Biri gider biri gelir, çirkin şehirler bize kalır

BİR filme girersiniz, berbat çıkar. Verdiği hasar geçicidir.

Ya da bir lokantada rezil bir yemek yersiniz. Bir daha o restorana uğramazsınız, mideniz bir güne düzelir, kötü hatıra da zamanla unutulur.

Maça gidersiniz, takımınız yenilir. Önünüzdeki maçlara bakarsınız.

Ama bir bina için aynı şeyi söylemek mümkün mü?

Bir hükümet, o hükümetin belediyesi gelir, hilkat garibesi bir binayı orta yere diker.

On yıllarca o bina orada kalır, manzarayı kirletir, berisine gerisine gelen başka yapılar için estetik marjını dibe çeker.

İstanbul’da bunun karşılığı, taşra burjuvazisinin dayattığı hantal, dev yapılar.

Son dönemde inşa edilen adalet saraylarını, TOKİ konutlarını, kongre merkezlerini gözünüzün önüne getirin...

Ve Çamlıca’da yapılacak camiyi, Taksim’e dikilecek kışlayı hayal etmeye çalışın.

Oysa iyi tasarlanmış binalar ve şehir alanlarının somut karşılıkları var:

Etrafındaki konutlar değerlenir, daha yüksek vergi ve kira gelirleri elde edilir, ofis çalışanlarının mutluluk ve üretkenlik seviyesi yükselir, turizm artar, onarım
masrafları düşer, suç oranı azalır ve insan davranışları olumlu etkilenir.

Frank Lloyd Wright, “Belki iyi mimari sayesinde hükümete nasıl daha iyi işleyeceğini gösterebiliriz” demişti.

Dirilip gelse keşke, bu sözü bir de bizi yönetenlere söylese...

Estetiği tartışmak kolay iş değil.

Herkes kendi aklının en iyisi olduğunu düşündüğü gibi, kendi zevkinin de diğerlerine üstün geldiğini sanır.

Ne var ki bu, birine iktidara geldiğinde hunharca kendi zevkini dayatma, kentleri şekillendirme iznini vermez.

Hayır.

Mesele Çamlıca’ya dikilecek cami, Taksim’e kurulacak kışla değil.

Mesele bunların neye benzeyeceğini tahmin ediyor olmamız.

Vasatta uzlaşmak istemeyişimiz.

Restorandaki kötü yemeği istemezsek bir daha yemeyiz.

Ama Taksim Meydanı’ndan geçmeden kaç gün geçirebiliriz?

Winston Churchill’in meşhur lafı durumu özetliyor:

“Biz binalarımıza şekil veririz, sonra da onlar bizi şekillendirir.”

O binalar bizim yaşam kalitemizi etkiler, şehirlerimize kimlik kazandırır veya kimliksizleştirir.

Eğer bu agresif ve çirkin yapılaşmayı mesele etmeyi kendimize iş edinmezsek...

AKP gider, ZKP gelir, fark etmez.

Feci sonuçlarına biz katlanırız.

O zaman da “Müstahak size” derler.

Yazarın Son Yazıları
30 Ağustos 2014, Cumartesi
28 Ağustos 2014, Perşembe
25 Ağustos 2014, Pazartesi
23 Ağustos 2014, Cumartesi
21 Ağustos 2014, Perşembe
18 Ağustos 2014, Pazartesi
16 Ağustos 2014, Cumartesi
14 Ağustos 2014, Perşembe
11 Ağustos 2014, Pazartesi
09 Ağustos 2014, Cumartesi
Melis ALPHAN yazılarını takip edin!
Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
Kapat
Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
  • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
  • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
  • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.