AK Parti-CHP koalisyonu olur mu?

BAŞLIĞA bakıp hemen itiraz etmeyin. Komplo teorisi üretmeyin.

Haberin Devamı

Koalisyon demek. İki siyasi partinin bir ortak projede anlaşarak çalışması anlamına da gelir.

Bu kimi zaman hükümet etmeyi paylaşmakla olur. Kimi zaman da mesela yeni anayasa için olur.

Kılıçdaroğlu’nun “Biz yeni anayasa için görüşmelere hemen hazırız” sözü bu kapıyı aralamıştır.

CHP’deki son dönem şuydu.

Ecevit’in Anadolu CHP’sinden, Ankara’nın merkez CHP’sine doğru bir kayma...

Halka dokunan çözüm üreten, hakça paylaşım, gelirde adalet isteyen bir CHP’den, yalnızca Anayasa Mahkemesi’nde açtığı iptal davalarıyla adalet isteyen bir CHP’ye geçiş.

Çözüm üretmekten çok, karşı duran statükoyu savunan bir imaj.

İç Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu’dan oy alamayan bir CHP.

Evet işte böyle bir CHP düşünün ki;

- Genel başkanı bir kez bile Şırnak’a gitmemiş.

- Batman’ı hiç görmemiş.

- Bingöl’e hiç uğramamış.

Haberin Devamı

- Bir genel merkez düşünün ki, yıllarca terk edilmiş topraklar haline getirdiği bu bölgede mesela tek başına mücadele eden Arıcak İlçe Başkanı’yla hiç konuşmamış.

- Mesela konuşsa Kürt kökenli CHP İlçe Başkanı Fatma Yalçınkaya’nın Türkçe konuşamadığını görecek.

Onun, “Böyle yaparsanız burayı da kaybedersiniz. Ülkeyi bölersiniz” uyarısını alacak.

Kürt kimliğini tanıyacak. Meselenin çözümü için bölgedeki insanları ve teşkilatı dinleyecek.

YENİ DÖNEM

Yeni CHP yönetimi işte şimdi bunu değiştirmeye çalışıyor.

Belli ki CHP’nin Anadolu’dan uzaklaştığı, Güneydoğu’dan koptuğu nihayet algılanmış.

Bunu Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay’dan da duydum. Batman mitinginden dönerken “Buralara hiç gelmedik. Bu sonuçlar bizim hatamızdır” demişti.

CHP’nin yeni yönetimi şimdi bu görüntüyü aşmaya çalışıyor.

Kılıçdaroğlu, “CHP Türkiye’nin önünü kapatan değil demokrasinin önünü açan parti olacaktır. Yeni anayasa için elbette BDP ile de, AKP ile de görüşürüz” derken işte CHP’deki bu değişimi anlatıyor.

Ben bu gelişmeyi demokrasi için umut verici buluyorum.

Bu nedenle bir yeni anayasa üzerinde iyi niyetli işbirliğine gidecek olan partilerin Türkiye’nin yeni döneminde koalisyon ihtimallerini de belirlemiş olacağını söylüyorum.

Haberin Devamı

Ve bazı kampları kızdıracağını da bilsem diyorum ki;

- Yeni anayasa çalışmaları aynı zamanda Türkiye siyasetinin yeni koalisyon ihtimallerini de belirleyecektir. Bu anlamda partiler birbirlerinin zihniyet sınırlarını da etkileyecektir. Bu açıdan bakınca bazı kampların beklediği CHP-MHP koalisyonu gibi bir AK Parti-CHP koalisyonu ihtimali de vardır.

Ben bunu söylüyorum ama siz sakın liderlere sormayın. Çünkü elbette hepsi de “Tek başına iktidar!” diyecektir.

İKİNCİ YAZI:

Partiyi  istiyor

İÇİNDEN çıkamadığımız şey şudur:

Bazılarının siyaseti bir “hizmet” değil, bir “iktidar gücü” olarak algılaması.

Necmettin Erbakan’ın Numan Kurtulmuş’a karşı giriştiği son saldırının özü budur./images/100/0x0/55ea4387f018fbb8f874bf7a

Haberin Devamı

Kurtulmuş’un çok yakınlarına karşı yaptığı analiz de böyledir.

Örneğin son kongrede aileyi temsilen Fatih Erbakan’ı ve eskiyi temsilen Recai Kutan’ı da listeye almışlar. Ama Erbakan’a yetmemiş. Çünkü o partiyi istiyor.

Peki sevenlerinin Erbakan’a “Hocam artık yeter” demesi gerekemez mi?

Ecevit yürüyemediği için başbakanlığa uyduruk bir asansör yapıldığını hatırlatmaz mı?

Ya da seçim otobüsünün içinden Ecevit’i bir büst gibi çıkaran o platformu. Ecevit’i sevenlere, “Şu Karaoğlan’ın geldiği hale bak” dedirten o kırıklığı.
Yani birisinin çıkıp, “Sayın Hocam beliniz büküldü. Yürüyemiyorsunuz. Neden hâlâ ısrar ediyorsunuz” dese...

Hayır boşuna beklemeyin, diyemez.

Haberin Devamı

Diyemez, çünkü Türkiye’de milletvekilliği yerine “lider vekilliğini” öne çıkaran Siyasi Partiler Yasası geçerli.

Millet demokrasisi yerine, vekillerin Meclis’te lider için el kaldırma mekanizmasına dönüştüğü lider demokrasisi var. “Acaba genel başkanım beni milletvekili yapacak mı?” sorusu var.

Bu şahsi menfaat çukuru, siyasi ufukların önüne geçmiştir.

Eğer bir gün bu ülkede, siyasette başarılı olanlar kadar, siyaseti bırakabilenler de saygı görürse özlediğimiz o “demokrasi geleneği”nin kapıları işte o zaman açılacaktır.

ÜÇÜNCÜ YAZI:

Seçim meydanına 5 ay kala

SAATLİ Maarif Takvimi’ne göre genel seçimlere daha 9 ay var...

Ama siyasetin takvimine göre 5 ay kaldı.

Nasıl mı?

Haberin Devamı

Normalde genel seçimlerin temmuzda yapılması gerekiyor. Başbakan 1 ay geri alınacağını söyledi.

Bu da haziran demektir.

Ekimden hazirana 7 ay var.

Siyasi partilerin kendi içinde hazırlık yapmaları, milletvekili listeleri, teşkilatın dinlenmesi için en az 6 aylık bir süreye ihtiyaç vardır.

Nitekim Bahçeli seçim takvimini başlattı. CHP yönetimi önümüzdeki aydan itibaren teşkilatla seçim buluşmalarına başlıyor.

Eğer seçim propagandası için de bir 3 ay verirseniz. Yani hazirandan üç ay geri giderseniz. Şubat ayına gelirsiniz.

Bu da ekimden itibaren 4 ya da 5 ay demektir.

Yani siyaset artık seçimin eşiğine gelmiştir.

Yazarın Tüm Yazıları