Bir Niko göçtü bu diyardan

Yosif ve Niko... Heybeliada'nın en sevilen, nevi şahsına münhasır iki kardeşi. Önce Yusuf'u kaybettik şimdi de Niko'yu... Heybeliada artık biraz daha fakir

Haberin Devamı

Bugün Ortodoks dünyasının Paskalya Bayramı. Kırmızı yumurtalar, bir zamanlar İstanbul’umda mis gibi kokan sakızlı paskalya çöreği için yazmayı düşünüyordum ki, hemşerim Niko’nun yaklaşık bir ay önce öldüğünü öğrendim.

Niko Alyanak, soyadı gibi yanakları al al olan Niko, birkaç yıl önce aramızdan ayrılan Yosif ile birlikte Heybeliada’nın sembolü iki kardeşti.

Yosif ki herkes onu Yusuf diye bilirdi, bohem bir tipti, iyi içerdi. Keyfe geldi mi piste çıkar oynardı. Gömleğinin düğmeleri yarıya kadar açıktı. Niko daha muhafazakârdı. Kahkahası bile daha ölçülü. Gömleğini yakasına kadar düğmelerdi.

Demirci, su tesisatçısı, bisikletçiydi Alyanak kardeşler. Her zaman nazik, her zaman işlerinin erbabı.

Pazarları Aya Nikola Kilisesi'nde ayin okurlardı. Niko’nun sesi çok güzeldi. İş paydosu iskeleye inerler ya hemen bitişikteki kahvede ya da az ilerde Gürsel Başak’ın lokantasında otururlardı. Türkiye’de olup biteni, Yunanistan’da olup biteni bahse girerim adada en iyi Yosif ile Niko bilirdi.

Haberin Devamı

Tertemizdi evleri. Bulaşıktı, yemekti, süpürmekti bütün işleri bölüşmüştü iki kardeş. Evde kadın yoktu ama üstleri başları temiz paktı. Gömlekler ütülü. Tıraş da sinek kaydı. Aşklarını, gönül maceralarını da hiç duymadım.

Kışın, Atina’ya gelirlerdi, bir hafta bilemediniz 10 gün... Atina’da vakitlerini yine adalıları ziyaret etmekle ya da adalıların mekânlarında geçirirlerdi. Sonra da “E sıkıldık biz burada. Ada bizi bekliyor” deyip dönerlerdi.

Zıt yaratılışları vardı. Birbirlerine takılırlardı hep. Kavga bile ederlerdi ara sıra.

Birkaç yıl önce Yosif göçtü gitti. Tek başına kaldı Niko. Zordu yalnızlık. Buna rağmen yine soba kuruyor, yine musluk onarıyor, yine kilisede koroyu aksatmıyordu.

Heybeliada sakinleri ailesi oldu. Özellikle de sağ olsun ada sakini Taci Bey ve eşi hayırlı evlat gibi baktı Niko’ya.

KAPTAN YASLI ÇALDI DÜDÜĞÜ

Böbreklerinden hastalandı. Diyaliz gerekti. Taci Bey, Niko’yu sırtında taşıyıp iskeleye götürdü defalarca. Durumu ağırlaşınca Balıklı Rum Hastanesi’ne yattı. Doktorlardan izin alıp tekerlekli sandalyeyle de olsa bazı hafta sonları yine de Heybeliada’ya geliyordu. İskelede çayını içiyor, yanaşan vapurları seyrediyordu.

Haberin Devamı

Geçen mart ayında söndü mumu. Adaya götürdüler. İskeleye yanaşırken vapur, kaptan yaslı çalmış düdüğü. Aya Nikola Kilesi'nin çanı cevap vermiş aynı makamda.

Adalalılar, Türk’ü, Rum’u, Ermeni’si omuzlarında taşımışlar cenazeyi kiliseye kadar. Dini ayine katılmışlar hepsi ve sonra mezarlığın yolunu tutmuşlar.

Nevi şahsına münhasır insanlar vardır. Yosif ile Niko da öyleydi. Eminim öbür dünyada yine beraberler, yine aynı evi paylaşıyor, yine birbirlerine takılıyor, yine aynı şarkıları söylüyorlar.

Heybeliada önce Yosif’i şimdi de Niko Alyanak’ı kaybetti. Ada artık daha fakir...

Bir Niko göçtü bu diyardan

Yosif (soldan ikinci) ve Niko (gözlüklü sigara yakan) gençlik yıllarında. (Kaynak: Adalar Müzesi internet sitesi)

 

 

Yazarın Tüm Yazıları