
‘Türkiye ile Fransa arasında her hangi bir çıkar çatışması var mı, diye sordum. Aksine hiç yok. Hatta neredeyse tüm konularda ortak çıkarlarımız var. Peki Fransa neden bu kadar hasmane davranıyor? 20 senedir Fransa’dan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı gelmemiş. Bunun üzerine, Sarkozy gelmedi mi, diye sordu. Geldi ama G20 dönem başkanı sıfatıyla ve üç saatliğine. Ben o zaman gelme dedim, böyle geleceksen gelme. Ama çok ısrar ettiler, mecburen, gelen Fransa Cumhurbaşkanı diye kabul ettim.’
Cumhurbaşkanı Gül bu sitemlerini iletince Hollande da, ‘Haklısınız’ demiş, ‘Hemen bakanlarıma talimat veriyorum, Türkiye-Fransa ilişkilerini yeniden kuralım, bozulanı onaralım.’
Hollande, konuşmasının bir yerinde, ‘Afrika’da Ortadoğu’da pek çok ülke Türkiye’yi siyasi referans olarak alıyor’ demiş. Cumhurbaşkanı Gül, ‘İyi bir görüşme oldu’ diyor.
CUMHURBAŞKANI GÜL, OBAMA İLE GÖRÜŞTÜ - HABER
Afganistan’da iki ayda savaşı kazanıp 10 yılda barışı kazanamamak
CHICAGO’daki NATO zirvesi pazar günü başladı. Siz bu satırları okurken de aslında tamamen bitmiş olacak.
Zirvenin ‘zirve’ kısmının açılışının bir hayli sıkıcı geçtiği anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ifadesiyle, ‘Herkes resmi görüşünü söyledi, sonra uzun uzun sonuç bildirgesi tartışıldı.’
Sonuç bildirgesi tartışması kuşkusuz çok önemli. Böyle zirvelerde esas mücadele bu bildirgeye herkesin istediğini sokması, istemediğini de sokturmaması için veriliyor.
Cumhurbaşkanı Gül, pazar geceyarısı saatlerde biz gazetecilere bilgi verirken, ‘Başkan Obama bildirge için bizden yardım istedi’ dedi. Obama’nın yardım isteğine Gül, ‘Hep bizden yardım istiyorsunuz, biz de hep size yardım ediyoruz’ diyerek cevap vermiş. Bunun üzerine Obama da, ‘Doğru’ demiş, NATO Genel Sekreteri Rasmussen’i göstererek, ‘Orada oturuyorsa sizin yardımlarınızla oldu’ diye de eklemiş.
Gerçekten de eski Danimarka Başbakanı Rasmussen’in genel sekreterliğine başlangıçta Türkiye karşı çıktı, sonra NATO Genel Sekreter Yardımcılığı makamına bir Türk’ün gelmesi ve NATO komuta kontrol sisteminde Türk general sayısının artması gibi şeyler karşılığında bunu kabul etti. (Türkiye’nin artan yıldızlarının sebebi bu.)
* * *
Cumhurbaşkanı Gül, Obama’nın yardım istediğini söyledi ama sormamıza rağmen tam olarak ne konuda yardım istediğini anlatmadı. Ancak sonuç bildirgesinin şekillenmesinde Türkiye’nin önemli rolünün olduğu anlaşılıyor. En tartışmalı konu, NATO’nun Afganistan misyonunun geleceğinin nasıl tanımlanacağı, Pakistan’ın konumu vs.
Cumhurbaşkanı bizimle sohbete zirve için Başkan Obama tarafından devlet ve hükümet başkanlarına verilen yemeğin hemen ardından, odasına bile uğramadan geldi.
Ben, ‘Yemek nasıldı’ diye sorunca ‘Çok güzeldi, çok verimli tartışma oldu’ dedi. Oysa benim kastım yemeğin kendisiydi. ‘Yok canım, küçük bir parça et vardı galiba, sonra bir tatlı geldi ama ben meyveyle yetindim. Böyle çalışma yemekleri çok da lezzetli olmaz, zaten insan ne yediğini bile bilmez’ dedi.
Esas dişe dokunur tartışma yemekte olmuş ve neredeyse sadece Afganistan konuşulmuş. ‘Ben de biraz sansürsüz ve açık dille konuştum, sanırım ondan sonra herkes de döküldü’ dedi.
Cumhurbaşkanı yemekteki konuşmasında, ‘Kendi kendimizi aldatmayalım’ demiş, ‘On yıldır Afganistan’a bunca emek ve para harcadık. Çekildikten sonra ya her şey eskiye dönerse, bütün bu emek ve para boşa gitmiş olmaz mı?’
Gerçekten de, ABD Afganistan’da Taliban rejimini çok hızlı devirdi, savaş başlangıçta çok kolay ve hızlı kazanıldı. Ama aradan geçen onca zamanda barış kazanılamadı. Cumhurbaşkanı da buna dikkat çekmiş:
‘Hep askeri konuları düşündük. Oysa insanları kazanmadan olmaz. Çekilirseniz geri gelir adamlar...
Hiç değilse bugünden 2014’e kadar insani konulara ağırlık verelim.
Ama bırakın Afgan halkını Afgan ordusuna bile güvenmemişiz. Bir Afgan askerine bakın bir de müttefik askerine. Adamın ayağında postalı, kafasında miğferi bile yok. Daha askeri bile kazanamamışız. Trilyonlarca dolar harcandı ama Kabil’in yollarını bile asfaltlamadık, halbuki kaç paralık iş...’

* * *
Afganistan tartışması ister istemez Pakistan’a gelmek zorunda. Burada Cumhurbaşkanı Gül’ün görüşleri bence önemli:
‘Pakistan’a dışlayıcı ve hasmane biçimde davranmak doğru değil. Az kalsın çağırmıyordunuz zirveye. Zerdari ile görüştüm, şu kadar askerimizi öldürdüler,
şu kadar vatandaşımızı öldürdüler bir özür bile dilemediler, diyor. Bir gönül bile almamışız. Unutmayın onlar da sonunda halkına hesap veren, seçimle gelen yöneticiler.
Zerdari gelmeyecek, sonra biz burada kendi kendimize ne büyük zaferler kazandık diye övünüp toplantıyı bitireceğiz, kendimizi kandıracağız.
Pakistan’ı köşeye sıkıştırmak, dışlamak doğru değil. Allah korusun orada bir istikrarsızlık olur, istenmeyen bir durum ortaya çıkarsa maliyeti bütün dünyaya çok yüksek olur.
Ayrıca Pakistan’ın kendi güvenlik endişelerini de anlamak gerek.
Afganistan-Pakistan-Türkiye üçlü görüşmeleri çok önemli. Pakistan ile Afganistan arasındaki güvensizliği kaldırmaya çalışıyoruz, hiç değilse konuşsunlar birbirleriyle.
İstanbul’daki toplantıda Pakistan istihbaratının (ISI) başındaki general, ‘Dünya yıkılsa ben gelmezdim ama Türkiye çağırdı diye geldim’ dedi. Bunların değeri bilinmeli.’
* * *
Gül’ün yemekteki bu konuşmasında esas eleştiriler ABD’ye yönelik elbette. Başkan Obama, konuşma sonrası Gül’e, ‘Bu konuyu anlıyorum, evet Pakistan’ın kendi güvenlik algısını düşünmeliyiz’ demiş.
Biliyorsunuz Amerika 2013’te Afganistan’dan tamamen çekilmiş olacak. NATO da 2014’e kadar burada kalacak, sonrası meçhul.
Cumhurbaşkanı Gül, Afganistan’la 1921 tarihli dostluk-işbirliği anlaşmasının yenileneceğini ve bir stratejik işbirliği anlaşması yapılacağını söyledi, ‘Bizim Afganistan’a ilgimiz, oradaki varlığımız ve yardımlarımız 2014’ten sonra da sürecek’ dedi.
Cumhurbaşkanı Gül’ün izlenimi, çoğu NATO ülkesinin ‘Şu Afganistan’dan bir an önce çekilsek’ düşüncesinde olduğu izlenimini aldığını da ekledi.
‘Suriye’de Annan Planı’nı destekliyoruz ama...’
CUMHURBAŞKANI Gül’ün BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun ile görüşmesinde ana konu Suriye olmuş. Gül, ‘Biz Annan Planını destekliyoruz ama planın tamamının uygulanması şartıyla’ demiş Ban’a.
Biliyorsunuz planın ilk maddeleri ateşkesle, ağır silahların çekilmesiyle, akan kanın durmasıyla ilgili ama sonrasında serbest siyasetin yapılmasını, muhaliflerin görüşlerini dile getirebilmesini, sonunda da serbest seçimler yapılmasını öngörüyor plan.
Gül, ‘Eğer’ diyor, ‘Planın sadece ilk bölümü işler gerisi işlemezse bu mevcut rejimin kendini konsolide etmesi için bir fırsat olarak görülürse Suriye sorunu bitmez. Aksine plan mevcut rejimi destekleme
planına dönüşür.’
Merkel’den dert dinledi
PAZAR günü Cumhurbaşkanı Gül, Almanya Başbakanı Merkel ile öğlen çalışma yemeğinde buluştu. Bizim anladığımız bu yemek Merkel’in Avrupa’nın ekonomik sorunları ve özellikle de Yunanistan hakkındaki yakınmalarını dinlemekle geçmiş.
‘El içinde vasiyet ettik...’
CUMHUR-BAŞKANI Gül bu kadar dış politika gündemi içinde iç politika konuşmak istemiyor ama biz yine de başkanlık sistemi tartışmalarını ve yeni Anayasa sürecini sorduk.
Başkanlık sistemini Gül’ün tercih etmediğini biliyoruz. ‘Benim görüşlerim değişmedi ama bu konunun tartışılmasında da yarar görüyorum. Bence konu bilgiyle tartışılmalı ki herkes bu bilgiye dayanarak bir kanaat oluştursun’ dedi Cumhurbaşkanı.
Yeni Anayasa yazım süreciyle ilgili de, ‘Başlangıcı cesaret verici. Umarım bir sonuca ulaşacak. Zaten başarısız olunursa çok ayıp olur. Bizim Kayseri’de bir söz var, el içinde vasiyet ettik artık ölmesek olmaz, diye. Buna benziyor durum. Herkes söz verdi, başarısızlık olmaz artık, olmamalı’ dedi.










