Kürtajın, gizli sosyal boyutu düşünüldü mü?

1990’larda Amerika’da sosyal bilimcileri, politikacıları ve polis güçlerini şaşırtan bir olay vuku buluyor.

Haberin Devamı

Suç oranları bilinmeyen bir sebepten dolayı aniden düşüyor.

Bazıları bunu polis güçlerinin etkili yöntemlerine, bazıları hapishanelerin etkisine, bazıları yaşlanan nüfusa, bazıları artan polis sayısına, bazıları da güçlü ekonomiye bağlıyor.

Bunların etkisi oluyor, ama hiçbiri %40’lık düşüşü açıklayamıyor.

EKONOMİ

1960’larda da ekonomik gelişim oluyor ama suç oranı düşmüyor. Hesaplara göre işsizlik oranındaki bir birimlik azalma, suç oranında bir birimlik azalmaya denk geliyor.

Ama suç oranındaki düşüş %40. Güçlü ekonomi ile açıklanamıyor.

HAPİSHANE

Hapishane koşulları zorlaşıyor ve bu dönemde hapishanedeki insanların sayısı tam 4 kez artıyor.

Ama rakamlara bakıldığında, bu durum sadece suç oranındaki düşüşün % 33’ünü açıklıyor.

DAHA FAZLA POLİS

Daha fazla polis suç oranın azalmasında etkili oluyor, ama suç oranı %10 azalıyor.

Haberin Devamı

SİLAH SATIŞLARI

Bu dönemde silah satışlarına sınırlamalar getiriliyor ama silaha sahip olma oranı ile suç oranı arasında korelasyon olmasına rağmen, çok yüksek değil.

Örneğin, İsviçre’de evde silah bulundurma oranı çok yüksek ama suç oranı çok düşük.

Yukarıda sayılanların hepsi etkili oluyor, ama o döneme özgü tedbirler değil.

O zaman gerçek sebep ne?

SEBEP NE?

Bunu anlamak için araştırmacılar 1930 ile 1960 arasındaki İskandinavya ülkelerinin verilerini inceliyor.

O zamanlarda bu ülkelerde kürtaj yasak ama mahkemeden özel izin alıp kürtaj yaptırabiliyorsunuz.

Araştırmacılar çok ilginç bir şey keşfediyor.

O dönemde suç işleyen kişilerin çoğunun annesi kürtaj izni istemiş ama alamamış.

Yani annenin istemeden dünyaya getirdiği bebeklerin çoğu suça karışmış.

BİR ANNE NEDEN BEBEK İSTEMEZ?

Annenin bebeği istememesi için çok önemli bir gerekçesi olması gerekiyor.

Tecavüz olabilir, ensest olabilir, gelir düzeyi düşük olabilir, çocuğa bakamayacağını biliyordur, depresyondadır, mutsuz bir evliliktedir, madde bağımlısıdır, anne çok genç olabilir ya da çocuğun engelli doğma ihtimali olabilir.

(Tabii buna ‘Nasıl olsa aldırırız deyip riskli ilişkilere girenleri’ dahil etmiyorum.  Gerçi bu da kadının seçme hakkı açısından tartışmalı ama ayrı bir tartışma.)

Haberin Devamı

Bu koşullarda istenmeden doğan bir bebeğin ilerde suç işleme ihtimali yüksek.

AMERİKADA DURUM

Buradan yola çıkarak araştırmacılar, Amerika’da suç oranlarındaki düşüşü kürtaj ile açıklamaya çalışıyor.

Amerika’da 1828 yılında kürtaj yasak, ama 1973 yılında serbest bırakılıyor.

Bu tarihten sonra her yıl 1.6 milyon kürtaj oluyor (% 0.7).

Bilimsel tahminlere göre kürtaj olmasaydı ve bu çocuklar doğsaydı, %50’si açlık sınırının altında yaşayacaktı, % 60’ı babasız büyüyecekti.

Zaten bu ikisi de suçu doğuran en büyük iki unsur olarak kabul ediliyor.

Araştırmacılar şu sonuca varıyor: 1990’larda suç oranı azalıyor çünkü suç işleme ihtimali olan kişiler zaten kürtajdan dolayı doğmuyor.

Haberin Devamı

Bu kişiler doğmuş olsalardı, 1990’larda suç işleme ihtimalinin en yüksek olduğu 20’li yaşlarda olacaklardı.

BAŞKA VERİLER

Bu teorilerini doğrulamak için araştırmacılar başka verilere de bakıyor.

Amerika’da kürtaj farklı eyaletlerde farklı yıllarda serbest bırakılıyor. Suç oranları incelendiğinde kürtaj ne kadar erken serbest bırakıldıysa, suç oranları o kadar erken düşüyor.

SEÇME HAKKI MI YAŞAM HAKKI MI?

Kürtaj aslında kadının seçim hakkı ile bebeğin yaşam hakkı arasında bir seçim, ama durumun bir de yukarıda bahsettiğim sosyolojik boyutu var.

Kürtajla ilgili düzenlemeler yapılırken, bu sosyolojik gerçek de göz önünde bulundurulmalı. Belki de kürtaj hakkı, farklı koşullara (anne ya da bebek sağlığı gibi) göre düzenlemeli.

Haberin Devamı

Not: Bu araştırmanın tamamını Prof. Steven Levitt’in Freakonomics adlı kitabında okuyabilirsiniz.

www.twitter.com/ozgurbolat

Yazarın Tüm Yazıları