7 çok geç... 6 çok erken...

TÜRKİYE’de eğitimle ilgili sivil toplum örgütleri yıllardır kampanyalar yürütüyor. En akılda kalan slogan ‘7 çok geç’ sloganı.

Haberin Devamı

Söylenmek istenen, okul öncesi eğitimin önemi. Çocuk okulla yedi yaşında tanışırsa, hayata da dezavantajlı başlıyor çünkü.
İşte bu sloganla birlikte yürütülen kampanyalar sonucu, çok kısa zamanda çok büyük bir başarı elde edildi ve Türkiye’de okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 60’a kadar geldi. Sıfırdan gelinen bu nokta gerçekten mucizevi bir başarı öyküsü. Kampanyalar aynı hızda devam etse, iki yıla kalınmadan yüzde 100 okullaşmaya da ulaşılacaktı.
Ama artık ulaşılamayacak. Çünkü, artık eğitime başlama yaşı yedi değil altı, hatta beş ile altı yaş arası.
E siz ilkokul birinci sınıfa 5-6 yaş arası çocuğu alırsanız ana sınıfına da 4-5 yaş arasını mı alacaksınız? Siz olsanız kendi çocuğunuzu gönderir misiniz o yaşta, o çağda?
Yeni eğitim yasasının ilk kurbanı ana sınıfları olacaktır. Son 6-8 yıla sığan olağanüstü çabalar, olağanüstü başarılar ve akan inanılmaz kaynak şimdi heba olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Okula başlama yaşının erkene alınmasının çıkaracağı pedagojik güçlükler de cabası.
Belli ki Milli Eğitim Bakanlığı bu güçlüklerin farkında, ilkokul birinci sınıf müfredatı tamamen değişecekmiş. Böyle haberler çıkıyor gazetelerde. Artık okuma-yazma oyunlarla öğretilecekmiş.
Mecburen oyunla öğretilecek, çünkü o yaştaki çocuğu düz okul sıralarında günde beş saat oturtmak imkansız. Onları oyun çemberlerine alacaksınız, dersi sıralarda değil halıların üzerinde yerde yapacaksınız vs.
Sadece bu da değil. Dersin öğretmenlerini de ya baştan sona değiştirecek ya da kapsamlı bir eğitimden geçireceksiniz. Bugün varolan birinci ve ikinci sınıf sınıf öğretmenlerinin daha küçük bir yaş grubu için ayrıca formasyon kazanması, o yaş grubuna başka türlü bir sevecenlikle yaklaşıp eğitim vermesi gerekecek.
İdeal durumda sınıf araç gereçlerinin de değişmesi gerekir. Oyuncaklar, oyun blokları, oyun hamurları vs gibi yepyeni araç gereçlerin birinci sınıflara girmesi gerekir.
Kısacası, ilkokulun birinci sınıfı okuma yazma da öğretilen bir ana sınıfına dönüşmek durumunda. Yoksa yaşanacak travmanın, erken eğitim döneminde yaşanacak başarısızlıkların hesabını tutamaz hale gelebiliriz. Bir kuşak çocuğumuzu feda edebilir miyiz?
Doğrusu, okul öncesi eğitimin de zorunlu eğitim kapsamına alınarak 1-5-3-4 düzeni kurulmasıydı. Dörder yıllık kademelendirmede
inat edilse bile başlangıca 1 yıllık okul öncesi eklenmeliydi ve en önemlisi bugün yazılı olan okula başlama yaşı (60-72 ay aralığı yani) okul öncesi eğitime başlama aralığı olmalıydı.
‘Çocuklarımıza 1 yıl kazandırıyoruz’ cümlesi bana göre çok sakıncalı bir cümle.

Haberin Devamı

Gaziantep’te var, Eskişehir’de var ama İstanbul’da yok...

Haberin Devamı

İKİ gün önce gazetelerde haberini okudum, Sabancı Grubu finansmanını üstlenmiş, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de arsayı vermiş ve böylece Eskişehir’e bir ‘planeteryum’ yapılmış.
Daha önce de CNN Türk’ün bir hafta boyunca süren Gaziantep çıkarması sırasında Göksel Özköylü’nün haberinden öğreniştim, bu şehrimizde de yepyeni bir ‘planeteryum’ var.
Bilmiyorum başka bir şehrimizde eski veya yeni başka planateryumlarımız var mı ama bildiğim bir şey var: Yıllardır bu konuda uğraşılmasına rağmen koca İstanbul’da bir planeteryumumuz hâlâ yok.
Planeteryum, tepesi kubbe olan büyükçe bir salon demek. O kubbede gökyüzünü yansıtıyorlar size. Yıldızları, uzak ve yakın gök adalarını vs görebiliyorsunuz. Burası bir eğlence merkezi olmaktan çok bir eğitim
merkezi.
Dünyanın büyük şehirlerinde onlarca planeteryuma gitmiş biri olarak söylüyorum, buralar sürekli okullar tarafından ziyaret edilen ve küçük çocuklara astronomi ile fiziğin bu güzel dalı ile ilgili çok ilgi çekici bilgilerin verildiği birer merkez.
İstanbul’da iki tane çok güzel ve devasa boyutlarda akvaryumumuz var. Bu akvaryumlara da oğlumla birlikte defalarca gittim. Her seferinde içeride büyük kalabalıklar gördüm. Yani özel şirketlerin işlettiği böyle yerler aslında kârlı da olabilir.
En son İstanbul’da, Topkapı civarında, kaldırılan eski otobüs garajlarının orada bir planeteryum yapma tasarıları vardı, acaba ne oldu?

Haberin Devamı

Okula başlama yaşı: İki feryat...

OKUYUCULARIM eğitimle ilgili ideolojik olmayan teknik konuları yazıyorum diye beni mektup bombardımanına tutuyor. En çok sorulan soru, çocuklarının ne zaman okula başlayacağı sorusu.
Bakın dün aldığım mektuplardan ikisini paylaşmak istiyorum:
‘Yasayı açıkça maddeleştirdiğiniz için teşekkürler. Anlamadığım bir konu şu: Bu sene 2006 doğumlular ilkokul 1’e başlıyor. Örneğin benim kızım Aralık 2006 doğumlu ve
okula başladığında 69 aylık olacak. Bu yasa geçmiş olsa ne fark edecekti?’
İkinci mektup şu:
‘Sizin yazınızdan sonra Fikri Işık ve Nabi Avcı’nın Meclis’teki ofislerini aradım ve danışmanlarıyla görüştüm. Onlar 60-72 ay arasındaki çocukların okula başlamak zorunda olduklarını, örneğin Eylül 2012’de 67 aylık öğrenci okula başlamazsa 1 yıl sonra 79 aylık olacağı için (üst limiti -72 ay- geçeceğinden dolayı) okula başlamak zorunda olduğunu ifade ettiler.
Siz yazınızda bunun isteğe bağlı olduğunu ifade etmiştiniz. Bir baba olarak şu anda büyük bir karışıklık yaşıyorum. Çocuğumu 67 aylık olarak okula göndermek istemiyorum, bu hakkımın olması gerektiğini düşünüyorum ve benim gibi düşünen bir çok veli var. Bizlere bu hak verilmeli. Bu konuda sesimiz olursanız sevinirim.’
Bu konuda yasanın amir hükmü olduğu ve çocuğu okula göndermemenin cezası gün başına 15 lira gibi büyük bir para olduğu için, önümüzde tek bir ümit kapısı var: Bakanlar Kurulu yasanın uygulamasını 2012-13 değil de 2013-14 öğretim yılına bırakır, bu arada da okula başlama yaşı konusunda yeni bir düzenleme yapılabilir.
Yoksa 72 aydan küçük çocuklarımızı bağırta bağırta okula göndereceğiz.

 

Yazarın Tüm Yazıları