Benim adım Lefter

MİNİK Aykut’u her pazar olduğundan daha erken uyandırdı annesi. “Hadi oğlum, baban bekliyor geç kalacaksınız törene” diye seslendi.

Aykut heyecanlıydı. Stada, törene gidecekti. En son gittikleri tören onu çok etkilemişti. Şarkılar, havai fişekler, gösteriler vardı. Çok sevdiği takımı kupasını almıştı o törende.
Ama bu kez farklı bir törene gidiyorlardı. “Lefter öldü” demişti babası. “Lefter kim diye sormuştu” minik Aykut. Benim için Aykut neyse, senin için Alex neyse, deden için de Lefter oydu. O dedenin kahramanıydı” yanıtını verdi babası.
“Herkes dedemin cenazesinde olduğu gibi yine ağlayacak mı” diye sordu minik Aykut. “Gel” dedi babası. “Gel birlikte görelim.”
Tören boyunca ne babası Aykut’a bir şey söyledi ne de minik Aykut babasına. Alkışlar, tezahüratlar, sloganlar vardı. Alex, Emre, Volkan, Gökhan, Yobo ve futbolcular taşıyordu cenazeyi. İsmini aldığı Aykut Kocaman da oradaydı. Galatasaraylı komşuları Mehmet de gelmişti atkısını alıp. Bolusporlular var, Beşiktaşlılar vardı, Trabzonsporlular vardı.
Minik Aykut’un gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Babası, “Oğlum neden ağlıyorsun. Bak herkes Lefter için burada” dedi. Minik Aykut, “Arkadaşlarım beni hep kızdırıyordu Fenerbahçeli olduğum için. Ben de onlarla kavga ediyordum. Artık etmeyeceğim. Çünkü onların aslında beni çok sevdiklerini anladım. Lefter Amca’nın cenazesini hiç unutmayacağım” dedi.
Babası daha fazla dayanamadı “Kavgayı edenler bizim kahramanlarımız değil oğlum. Kavgayı edenler çok şeyi olup da daha fazlasına sahip olmak isteyenler. Sen, ben, deden onlardan değiliz. O yüzden senin adın Aykut, benim adım Lefter.”

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding