Yalçın DOĞAN

17 Nisan 2012
‘Bana Bir Türkü Söyleyin Yarınlara Uzansın’

KURŞUNLAR CD’ye ve kasete isabet ediyor. CD ve kasedi çantasında taşıyan müzisyen kurtuluyor, ama onu hapishane bekliyor.

O Grup Yorum müzisyeni.
Gözaltılar, hapisler, baskılar, Grup Yorum’un bal eylediği acılar. Onlar bu acılara 1985’ten beri alışkın, günümüz dahil. 1985’te 12 Eylül’e tepki olarak doğan bir grup. Bugün de, İleri Demokrasi adı altında süren baskılara karşı direnen müzik ekibi.
Onlar 12 Eylül ile başka türlü hesaplaşıyor. Verdikleri konserlerle. Önceki gün konserlerini tam iki yüz bin kişi izliyor. Bir konserde iki yüz bin kişi. Bu aynı zamanda halen var olan baskıya karşı toplumsal direnişin ifadesi.
Grup Yorum’u 1985’te Marmara Üniversitesi’nde dört öğrenci kuruyor. Kemal Sahir Gürel, Tuncay Akdoğan, Metin Kahraman, Ayşegül Yordan. Faşizme ve emperyalizme karşı mücadele adına.
DİRENİŞ RUHU
Kurulduğu günden itibaren hem polisin, hem halkın gözdesi. Polis onları bastıkça, konserlerine halk daha çok katılıyor. Biletlerine ambargo konuyor, onlar meydanlara yine de yüz binleri topluyor. Son konserde sahne alan Zülfü Livaneli ile konuşuyorum dün. Livaneli:
“Yaptıkları ideolojik, ilkel müzik değil, direnişi sergileyen protest müzik. Folk şarkıları da var, Latin Amerika marşları da var, rock müzik de var. Özünde direniş müziği. Üyeleri sürekli değişiyor. Genç insanlar. Konsere gelenler yine genç, emekçi kitleler, tam sosyalist sol bir kitle”.
Faşizme, hapishane katliamlarına, doğal yıkımlara karşı özgürlükçü bir ses. Mey, bağlama, kaval gibi yerel çalgılar yanında, trompet, gitar, keman, obua gibi evrensel aletler de çalıyorlar.
İKİ MİLYON SATIYOR
Grevlerde, fabrika işgallerinde, kitle eylemlerinde Grup Yorum mutlaka var. Bu nedenle üyeleri için gözaltılar ve tutuklamalar sıradan olaylar. On beş üyeleri hapis yatıp çıkıyor.
1987’den bu yana çıkardıkları 21 albüm iki milyon satıyor. Toplumdaki yerlerini yeterince anlatan rakamlar. Pir Sultan Abdal, Ruhi Su, Yunus, Nazım, Victor Jara, Theodorakis, Aşık Mahzuni onların rehberi.
Aziz Nesin’in öykülerinden uyarlanan bir oyunun müziklerini yaparak sanat hayatına atılıyorlar, “Bana Bir Türkü Söyleyin, Yarınlara Uzansın” konseriyle.
Önceki gün konserlerinde toplanan iki yüz bin kişi, onların yarınlara uzandığının belgesi.

Denizler için Livaneli konseri

6 Mayıs 1972, Türk siyasal tarihinin kara lekelerinden biri. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan idam ediliyor. Üç inanmış devrimci.
6 Mayıs 2012 üç ölümsüz devrimcinin aramızdan ayrılışının kırkıncı yılı. Üç devrimciyi anmak üzere, bu yıl 6 Mayıs günü Zülfü Livaneli bir konser veriyor. Ataşehir’de.
Onları ipe gönderen mahkemenin savcı ve yargıçlarını bugün kimse hatırlamıyor. İdam kararını onaylayan Meclis’in  yapısını kimse bilmiyor.
Ama, onların anısı kırk yıldan beri tazeliğini koruyor. Livaneli’nin konseri bunun kanıtı.

Köşk ve hükümet Annan’da buluşamadı

SURİYE geriliminin en tepe noktasında, bir hafta önce, Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru açıklama yapıyor, “Annan Planı kadük olmuştur”, yani artık geçersizdir, diyor. Suriye sorununda hükümetin anlayışını ve politikasını vurgulayan bir söz.
Buna karşılık, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün Hollanda’ya giderken düzenlediği basın toplantısında, “Annan Planı tam olarak uygulanmalıdır” diyor.
Plan kadük olmuşsa, nasıl uygulanacak? Hayır, madem uygulanacak, Dışişleri planı neden geçersiz sayıyor? Cumhurbaşkanı ve hükümet Annan Planında farklı dünyalarda.

Emre artık bir yük

KENDİSİ de kabul ediyor, “o ifade ağzımdan çıkmış olabilir” diyor Fenerbahçeli Emre. Trabzonsporlu  Zokora’ya söylediği “pis zenci” ifadesiyle bağlantılı olarak.
Emre’nin bu ilk olayı değil, İngiltere’de benzer sabıkası var. Halen aynı takımda oynadığı Yobo’ya hitaben benzer sözler söylediği iddiası. O zaman suçsuz bulunuyor.
Şimdi ise, itiraf ediyor. Irkçılığı vurgulayan bu hakaretin dışında, Emre zaten problemli bir oyuncu. Her maçta gözlerini sonuna kadar açıp, karşısındakine her an hücuma hazır, parmaklarıyla, “sen görürsün” tehdidi, onun her maçta görülen hırçınlıkları arasında. Sportif ahlak, nezaket, iyi hal ve gidiş, ona teğet bile geçmiyor. Futbol antrenmanından çok psikolojik antrenmanlara ihtiyacı olsa gerek. Biraz da, insanlık derslerine.
Aynı takımda oynadığı Sow, Yobo, Bienvenu bu ifade karşısında Emre için ne düşünür kim bilir. Suç bulunursa, ceza göreceği kesin. Böyle bir durumda Fenerbahçe Kulübü gerekeni yapmalı ve Emre yükünden kurtulmalı. Artık ne Fenerbahçe, ne milli takım. Çin’e mi gider, Maçin’e mi, yeter ki, bizden uzak dursun.

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding