Anneliğinizden ve hatta insanlığınızdan nefret ettiğiniz anlar var mı?

    Benim var.

    Ve dün, o anlardan birindeydim.

    Hatta korkarım hala öyleyim.

    Sabah iyiydim. Ama sonra olanlar oldu.

    Ayağımdaki o iğrenç sendromun tutacağı tuttu. Zaten neden olduğunu ne zaman geleceğini bilemiyoruz. Doktor da öyle diyor, tutarsızmış kendisi. Bilinmeyen şekilde geliyor ve sinirlerde olduğu için de her yerime yayılıyor. Sonra da geçiyor.

    Geee-çiiii-yor! Çok şükür.

    Bunun benim yaptığım şeylerle, hele de aktif bi insan olmamla hiç ALAKASI yok!

    Bunu yedi ceddime anlatabilmeyi çok isterdim. Ama nedense beni kimse anlamak istemiyor.

    Ben aslında yalnızım bu yolda! ?

    Komik ama gerçek Sevgili Okurlarım, ben kocaman bi kalabalık içinde yalnızım sanki.

    Ben kendimle ve saçma kırığım sonrası başıma kalan sendromla barıştım ama; benden başka kimseye anlatamadım.

    Herkes bana “DUR!” demek istiyor.

    Ben de bunu anlamıyorum arkadaşlar. (“yonca ne diosun sen yaaa?” diyosanız pardon. İçimi döküyorum!)

    Biliyor musunuz, Allah kimseyi durdurmasın!

    Durduğumuz gün zaten bu diyardan göçmüş olacağız.

    Ben kimse için, “Yavaşla” veya “Dur” temennisinde bulunmadım. Bulunmayacağım.

    Söz.

    Topuğumdan başlıyor, bütün bedenimi sarıyor ağrım. Ama HAREKET etmem lazım ki geçsin. Ve öyle oluyor. Ben hareket ettikçe iyi hisseden, iyileşen bi insan cinsiyim.

    Yanıyorum, ağrıyorum… vesaire… Ama millet benim çektiğimin bin katını çekiyor. Benimki, kedi kı.ını görmüş yaram varmış mishali...

    Umrumda değil yani.

    Lütfen, bu yazımı da sinirli anımda elimden kaçmış insanlık hali yazılarıma sayın e mi?

    ...

    Gelelim anneliğe....

    Çok zor.

    Annelik lanet olsun ki çok zor!

    Ya evet, ben istedim anne olmayı. Kimse beni zorlamadı. İyi de, insan istediği bir sürü şey için arada “of yani” diyor di mi?

    E işte bu da benim “günüm. BU kadar yani.

    Gün içinde, hayat süresince bir sürü şeye canın sıkılıyor. Bir sürü kendine ait içsel derdin oluyor. Ama bunu çocuklara yansıtma, yaşatma lüksün yok!

    Yok anasını satayım.

    Ay ama pardon yani, ben bazen yansıtıyorum. “Oha yani Yonca!” hiç demeyin, ben de böyleyim hani!

    Çocuklar öyle... kuzu kuzu, naif ve masum sana bakıyorlar... Onlar masum. Sen değilsin. Senin ajandan farklı, onlarınki farklı.

    Ve gel gör ki öyle günler var ki, patlıyorsun anladın mı?

    Dayanacak gücün  kalmıyor. O gün, o gün olmuş oluyor.

    Bin gün melek gibisin, anasını satayım 1 gün iğrençsin ve herkes o 1 iğrenç günü kafana kakıyor. Binlerce iyi gününü hatırlayan yok.

    Ayyynı kurumsal kafa işte!

    Şirketler de böyle.

    Herrr gün bütçe tutar, 1 gün azcık şaşar, patron parlar!

    Bu ne ya? Bu ne?

    Kafanda bin tane şeye yetişmeye çalışırken, onlar (çocuklar) birden sana (Allah’ım beni affet! Bin tane sorun çıkarıyor!”)

    Bağırıyorsun, saçmalıyorsun, o gün anne olmak istemiyorsun.

    Yalnızlık istiyorsun.

    Regl olacaksın belki de...

    Belki de 10 kutu Nutella yiyeceksin televizyon karşısında sinirle...

    Belki de bahanen yok, sadece öylesine canın vık vık modunda değil... Ama var işte vık vık yanında...

    Ve kendini tuttukça beter oluyorsun.

    Masumcacık canının sıkıldığını söyleyen çocuğuna eğlence yaratacak halde değilsin ve patlıyorsun anlamsızca.

    Bağırıyorsun.

    Ve haydeee hatalısın işte. Ve hatta bu dediklerimi dile aldığın için de Evren seni lanetliyor sanki bi de!

    Neden?

    E kitaplar ve doktorlar öyle diyor. Çünkü!

    E abicim iyi de, ben de insanım be yaw!

    Kitap ve doktor haklı da, ben de mükemmel değilim ki işte.

    Defoluyum ve yaram var belki de!

    Eeee?

    N’apcaz şimdi?

    Kalkıp “Eeee sen de çocuk yapmasaydın Abi!” demek çok kolay değil mi?

    Hooop vicdan azabı anında...

    Ayol ben zaten bu azabın zevkine varmak zorunda olduğumu kabul etmişim.

    Daha ne!

    Ama çok geç.

    Olan olmuş.

    İnsansın eninde sonunda.

    ...

    Sabah olsun, özür dilersin, ve unutmuş olmasını umarsın.

    Yapacak bir şey yok bu yazıyı yazarkenki yalnız ve sonsuz vicdan azabımda.

    Sabah ola, hayrola Yoncacım.

    Olur böyle arada.

    Nefes al.

    Geçer.

    2 çocuğun var.

    Ama sen de arada çocuk olma hakkını kullanmak istiyorsun,

    Anlıyoruz yani seni.

    Nokta.

    Yonca
    “20 Kasım saat 23:55”


     

    Yonca TOKBAŞ yazılarını takip edin!
    Yazarın Son Yazıları
    11 Kasım 2014, Salı
    05 Kasım 2014, Çarşamba
    02 Kasım 2014, Pazar
    29 Ekim 2014, Çarşamba
    16 Ekim 2014, Perşembe
    14 Ekim 2014, Salı
    07 Ekim 2014, Salı
    01 Ekim 2014, Çarşamba
    30 Eylül 2014, Salı
    24 Eylül 2014, Çarşamba
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.