Dr.Başak DEMİRİZ

29 Eylül 2012
    Aşk acısı geçer mi?

    Hiçbir aşk acısı ölene kadar aynı şiddetiyle devam etmiyor, yoksa ayakta kalmamız çok güç olurdu. Unutmayın insanoğlu tüm acılarla baş edebilecek donanıma sahip ve beynimizden gelen sinyaller de bunu kolaylaştırmaya programlı. Yani er geç acının şiddeti azalacak ve normal hayatınıza devam edebileceksiniz ama geçmesini beklemek dışında yapabileceğiniz birçok şey var.

    Danışan: Sevgilimden ayrılalı neredeyse 1 ay oldu ama onu unutamıyorum. Kafam karmakarışık. Hem onu geri istiyorum hem de bir daha başlamamızın hata olduğunu biliyorum. Ne düşüneceğimi nasıl davranacağımı bilmiyorum artık.
    Dr. Başak: Sevdiği kişiden ayrılan birçok kişi sizin gibi zorluklar yaşar. Bunların hepsi çok normal reaksiyonlar. Eğer bu bedensel ve ruhsal tepkilerinizin nedenini bilirseniz, baş etmeniz daha kolay olur.
    Danışan: Nedenini biliyorum, ayrılık.
    Dr. Başak: Ayrılığın yarattığı stres.
    Danışan: Stresle ne alakası var?
    Dr. Başak: Stres günlük konuşmalarımızda daha çok para sıkıntısı, trafik, iş gibi durumlarda yaşadığımız çeşitli duyguları ifade etmek için kullanılıyor ama aslında stres, sanıldığı gibi sadece endişe ve sıkıntı anlamına gelmez. Karşılaşılan yeni durumlarda, insanın ruhsal ve bedensel sınırlarının zorlanması neticesiyle ortaya çıkan tepkilerdir.
    Danışan: Ruhsal ve bedensel sınırlarımın zorlandığı çok doğru.
    Dr. Başak: Çünkü hoşunuza gitmeyen yeni bir durum var: Ayrılık. Beyniniz de bu durumu tehdit olarak algılıyor ve sinyaller veriyor; ‘ayakta kalabilmek için ya kaç ya da bu yeni durumla baş edebilmek için savaş.’ Dolayısıyla bütün vücudunuz bu yeni duruma adapte olabilmek için çeşitli tepkiler gösteriyor. Bu tepkiler her stres olarak algıladığımız durumda aynı şekilde ortaya çıkıyor. Bu trafik de olabilir, zor bir sınav da. Stres anında salgıladığımız iki ana hormon var: Kortizol ve adrenalin. Stres hormonları olarak bilinen bu hormonlar sayesinde beden, stresle baş etmeye çalışıyor. Bedenimizde hissettiğimiz değişiklikler işte bu yüzden.
    Danışan: Stres hormonları, duruma adapte olarak ayakta kalmamızı sağlıyor.
    Dr. Başak: Evet ama çok uzun süre salgılanırsa yarardan çok zarara neden oluyor.
    Danışan: Neden zararlı?
    Dr. Başak: Asıl hedef ayakta kalabilmek ve bunun için ya kaçacaksınız ya savaşacaksınız. Bu sırada tehdit geçene kadar, bedenin buna hazırlanması gerek. Nasıl mı? Kalp atışları hızlanıyor, tansiyon, kandaki şeker oranı yükseliyor, kaslar geriliyor (bu durum uzun sürdüğünde baş ağrıları olabiliyor mesela), daha sık aralıklarla nefes alınıyor, sindirim sisteminde değişiklikler oluyor.
    Danışan: Demek o yüzden günlerdir başım ağrıyor, bir şey yiyemiyorum.
    Dr. Başak: Stres çoğu kişinin iştahını olumsuz etkiler. Çoğu kişiden duymuşsunuzdur: ‘Ayrılığın en iyi tarafı verdiğim 5 kilo.’
    Danışan: Ben de çok kilo verdim ama kendimi iyi hissetmiyorum. Hasta gibiyim.
    Dr. Başak: Yoğun ve uzun süreli stres altındayken bağışıklık sistemimiz de etkileniyor. Çünkü bütün enerjimiz stresle baş etmek için kullanılıyor. Bu nedenle uyumanıza ve beslenmenize bu aralar dikkat etmelisiniz.
    HİÇBİR AŞK ACISI ÖLENE DEK DEVAM ETMEZ
    Danışan: Peki ruhumun acısı nasıl geçecek? Hiçbir şeyden keyif almıyorum. Herkes ‘zamanla geçer’ diyor ama geçmiyor.
    Dr. Başak: Zamanla acılarınızın azalacağı doğru, hiçbir aşk acısı ölene kadar aynı şiddetiyle devam etmiyor, yoksa ayakta kalmamız çok güç olurdu. Unutmayın insanoğlu tüm acılarla baş edebilecek donanıma sahip ve beynimizden gelen sinyaller de bunu kolaylaştırmaya programlı. Yani er geç acının şiddeti azalacak ve normal hayatınıza devam edebileceksiniz ama geçmesini beklemek dışında yapabileceğiniz birçok şey var.
    Danışan: Ben de biliyorum ama hiç aklımdan çıkmıyor. Elimde telefon, mesaj yazsam mı yazmasam mı, saatlerce öylece kalıyorum bazen. Kalbim yaz diyor, aklım ‘sakın yazma’ diyor.
    Dr. Başak: Yani ona mesaj yollamanın hiçbir işe yaramayacağını biliyorsunuz belki de ama bir yandan da başka bir ses, ‘yollarsan kendini daha iyi hissedeceksin, en azından kısa bir süre’ diyor. Ayrılıklardan sonra, hatta ilişki sırasında bile ‘aklın’ ve ‘kalbin’ ayrı şeyler söylemesi çok yaygın. Aslında yaşadığınız psikolojik sıkıntının nedenlerinden biri de içinizde çözümleyemediğiniz bu çatışma. İç sesleriniz uyum içinde olsaydı bu kadar gerginlik yaşamazdınız. Ayrılmadan önce yaşadığınız sıkıntılar sırasında da iç seslerinizin farklı şeyler söylediğini farkında mıydınız?
    Danışan: Evet, kavgalarımız olduğunda içimden bir sesin ‘bırak git, bu kadar üzülmeye değmez’ dediği oluyordu ama kalbimin sesi ‘her şey düzelebilir, eskisi gibi olabilir’ dediği için ayrılamıyordum.
    Dr. Başak: Öyleyse ‘bu kadar üzülmeye değmez’ diyen tarafınız bir şeylerin yolunda gitmediğini farkındaydı.
    Danışan: Son zamanlarda çok kavga ediyorduk. Sevgisinin azaldığını hissediyordum. 
    Dr. Başak: İçinizden bir ses ‘çok problem var git’ derken başka bir ses de; ‘kal, yoksa çok acı çekersin’ diyerek bütün problemleri görmezden gelmiş galiba.
    Danışan: Evet, ayrılmak korkutuyordu.
    Dr. Başak: Çünkü çoğu insan gibi siz de ayrıldıktan sonra daha mutsuz olacağınızı düşündünüz. Ayrılmaktan korkan insanlar genellikle, ömür boyu acı çekeceğini düşünür. İşin kötüsü bunu gece gündüz düşünür ve en sonunda düşüncelerini gerçek gibi algılar ve inanmaya başlar. Ben size her gün, günde 10 kere ‘mavi bardak alın yoksa içtiğiniz suyun tadı olmaz, mavi bardak olmadan su içemezsiniz’ desem, 1 hafta sonunda her yerde mavi bardak aramaya başlarsınız. Düşünceleriniz inanca dönüşür. Mavi bardak bulamazsanız yaşayamayacağınıza inanırsınız.
    AŞK BAĞIMLILIĞA BENZİYOR
    Danışan: Yani ben de onsuz yaşayamayacağıma inandırıyorum kendimi. Peki aşk yok mu, sadece düşünce mi var?
    Dr. Başak: Bilim insanları aşkı bağımlılığa benzetiyor. Diyorlar ki; aşık olunca beynimiz dopamin ve oksitosin gibi hormonlar salgılar. Bunlar insanların iyi hissetmesini sağlayan hormonlardır. Uzun süre bu hormonları salgıladığımızda, salgılamamıza neden olan kişilere bağımlı oluruz, hayatımızdan çıktıklarında da yoksunluk hissi yaşarız.
    Danışan: Bir yandan olumsuz düşünceler, bir yandan da hormonlar, ayrılığı atlatmaya çok yardımcı değil yani. İşin enteresanı içimden çok derinlerde bir ses ‘iyi ki ayrıldın, unutursun, zamanla daha iyi olacaksın’ diyor.
    Dr. Başak: En derinden gelen ses gerçeklere dayalı konuşan daha rasyonel ses. Geçmişinizde yaşadığınız kalp kırıklıklarını nasıl atlattığınızı, başkalarının da ayrılıp sonra tekrar nasıl aşık olduklarını bilen ses. Bu sese benzer sesleri arkadaşlarınızdan duyuyorsunuzdur eminim. Çünkü onlar da geçmiş tecrübelere dayanan bilgilerini size aktarıyorlar; ‘Bu acı da geçer, tekrar aşık olacaksın.’
    Danışan: Evet, yakınımdakiler hep böyle şeyler söylüyorlar.
    Dr. Başak: Onları dinlemeye devam edin. Çünkü onlar da içinizdeki o derinden gelen ses gibi daha gerçekçi konuşuyorlar.
    İşte bu nedenle, ayrılıklardan sonra arkadaşlarla, aile ile bol bol vakit geçirmek
    iyi gelir aslında.

    AŞK ACISINI ATLATMAK İÇİN NELER YAPMALISINIZ

    Dr. Başak: Aşk acısı atlatmak için yapmanız gerekenleri kısaca özetleyelim:
    1. Fiziksel şikayetlerinizin (mide bulantısı, iştah kapanması, uykusuzluk) normal olduğunu hatırlayın. Unutmayın ruhunuz ve bedeniniz yoğun bir stres altında ve bunlar stres karşısında yaşanan normal reaksiyonlar.
    2. Kalp kırıklığı yaşayan ne ilk kişisiniz ne de son kişi olacaksınız. Yüzyıllardır şarkılar, şiirler, öyküler, filmler aşk acısını konu aldığına göre, çok da sık yaşanıyor. Hatta bir nevi ‘delilik durumu’ olduğu sık sık vurgulanıyor. Öyleyse, yaşadıklarınız için kendinizi suçlamayın. Acı çekiyorsanız bunun da insani ve normal bir duygu olduğunu, milyonlarca insanın aynı nedenden acı çektiğini ama sonra acının geçtiğini hatırlayın.
    3. Kendinizi meşgul edin. Dışarı çıkın, arkadaşlarınızla buluşun, hobilere zaman ayırın.
    4. Egzersiz yapın. İster yürüyüş, ister ip atlama, ister bisiklete binmek olsun, yeter ki hareket edin. Yoğun stres altında olduğunuzu hatırlayın. Stresle baş etmenin en faydalı yollarından biri hareket etmektir.
    5. Onu hatırlatacak her şeyden kaçının. Bunun bir çeşit bağımlılıktan kurtulma süreci olduğunu düşünürsek, bırakmak istediğiniz sigaradan veya içkiden uzak kalmak bırakmanıza nasıl yardımcı olursa, aynı nedenlerden dolayı, ondan haber almamak da unutmanıza yardımcı olacaktır. Bu günden itibaren onu facebook, twitter vs. gibi yerlerde takip etmeyi, evinin önünde beklemeyi, eski mesajları okumayı, arkadaşlarınıza onun hakkında sorular sormayı bırakın. ‘Gözden uzak olan gönülden ırak olur’ sözü boşuna söylenmemiş.
    6. Uykunuza dikkat edin. Aşk acısı yaşarken uykusuzluk en önemli problemlerden biridir. Diğer yandan uykusuz kaldıkça olaylara objektif bakabilme ve gerçekçi düşünebilme becerileriniz olumsuz etkilenir. Duygularınızı kontrol etmekte zorlanırsınız. Kısacası uykusuz kalmak bütün beyin fonksiyonlarınızı olumsuz etkiler. Bu nedenle uykusuz kalınan gecenin ardından hata yapma olasılığınız daha yüksek olur.

    NOT: Psikoterapi diyalogları, yaşanmış hikayelerden esinlenerek, psikoterapi sürecinde kullanılan yöntemlere örnek oluşturmak amacıyla yaratılmıştır. İçeriği psikolojideki bilimsel gelişmelere paralel olmakla beraber genel bilgilendirme ve tavsiye niteliğindedir.

    Yazarın Son Yazıları
    23 Ağustos 2014, Cumartesi
    15 Ağustos 2014, Cuma
    26 Temmuz 2014, Cumartesi
    18 Temmuz 2014, Cuma
    05 Temmuz 2014, Cumartesi
    28 Haziran 2014, Cumartesi
    21 Haziran 2014, Cumartesi
    13 Haziran 2014, Cuma
    06 Haziran 2014, Cuma
    31 Mayıs 2014, Cumartesi
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR

    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
    Kapat
    Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
    • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
    • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
    • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.