçaklarıyla öldürülmesini “Ama onlar da kaçakçılık yapmasaydı” diye yorumluyor. Verirsiniz hemen notunu.
    - Bakarsınız: Bir başkası çoğu çocuk 34 kişinin katledilmesi karşısında sergilenen yetersiz duyarlılığı “Tutturmuşlar bir Roboski” diye niteliyor... Verirsiniz hemen notunu...
    - Bakarsınız: Bir başkası Gazze’de, Arakan’da katledilenler için sergilediği duyarlılığın pek azını bile Roboski’den esirgiyor... Verirsiniz hemen notunu...
    - Bakarsınız: Bir başkası “İyi ama şehitler...” diyerek ölümleri başka ölümlerle meşrulaştırmaya çalışıyor... Verirsiniz hemen notunu.
    - Bakarsınız: Başka bir iktidar olduğunda “Başbakan özür dilemelidir” diye yeri göğü inletecek olan şahıs, kendi iktidarlarında suspus oluyor... Verirsiniz hemen notunu.

    Bülent Arınç’a iki anımsatma

    BİR: ODTܒde bazı kişilerin protesto edilmeyeceğini söylemiş, örnek olarak da İşçi Partisi’nin hapisteki Genel Başkanı Doğu Perinçek’i göstermişsiniz. Lütfen yardımcılarınıza talimat verin, size 2006 yılının mayıs ayında Doğu Perinçek’in ODTܒde protesto edildiğine dair gazete haberlerini bulup versinler.
    İKİ: “Başbakan’a itaat ederim, onun söylediklerinin dışına çıkmam” demişsiniz. Lütfen yardımcılarınıza talimat verin, size 2011 yılının aralık ayında Bursa’da yaptığınız ve içinde, “Ben Tayyip Erdoğan’a biat etmemiş kişiyim, biat etseydim Erbakan Hoca’ya ederdim” cümlelerinin geçtiği konuşmanızın tam metnini bulup versinler.

     

    Ahmet HAKAN yazılarını takip edin!
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.