John Nash: Amerikan seçimleri uyduruk

PEŞİNEN söylemem gerekir ki John Nash ile diyalog kurmak pek kolay değil.

2003 yılında yapmış olduğum söyleşiye yeniden bir göz atınca da fark ettim bunu.
Nash’in hiçbir soruya kesin bir cevabı yok.
En basit soruyu bile sizin beklediğiniz anlamda cevaplamıyor.
Sanki sizden farklı bir boyutta yaşıyor, her şeyi farklı görüyor ve sorduğunuz soruyu karmaşık bir denkleme çeviriyor.
Cevaplarını buna göre veriyor.
İkinci, ya da üçüncü kez geldiği İstanbul ile ilgili izlenimlerini soracak oldum.
İstanbul’un coğrafi konumundan başlıyor, tarihi geçmişinden çıkıyor.
Soruya “evet bu şehirden etkileniyorum, beğeniyorum” mealinde bir cevap asla yok.
Güneri Civaoğlu “mutlu musunuz” diye soruyor.
Soruya resmen izafiyet teorisiyle cevap veriyor.
AMERİKAN HALKINI UYUTABİLİRSİNİZ
Politikaya ilgisini bildiğim için kısa bir Boğaz turu için bindiğimiz “Sultan Kayığı”nda (Sultan Kayıkları, Ali Rıza Bozkurt’un kızı Gülsün Bozkurt Kiper’in turistik amaçla yaptırmış olduğu orijinallerinin tıpatıp aynısı) önümüzdeki aylarda yapılacak Amerikan seçimlerini soruyorum.
John Nash “Bu seçimler uyduruk. Amerikan halkını uyutmak kolay” cevabını veriyor.
Baktım 2003 yılında da hemen hemen aynı şeyleri söylemiş.
Alıntılamam gerekirse “Amerikalılar her şeyi bilmezler, öğrenmek de istemezler. Amerikan Kongresi’dekiler kadar bilgili değiller. Aynen Romalılar gibi. O devirde halk, Sezar ve senatörleri gibi her şeyi bilmezlerdi” demişti.
Aradan neredeyse 9 yıl geçmiş.
John Nash şimdi daha yavaş konuşuyor, dikkatini daha zor topluyor.
Seçimlerle ilgili analizinde Obama’nın kazanmasının “çantada keklik olmadığını” özellikle vurguluyor.
DÜŞÜNCE DALGALARINI YAKALAMAK ZOR
“Her şey son anda değişebilir” diyor.
Daha sonra yemekteki sohbetimizde İkinci Boğaz Köprüsü’nü işaret ederek “Orası hangi yön” diye soruyor.
“Karadeniz” diye cevaplayınca başını sallıyor.
İstanbul’daki kavurucu sıcaklardan etkilenip etkilenmediğini sordum..
Pek etkilenmediğini, ABD’nin de bir çok eyaletinde sıcaklık ve kuraklık olduğunu ancak kendisinin yaşadığı New Jersey’de havaların normal seyrettiğini söylüyor.
Dediğim gibi, 1958 yılında ortaya çıkan şizofreni hastalığını zekasıyla yenmeyi başararak normal hayatına dönen 84 yaşındaki John Nash’in düşünce dalgalarını izlemek pek kolay değil.
O dalgaları yakalamayı başaran eşi Alicia Nash hep yanında.
Hem de birkaç kez ayrılıp yeniden barışmalarına rağmen.

Üç Nobelli, bir davet

DÜNYANIN sayılı matematik dehalarından John Nash ve 1994 yılında Nobel ödülünü onunla paylaşan Alman bilim insanı Reinhard Selten ile 2007 ekonomi ödülünü kazanan Amerikalı ekonomist Eric Maskin.
Saydığım bu üç Nobelli bilim insanını bir arada görmek önceki gece işadamı Ali Rıza Bozkurt’un davetinde nasip oldu.
Aslında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, kendisi de matematikçi ve “Oyun Teorisi” uzmanı olan Profesör Remzi Sanver’in girişimiyle düzenlenen “Oyun Teorisi Cemiyeti”nin toplantılarına Maskin ile Nobel ödülünü paylaşmış olan Amerikalı ekonomist Roger Myerson da katılmıştı.
Dolayısıyla Bozkurt’un davetinde dört Nobelli bilim insanının olması gerekiyordu.
Ne ki Myerson “İlla Efes harabelerini göreceğim” diye tutturunca dört yerine üç Nobelli ile yetinmek zorunda kaldık.
Anadolu Hisarı’nda 18. yüzyılda Yasincizade Şeyhülislam Abdülvahap’ın yaptırmış olduğu yalının son sahibi olan Bozkurt 2003 yılında İstanbul’a gelen John Nash ile tanışmama vesile olmuştu.
OLİMPOS DAĞI GİBİ
Anladığım kadarıyla Nash ile Bozkurt arasındaki dostluk yıllar öncesine dayanıyor.
Kendisi de hayli ilginç bir kişi olan Bozkurt İstanbul’a gelen tüm Nobelli bilim insanlarını ağırlayınca Boğaz kıyılarında alışılmadık bir manzara ortaya çıktı.
Neredeyse her masaya bir Nobel ödüllü bilim insanı düştü.
Ali Rıza Bozkurt’un da işaret ettiği gibi Boğaz kıyısındaki yalı Yunan Tanrıları’nın mekanı Olimpos’a dönüştü.
Olimpos Dağı’ndaki tanrılar arasında hiç kuşku yok ki en fazla ilgi çeken John Nash ile yanından hiç ayırmadığı karısı Alicia Nash oldu. Bu arada aynı Nobel ödülünü paylaşan iki bilim insanının aynı mekanı paylaştıklarında nasıl davrandıklarını merak edebilirsiniz.
2-3 saat süren davet boyunca Nash ile Selten’in bir saniye olsun bir araya geldiklerini, sohbet ettiklerini görmedim. Zaten her ikisi de ayrı yollardan yalıya gelmişlerdi.
Nash deniz yolu ile Selten karadan.

Euro bölgesini kurtarmak mümkün

JOHN Nash hayranlığından Bozkurt’un davetindeki diğer Nobelli bilim insanlarıyla fazla ilgilenemediğimi söylemek zorundayım
Ne ki, Alman Reinhard Selten ile birlikte İstanbul’a gelen “kız arkadaşı” Bonn Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Robin Pope beni yakaladı.
Gazeteci olduğumu duyunca “Euro bölgesinin kurtulabileceğini yazmalısınız” dedi.
Anladığım kadarıyla Reinhard Selten ile birlikte bu konuda birkaç makale yazmışlar.
Profesör Pope, Avrupa ülkelerinin önlerini görmek ve sağlıklı “iş planları” yapmak için Euro’ya sıkı sıkı sarılmaları gerektiğini iddia ediyor.
“Ekonomistler ekonomik krizden politikacıları sorumlu tutuyorlar ama onlarda aynı derecede sorumlu. Zira politikacıları yönlendirmeyi beceremediler”. Prof. Pope, Türkiye’nin de ithalat ve ihracıtının büyük bir bölümünün Avrupa’ya yaptığını dolayısıyla iş planlarını Euro’ya göre ayarladığını ve Euro bölgesine girmesinin iyi olacağını iddia ediyor.
Türkiye’nin de aynı gerekçeyle Euro’ya girmesi gerektiğini söylüyor.

Başbakan Bilgi Üniversitesi kampusundeki içki yasağı için kime talimat vermiş

BAŞBAKAN Erdoğan bir televizyon söyleşisinde geçtiğimiz günlerde Bilgi Üniversitesi’nin kampusunde yapılan One Love Festivalinde içki satılmaması için Üniversite yönetimine talimat verdiğini söylemişti.
Ali Bozkurt’un davetinde karşılaştığım Bilgi Üniversitesi öğretim görevlilerine ve üst düzey yöneticilerine bu talimatı kime vermiş olabileceğini sordum.
Ortaya şu çıktı:
Başbakan Erdoğan içki satışıyla ilgi talimatı Bilgi Üniversitesi Küresel Sorunlar Platformunun Kurucusu ve Platformun Danışma Kurulu Başkanı olan Egemen Bağış’a vermiş.
Neticede o gece Bilgi Üniversitesi kampusunde içki satışı yapılmadı.
Bir çok konuda öncülük yapmış olan, Türkiye’nin akademik dünyasına yeni bir nefes getirmiş olan Bilgi Üniversitesi’nin kampusunde dışarıdan gelenlere hizmet veren Otto ve Talimhane gibi mekanlar var. Kış aylarında Talimhane’deki bir konsere gitmiştim. Öğrencilerin çoğunlukta olduğu atmosfer çok güzeldi. Peki bundan sonra Otto ve Talimhane’de içki durumları ne olacak
Konuştuğum Bilgi Üniversitesi yetkililerine göre, her iki mekanda da artık içki satışı çok zor.

Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
Kapat
Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
  • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
  • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
  • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.