Romantik kolonoskopi

DÜN iki sevgili romantik bir şey yaşadık.

Ele ele, “kolonoskopi”ye gittik.

Nedir bu kolonoskopi?
Şikâyeti olsun olmasın, 50’ye gelen herkesin, her beş yılda bir yaptırması gereken bir işlem.
Bir teleskopla, kalınbağırsakların iç yüzeyi görüntüleniyor, o görüntüler videoya kaydediliyor. Bu işlem sırasında, gerekiyorsa biyopsiler alınabiliyor, varsa polipler çıkarılabiliyor, erken dönem kolon kanseri tedavisi yapılabiliyor ve kanamalara müdahale edilebiliyor...
Farkındayım, böyle söyleyince kulağa hiç de romantik gelmiyor!
Zaten romantik olan işlemin kendisi değil, o süreci, öncesini ve sonrasını birlikte yaşamak.
Bu da bir yolculuk.

*
Kesinlikle geleceğim
Önce itiraz etti.
“Senin gelmene gerek yok. Ben giderim olurum biter!” dedi, “Zaten çok işin var. Röportajın var, yazındı, randevularındı...”
“Manyak mısın?”
dedim, “Senden daha önemli ne var! Kesinlikle ben de orada olacağım. Benim sağlıkla ilgili bir kontrolüme de sen mutlaka gel. Ben ‘Gelme!’ desem de gel. Burnundan getiririm sonra! Böyle zamanlarda birbirimizin yanında olmayacağız da ne zaman olacağız? Hem narkoz alacaksın. Uyumadan, gözlerine değen en son gözler benimkiler olsun, uyanınca da benim ellerimi hisset bedeninde...”

* 6 ay tüydü

Güldü.
“Peki tamam” dedi.
Kolonoskopi, erkeklerin, çoğunun geyiğini, gırgırını yaptığı, köpürtmekten hoşlandığı ama bir o kadar da ürktüğü bir şey.
Çünkü neticede hassas ve erkekler için kıymetli bölgeler devrede.
Hele bizimki gibi toplumlarda...
Aynı şekilde prostat kontrolü de öyle...
Askerlik hikâyeleri gibi anlat anlat bitmez!
Oysa biz kadınlar için öyle değil, belki de doğurabildiğimiz, bedenimizin içinden bir canlı çıktığı için, biz bu kadar büyütmüyoruz bu meseleleri...
Muhtemelen ağrı eşiğimiz de erkeklerden daha yüksek.
Sevgilim beni uyuttu, “Tabii tabii. Zamanı gelsin yaptırırım” dedi ve hep tüydü...
6 ay erteledi...
Ama nereye kadar, sonunda çöktüm boynuna...

* Sıkı bir detoks

Dört gün boyunca kan sulandırıcı ilaç almadı.
Çekirdek filan yemedi.
İçki de yok.
O sabah 5’ten itibaren 3.5 litre ilaçlı su içti veeeeeee...
İşleme kadar hayatı tuvalette geçti!
Sıkı bir detoks yapmış oldu.
Ben de dalgamı geçtim tabii.
Bazı insanlar için tuvalet kutsaldır, eşleri banyodayken girmezler filan, onlar galiba birbirlerini tuvalette hayal bile edemezler, ben onlardan değilim, sevgilim benden daha tutucuydu, e benim gibi bir kadınla birlikte olunca, bir sürü şey ona da doğal gelmeye başladı.
Bu tür şeyleri yüzgöz olmak olarak da algılamıyorum.
Hayatta en kötü anları bile paylaşıyoruz, tuvaletteki halimizi mi paylaşamayacağız?
Yine de bu detoks sürecinde ona pek bulaşmadım...
Operatör Doktor Mehmet Tekinel’le randevumuz saat 11’deydi.

* Beni postaladılar

Fulya’daki yerindeyiz.
Tekinel son derece iyi bir hekim.
Ama kadınlar arasında nam salmış bir başka özelliği de yakışıklılığı.
At binen, ekstrem sporlar yapan, fotoğraf çeken, çok yönlü bir doktor.
Bir başka ilginç özelliği Yassıada’da doğmuş olması. Ama tabii bu başka bir yazının konusu. Bu arada ondan öğreniyorum ki, Başbakan’dan sonra kolonoskopi yaptıranların sayısında inanılmaz bir artış olmuş.
Bu da hayırlı bir şey.
Mehmet Tekinel genetik ve sağlık sorunları konusunda, sevgilimi sıkı bir sorguya çekti.
O sohbetten öğrendiğim en önemli şey, “Eğer elinde dergiyle, gazeteyle, iPad’le tuvalete oturan biriysen, bu alışkanlığınızdan acilen vazgeç!”
Hiç de iyi bir şey değilmiş öyle 40 dakika tuvalette oturmak!
Sonra sevgilim mavi önlüğü giydi, işlem odasına girdi.
En son narkoz aldığında 12 yaşındaymış, o da apansdisi patladığı için...
Mehmet Tekinel, “İşlemden sonra narkozun etkisi bir süre daha sürecek. Tavsiyem, eşinizle birlikte alışverişe filan çıkmamanız. Çünkü farkına bile varmadan bir sürü şey alabilirsiniz...” dedi.
Güldük.
Bu fırsattan faydalanmayacağıma yemin ettim!
Beni, “hastanın elini tutma taburesi”ne oturttular.
Bence bu da romantik bir sahneydi.
Özellikle biri 42, biri 50 yaşındaysa!
Kulağına eğilip, “Bana bak” dedim, “birazdan şahane bir yere gideceksin, beni de al yanına. Tropik bir adada hayal et ikimizi, üzerimizde de fazla şey olmasın...”
Gülümsedi.
Göz göze geldik, baktım gitti gidiyor.
Bana, “Hastamız uyumaya geçiyor, artık siz çıkabilirsiniz” dediler.
Beni postaladılar.

* 20 dakikada bitti

Bilgisayarımı açtım, mail’lerime bakmaya başladım, başlayamadım...
(Ya benim bilgisayarım çok yavaş, ya onlar çok hızlı...)
Mehmet Tekinel çıktı, “Bitti” dedi.
Taş çatlasa, 20 dakika olmuştu.
“Bağırsakları pırıl pırıl, birazdan odaya getirecekler” dedi.
Sonra geldi bizimki...
Mavi önlüğü içinde pek de masum görünüyordu.
15-20 dakika da odada uyudu.
Tepesinde bekledim ki, gözünü açtığında beni görsün.
Ve öyle de oldu.
Şefkatle, aşkla baktı bana.
Tost getirdim, ılık çay içirdim.
Kendime bir hastabakıcı havası verdim.

* Kolonoskopi geyikleri

Bu kadar.
Bu kadar basitti yani.
Sonra evimize döndük, yolda Suda Kebap’ta durduk, acısız bir Adana yedik.
Hani durumu çok da abartmayalım diye.
Şimdi de evdeyiz.
O bütün arkadaşlarını arayıp, “kolonoskopi geyikleri” yapıyor. Ben de röportaja gidiyorum...

HAMİŞ

Kızlar, kadınlar... 50 ve üstü sevgililerinizi, kocalarınızı kapıp kolonoskopiye götürün. Sonrasında kebapçıya mı alışverişe mi giderseniz o size kalmış ama onlara bu kolonoskopi macerasında eşlik edin. Bir numara yok aslında. Ama müteşekkir oluyorlar size. E bu da iyi bir şey. Ayrıca faydalı bir işlem, bir şey varsa erken müdahale imkânı doğuyor. Bu sayede Mehmet Öz’ün hayatı kurtuldu...

Ayşe ARMAN yazılarını takip edin!

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding