Böyle erkekler, böyle zihniyet, böyle kadını aşağılama İSTEMİYORUUUZ!

BUGÜN söz kadın dernekleri temsilcilerinin...

Haberin Devamı

Hepsi de alanlarında bir numara kadınlar.

Hayatın diğer alanlarında sıkça karşılaştığımız şiddetli erkek egemenliği, bir de milletin egemenlik alanı olan TBMM’ye taşınınca irkildiler.

Susmadılar, boyun eğmediler... Kadınların bedenlerinin üzerinden siyaset yapılmasına, her fırsatta kadınların azarlanmasına, ezilmesine, kadınlara uygulanan şiddetin her türlüsüne...

Karşı durdular, seslerini yükselttiler.
/images/100/0x0/55eb367cf018fbb8f8b2af9e
Meclis’te başka hangi erkekler mahcup?!
Halime Güner/Uçan Süpürge Genel Koordinatörü

BEN artık şahsen Bülent Arınç’a başka türlü bakacağım. Niye mahcup? Bir kadın bakınca neden mahcup oluyor? Hep mi öyleydi?

Çocukluğu nasıl geçmiş? Nasıl travmalar geçirmiş? Evliliği nasıl? Kadınlarla ilişkisi nasıl? Neden orada bambaşka bir şey tartışılıyorken, esas konudan uzaklaşma ihtiyacı hissetti? Başta türlü cevap veremez miydi? Karşısındaki her konuda birikimli ve donanımlı kadına neden “belden aşağı” bir saldırıda bulundu? Bu tür saldırıları kadınlara karşı araç olarak mı kullanıyor? Bunu her zaman mı yapıyor?

O mecliste başka kimler mahcup acaba?!

Milli Eğitim Bakanı’nda da o mahcubiyeti görüyorum...

Yanılıyor muyum?

Bundan sonra Arınç’ın bütün cinselliğini taramayı düşünüyorum. O söylem, o sarf ettiği cümleler bana öyle bir dürtü verdi. Elimde olmadan işin erkeklik kısmını düşünmeye başlayacağım.

Burada bir “samimiyet testi” de var, Fatma Şahin ve hükümetin kadın politikasıyla ilgili olarak.

Fatma Şahin’in de Aylin Nazlıaka’yı desteklemesini beklerdim.

Ben sonuna kadar Aylin Nazlıaka’nın destekleyicisiyim.

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55eb367cf018fbb8f8b2afa0

Bu resmen kadın düşmanlığı
Oya Ersoy-Halkevleri Genel Başkanı

ARTIK yeter!

Bu ülkede kadına dair her şey suç, ayıp ve utanılacak bir şey olarak algılanıyor.

Başta Arınç olmak üzere AKP’liler kadınları, “ikinci sınıf vatandaş” olarak değerlendiriliyor.

Başbakan da farklı düşünmüyor, kadınla erkeğin eşit olmadığını zaten söylüyor.

Biz kadın hareketi olarak Aylin Nazlıaka’yı yüzde yüz destekliyoruz.

Kürsüde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne dair bütçe görüşmeleriyle ilgili fikirlerini söylerken, “Niye yüzüme bakarak konuşuyorsunuz!” deniyor?

Olabilir mi böyle bir şey?

Hiç şüphe yok ki küçük düşürme amaçlı yapılmış bir şey.

Ayrıca “zarif kadın” lafları da tamamen karşısındakini kişiliksizleştiren bir dil.

Bunu hep yapıyorlar, özellikle yapıyorlar.

Siyaseten başa çıkamadıkları noktada, bu tür şeyler söylüyorlar.

Buna “Dur!” demenin zamanı geldi de geçiyor bile.

Hatırlarsınız Hopa olaylarından sonra Dilşat Aktaş hakkında da başbakan, “Kadın mıdır kız mıdır bilemem” diye bir cümle sarf etti.

Bu resmen kadın düşmanlığı!

Başka açıklaması yok.

Biz kadınlar, bu ülkede, hak ve özgürlüklerimizle, eşit birer yurttaş olarak yaşamak istiyoruz. O yüzden, “Hayatımız da bizim, bedenimiz de! Kimsenin dokunmasına izin vermeyeceğiz!”

Haberin Devamı


/images/100/0x0/55eb367cf018fbb8f8b2afa2

Meclisin Arınç Hali
Hilal Dokuzcan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı

KADINLAR -evde, sokakta, işte- zaten şiddetin her türlüsüyle karşı karşıya geliyordu.

Yetmezmiş gibi bu alanlara Meclis’i de ekledik.

Söyleyecek söz, verilecek yanıtlar yoksa, her zaman yapıldığı gibi konu kadına geliyor...

Beden, organ, cinsiyet gibi vurgularla toplumsal cinsiyet eşitsizliğine güç veriliyor.

Buna kısaca “meclisin Bülent Arınç hali” diyebiliriz.

Arınç, Aylin Nazlıaka için “Evli çocuklu bir kadın böyle konuşamaz, utandım!” diyor.

Kadınlar ve kadın bedeni üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getiren zihniyet bir utanç ve yüz kızarması yaşayacaksa, cinayetlerden, tecavüzlerden, kadının insan haklarını yok sayan uygulamalardan yaşamalı.

Kadını yok saydıkları için, cinsiyetçi oldukları için, kadını toplumsal yaşamın dışına ittikleri için utanç duymalılar.

İlginç olan, Arınç, utandığını ifade ederken söylediği sözlerin bırakacağı etkinin bir utanç yarattığının farkında bile değil.

Erkek egemen dil ve cinsiyetçi söylem şiddetin kendisi.

Bu söylem değişmeli.

Tam da bunun için siyasette daha çok kadına, kadın duyarlılığına ve kadın dayanışmasına ihtiyaç var.

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55eb367cf018fbb8f8b2afa4

Aile yoksa kadın da yok
Canan Güllü-Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı

AYLİN Nazlıaka’ya yapılan cinsel tacizdir, şiddettir.

Kendisiyle eşdeğer vekillerin önünde, canlı yayında, milletin önünde, şiddete maruz kalmıştır, “Evli ve çocuklu” diyerek de
aşağılanmıştır.

Kadın konusunda neler oluyor diye, bu dönemi iyice irdelemek gerekiyor.

Yüzde 51.6’sı kadın olan bu ülkede, 35 milyon küsur kadının geleceği söz konusu.

AKP zihniyetine göre, “Aile yoksa kadın da yok!”

Bakış açıları böyle.

“Öyle değil” diyorlar ama biz sahadayız, şiddet olayları günden güne artıyor.

Koruma altındaki kadınımıza bu ülkenin polisi “Sen ne yaptın ki bu adam böyle çileden çıktı!” diyor, diyebiliyor.

Kadını koruyacak polisin zihniyeti bu!

Tecavüze uğrayan 15 yaşındaki kızlar, tecavüzcüleriyle evlendirilmek isteniyor.

Ya da Adli Tıp’tan, Yargıtay’dan “Tecavüzde rızası vardır” beyanatları yükseliyor.

Hiç şüphe yok ki etrafımız, erkek egemen zihniyetin, kadını görmezden gelen düşünce yapısıyla sarılı!

Ama bu zihniyetin, bu düşünce yapısının değişmesi gerekiyor.

Türkiye’de hâlâ, her yerde kadınlar boşandıkları eşleri tarafından öldürülüyor.

Tacizler artıyor, tecavüzler, hatta çoklu tecavüzler artıyor, şu aralar ensest atlasıyla ilgileniyoruz, Türkiye’nin 81 ilinde ciddi boyutlarda ensest var...

Ağrı milletvekili şiddete uğradığında, meclis başkanının ya da hükümet sözcüsünün çıkıp da “Kadına şiddete hayır!” gibi bir söylemi oldu mu? Ya da
Başbakan’ın, “Bu parlamentonun bir kadın vekiline kalkan elleri kırarım!” diye bir söylemi?

Hayır!

Kadına şiddet söz konusu olunca tık yok.

Erkek egemen zihniyet aldı başını yürüyor.

Böyle bir zihniyet istemiyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları