Fotoğraf krizi

Çocuklarına fotoğraflı pasaport çıkarmayan Almanyalı Türkleri uçaklar taşımıyor

Haberin Devamı

TÜRKİYE geçen 1 Haziran’dan itibaren çipli yeni pasaportlara geçti. Kişinin bütün bilgileri içeren bir çip bulunan bu pasaportlar çok güzel. Avrupa Birliği’nin de istediği biçimde. Pasaportlarımız AB’ye uyum sağladı. Bu pasaportlar sınırlardaki otomotik kontrol makineleriyle kolaylıkla kontrol edilebiliyor. Her şey buraya kadar güzel ancak bu pasaportlarda refakatçi hanesi yok. Bebek bile olsa hemen pasaport çıkarılması şart.
İki ay önce bebeği olan bir arkadaşımız karısı ve bebeğiyle Avrupa’ya gidecekti. Bebeğe de pasaport çıkarmak için akla karayı seçmişler. Çünkü fotoğrafların biyometrik olması gerekiyor. Düşünün.. Tam fotoğraf çekilecek, bebek kıpırdanıyor. Hadi yeniden bir uğraşı. Sonunda fotoğrafı çektirip pasaportu çıkarmışlar.
Özellikle yaz aylarında Avrupa’dan Türkiye’ye gurbetçi akını var. Bunların bir kısmı da çocuklu. Eski pasaportlarıyla gelen çocuklu gurbetçi aileleri büyük sıkıntı yaşıyor. Eski pasaportlarıyla gelmişler. Çünkü eski pasaportlarda çocuklar anne veya babalarının pasaportlarına kayıtlı. Zaten eski pasaportlarda da refakatçi hanesinde 15 yaşına kadar çocuğun fotoğrafı olması şart değil.
İşte sorun burada başlıyor. Gurbetçi küçük çocuğuyla gelmiş. İzin bitmiş. Ailecek gelmiş havaalanına. Çocuk annesinin pasaportuna kayıtlı. Fotoğrafı yok. Ellerinde bilet uçağa binecekler ama uçak şirketi görevlisi pasaporta bakıp “Olmaz” diyor. Çünkü çocuğun fotoğrafı yok. Günlerdir hem yetkililere hem bize telefon yağdırıyorlar. Bazıları cumartesi, pazar günü geldikleri ülkelerine geri dönüp pazartesi işbaşı yapacaklar ama dikkatsizlik ve özensizlik nedeniyle şimdi feryat ediyorlar. “Birkaç gün daha kalmamız imkânsız. İşimden olacağım. Ne olur bize yardım etsinler” diyorlar.
Uçak şirketleri yetkilileri de çaresiz. Çünkü işin ucunda para cezaları var. Yetkililer “Schengen kurallarına göre pasaportta ister yetişkin ister bebek olsun fotoğrafı olacak. Pasaportta ayrıca hamilinin imzası olacak. Aksi takdirde Avrupa ülkesine girişine izin verilmiyor. Uçak şirketine yolcu başına 2 bin Euro ceza yazılıyor ve 24 saat içinde yolcuyu geri götürmesi istenebiliyor” diyor.
Bu konuda uçak şirketlerine çok ceza geliyormuş. Bu cezaların miktarı açıklanmıyor ama sadece THY için milyon Euro seviyesinde olduğu söyleniyor. Bu cezaları ilgili ülkeye ödeyen THY’nin hukukçuları bu cezaların yolcudan tahsil edilmesi için çalışıyorlarmış.
Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Pegasus ve SunEkspres ve Yeşilköy Havalimanı’nda da THY yolcularından Almanya’ya gidecek başka havaalanlarında da ne tartışmalar olmuştur.
Avrupa Hürriyet’te arkadaşlarımızın yaptıkları araştırmaya göre özellikle Almanya bu konuda çok titizmiş. Bir süre önce Türkiye’ye uzmanlar gönderip uçak şirketlerinin pasaport ve vize görevlilerine seminerler verip durumu anlatmışlar. Ama gereken uyarı yapılmamış bizimkilere!

Haberin Devamı

Prof. Şerif Mardin’in TÜBA üyeliği neden reddedilmiş

Haberin Devamı

BUGÜNKÜ (dünkü) köşenize konuk olan Prof. Dr. Taner Demirer’in yazısını hayretle okudum. TÜBA üzerine olumsuz görüşlerin akademik camiada bulunduğunu biliyordum. Ancak kendisinin bazen ifrata varan görüşlerini, bu kurumun naçiz bir üyesi olarak yanıtlamak isterim.
Kendisinin ifade ettiği görüşün tersine dünya akademileri kendi üyelerini kendileri seçer. Bu Batı’daki akademilerde de böyledir, eski Sovyet akademilerinde de. Stalin belki bazı akademi üyelerini kurşuna dizdirmiştir. Ama akademiye üye seçtiğini duymadım. Süreç şöyle işler: İçeriden üç üye teklif eder, konsey üyenin seçilebilecek olup olmadığına karar verir, uygun görürse genel kurul oylar. Bilindiği gibi Fransız akademisinin üyelerine ‘ölümsüzler’ lakabı verilir. Şeref üyelerinin ölünceye dek karar verecek durumda olmaları bir gelenektir.
Kendisi h değeri faktörü 20 olanın seçilmesi, olmayanın seçilmemesi üzerinde duruyorlar. Bilindiği gibi bazı konularda h faktörü yüksek olabilir, bazı konularda ise olmaz. Örneğin felsefede h faktörü yirmi olur mu, bilemiyorum. Ben kuramsal fizikçiyim. h faktörüm 20’nin altındadır. Ama kendimi bir tıpçı ile kıyaslamam. Çok sayıda kişinin yazarı olduğu makalelerden alınan atıf sayısı ve bundan dolayı bulunan h faktörü bazen yanıltıcı olabiliyor. Benim konumdaki atıfları veren kuruluşlardan biri olan SPIRES (yenisi INSPIRE) atıfları verirken bir de alınan atıfı makaledeki yazar sayısına bölüp de veriyor. Özellikle deneysel parçacık fiziğinde bir deney sonucu yazılan makalede binlerce yazar adı bulunabiliyor. Bundan dolayı binlerce atıf almış bir doktora öğrencisinin atıf sayısı, atıflar yazar sayısına bölününce son derece küçük bir sayıya iniyor.
GAZETE OKUYARAK...
Sayın Prof. Dr. Demirer, son olarak somut bir olaya, Sayın Prof. Dr. Şerif Mardin’in TÜBA’ya üye yapılmayışına değinmişlerdir. Bildiğime göre bu konuda basın TÜBA’yı  suçlamış, örneğin Sayın Taha Akyol, TÜBA’nın tamamının Prof. Dr. Mardin’in zekâtı kadar bilim üretmediğininden söz açmıştı. Bizim yurtdışı üyelerimiz arasında, rastgele seçersek, örneğin Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Prof. Dr. Fuat Sezgin, Prof. Dr. Andreas Tietze, Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann, Prof. Dr. Aziz Sancar, Prof. Dr. Gökhan Hotamışligil vardır. İçeridekiler arasında ayrım yapmamak için sadece yurtdışından üyeleri saydım. Bunlardan birkaçı vefat ettiler. Bu örnek bile zekâtı geçtiğimizi gösterir. Sonra örneğin Prof. Dr. Özbudun da üyemizdir.
Prof. Dr. Şerif Mardin’in seçilmediği toplantıda ben de vardım. Niçin kendisine ret oyu verdiğimi açıklamak isterim. Ben Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yaparken kendisi bir süre İktisadi Bilimler Fakültesi Dekanı idi. Karşılaşmışlığımız vardır. Gayet saygın bir kişiydi. Kendisi üzerine olumlu düşündüğün zamanlar olmuştur. Sonra Bediüzzaman Hazretleri üzerine, yurtdışında iken yazdığı kitabı okudum. Burada, Bediüzzaman Hazretleri’nin, II. Meşrutiyet ilanından sonra Bitlis’te iken, İstanbul’dan gelen gazetelerdeki bilim yazılarını okuyarak fizik, kimya, matematik ve diğer müspet bilimler üzerine uzman olduğunun söylendiğini yazmıştır. Hayatının en az üçte ikisini sadece fiziğin özel bir konusunda bilgi sahibi olmaya çalışarak geçiren bir kişi olarak, h sayısı ne olursa olsun bir bilim insanının bunu kitabında yazamayacağı düşüncesinde olduğum için Prof. Dr. Mardin’e ret oyu verdim. İstanbul gazetelerinin yazılarına bakarak bu konularda bugün de dün de uzman olunamaz. Bir bilim insanı, kanımca, böyle bir düşünceye kitabında yer veremez.
Prof. Dr. Mahmut HORTAÇSU (emekli)

Haberin Devamı

TÜBA ne yapacak

TÜBA hükümete sert bir bildiri yayımlayarak bu girişimi ‘TÜBA’nın sona erdirilmesi olarak nitelendirdi. Ayrıca, bu durumun uluslararası kurum ve kuruluşlarca kaygı veren gelişme olarak nitelendirildiği ve bazı üyelerin hemen istifa etmesi ve yeni bir özerk akademi kurulması için Cumhurbaşkanı ile görüşülmesi önerisi yer alıyor. TÜBA’nın şu anda 140 üyesi bulunuyor. Üyeler, TC uyruklu sağlık, fen ve sosyal bilimler alanında öne çıkan araştırmacılar arasından yine Akademi tarafından seçiliyor.

Yazarın Tüm Yazıları