Baskette zamanı 65 kişi ayarlıyor, lüks saatte Antalya, İstanbul’u geçiyor
İSVİÇRE’nin 157 yıllık saat markası Tissot’un da aralarında bulunduğu LPI Ticaret Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Cent Uğurdağ, söze 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’ndaki sponsorluktan girdi:
- Swiss Timing, İstanbul’daki ilk Formula 1’e Tag Heuer markasıyla sponsor olmuştu. Basketbol Şampiyonası’nda da Tissot’u öne çıkardı.
- Maçlardaki tüm zaman ayarı hizmetlerini Tissot mu veriyor?
- Evet... Bu iş için 65 kişi Türkiye’ye geldi. Turnuvanın başından beri buradalar. Kayseri, İzmir, Ankara ve İstanbul’da aynı hizmetin aksaksız yürümezi için çalıştılar, çalışmayı sürdürüyorlar.
Ardından Blancpain, Glashütte, Maurice Lacroix ve Tag Heuer markalarını da pazarlayan LPI’nın cirosunu sordum:
- 2010’da ciromuzun 25 milyon dolar olmasını bekliyoruz. 2009’dan iyi olacak. Ancak, 2008’in yüzde 10 altında kalabilir.
- En çok hangi markanız satıyor?
- Ciromuzun yüzde 40 Tissot’dan geliyor.
- İsviçre’den kaç saat ithal ediliyor?
- 300-350 bin dolayında geliyor. Bunun 35 bin adedini Tissot oluşturuyor.
- En çok satışı İstanbul’da mı yapıyorsunuz?
Cent Uğurdağ’ın bu soruya verdiği yanıt beni şaşırttı:
- Hayır Antalya’da.
- Nasıl, Antalya’daki satışlarınız İstanbul’dan yüksek mi?
- Evet... Tissot satışlarımızın yüzde 40 Antalya’da gerçekleşiyor.
- Ya İstanbul?
- İstanbul yüzde 25’le ikinci sırada yer alıyor.
Cent Uğurdağ, 1994 krizi sırasında Antalya’da özellikle mücevherle birlikte lüks saat satışını denemeyi gündeme getirmiş:
- Özellikle zengin Rus turistler eşlerine mücevher alırken, kendilerine de saat alıyorlar. Bu da Antalya’daki satışlarımızı artırıyor.
Uğurdağ, Antalya’daki turist profiliyle ilgili bir gözlemini de ortaya koydu:
- Zengin Avrupalı turist artık temmuz-ağustosta gelmiyor. Tatilini eylüle sarkıtıyor.
LPI Genel Müdürü Uludağ’la saat basketbol ve saat pazarını konuşurken, turizmin Türkiye pazarına yarattığı etki de ortaya çıktı...
Türkiye ekonomisinin yüzde 40’ını oluşturan İstanbul’un, lüks saatte birinciliği turist farkıyla Antalya’ya kaptırmış olması bana çok çarpıcı geldi...
Demek ki, zaman zaman düşse de, “herşey dahil” sistemine bozulsak da, turist Türkiye’de iyi alışveriş yapıyor...
İyi bayramlar...
Bu serviste Anayasa’ya ‘hayır’ veren olmayacak
12 EYLÜL darbesi sonrası yazılan 1982 Anayasası için sandık başına gitmemize bir-iki hafta kala Tercüman Gazetesi’nin İstihbarat Servisi...
Tercüman Gazetesi o dönemde İstanbul Cevizlibağ’daki ünlü “T” harfi görüntüsü veren binasında faaliyet gösteriyor, tirajı da 400 bin dolayında seyrediyor.
Ben de Bekir Aydın’ın yönettiği İstihbarat Servisi’nde piyasa ağırlıklı haberler yapan, yeri geldiğinde Devlet Başkanı Kenan Evren’i de izleyen muhabir olarak çalışıyorum.
O gün konu nasıl açıldı anımsamıyorum ama İstihbarat Şef Yardımcısı Tokay Gözütok, bir ara servise doğru dönüp, sesini yükseltti:
- Bu serviste kimse Anayasa’ya “hayır” oyu vermeyecek.
Tokay Gözütok, yıllarca polis muhabirliği yapmış, o konuda “üstad” noktasına ulaşmıştı. İl ve ilçe emniyet müdürleri yanından eksik olmazdı. Tercüman Gazetesi’ndeki ağırlığı bambaşkaydı.
Gerek İstihbarat Şefimiz Bekir Aydın, gerekse yardımcıları Tokay Gözütok’la İhsan Mungan beni severdi. Çalışma arkadaşlarımın hepsiyle de diyaloğum çok iyiydi. Ortamın verdiği rahatlıktan olacak, itiraz ettim:
- Sen ne karışırsın abi benim oyuma?
- Ulan... İtiraz istemem... “Evet” vereceksin...
- İşle ilgili bir şey istediğinde yapmakla mükellefim ama oyumun rengine ben karar veririm. Sandığa gidip “hayır” diyeceğim.
Tam o sırada Nazlı Ilıcak servisimize girdi. Sesimizi duymuştu:
- Hayırdır, ne tartışıyorsunuz?
Tokay Gözütok, açıkladı:
- Nazlı Hanım, referandumu konuşuyoruz. “Kimse ‘hayır’ vermeyecek” dedim, Vahap itiraz etti.
- Haklı...
Gözütok şaşırdı:
- Ne demek Nazlı Hanım?
- Ben de “hayır” vereceğim.
- Yapmayın Nazlı Hanım...
Şimdilerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başta TÜSİAD olmak üzere, oyunun rengini belli etmeyenlere, “Bitaraf olan bertaraf olur” diye yüklenirken, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, işi “TÜSİAD konsomatris” noktasına vardırırken, ben de 1982’yi anımsadım...