100 Temel Eser’in okutulmasının sonuçları
AŞAĞIDA, 100 Temel Eser uygulamasının, seçilen eserlerin okutulmasının nasıl sonuç verdiği konusunda bir araştırmayı okuyacaksınız.
“2005 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan ve bir genelge ile ilköğretim okullarına gönderilerek okutulması zorunlu tutulan 100 Temel Eser uygulamasına ilişkin olarak Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Yılmaz danışmanlığında Sinem Arıcan tarafından Ankara Mamak, Yenimahalle ve Çankaya ilçelerinde görev yapan 141 ilköğretim Türkçe öğretmeni ile gerçekleştirilen yüksek lisans araştırması sonuçlarına göre öğrencilerin okuma alışkanlıklarını artırmayı hedefleyen bu uygulama ”kısmen” başarılı olmuştur. Daha çok bu uygulamada okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıklarının işlevlerine odaklanan araştırma sonuçlarından bazıları şunlardır:
1. Öğretmenler, 100 Temel Eser uygulamasının öğrencilerin okuma alışkanlıklarını artırma açısından “kısmen” başarılı olduğunu düşünmektedirler. Onlara göre, uygulamanın “tam anlamıyla” başarılı olduğu söylenemez. Ayrıca, uygulamanın başarı düzeyi sosyo-ekonomik bölgelere göre değişmekte ve alt sosyo-ekonomik bölgeye doğru gidildikçe bu konudaki başarı azalmaktadır.
2. Öğretmenler, 100 Temel Eser’in öğrenciler için ”çok uygun” ya da “uygun” olduğunu düşünmemektedirler. 100 Temel Eser’in öğrencilere “uygun” olup olmama durumu sosyo-ekonomik bölgelere göre de değişmemektedir.
3. Öğretmenlere göre, öğrenciler 100 Temel Eser’i “büyük bir istek ve zevkle” okumamaktadırlar. Bu eserlerin öğrenciler tarafından başlıca okunma nedeni ödev ve not kaygısıdır.
4. Öğretmenler, 100 Temel Eser’in okutulmasının zorunlu tutulmasını genelde yanlış bulmakta ve bunun öğrencilerde bu eserlere karşı soğukluk yarattığını düşünmektedirler.
5. Öğretmenler, öğrencilerin 100 Temel Eser listesindeki kitapları rahatlıkla satın alabileceklerini düşünmemektedirler. Bu eserlerin edinilmesi konusundaki ekonomik güçlük alt sosyo-ekonomik bölgede artmaktadır.
6. Okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıkları 100 Temel Eser uygulamasında “kısmi” bir işlev görmekte, bu uygulamanın organik parçaları olarak düşünülmedikleri için sözü edilen uygulamayı tam anlamıyla destekleyememektedirler. 100 Temel Eser’in tümünün okul kütüphaneleri ve/veya sınıf kitaplıkları tarafından sağlanamaması bir yana, okulların önemli bir bölümünde okul kütüphanesi bulunmamaktadır. Bu konuda da alt sosyo-ekonomik bölgenin daha olumsuz koşullara sahip olduğu söylenebilir.
¡ ¡ ¡
ELDE edilen ve yukarıda sıralanan sonuçlara dayanarak şu öneriler sunulabilir:
? Okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıkları 100 Temel Eser uygulamasının organik parçası olarak görülmeli ve bu eserlerin tümünü öğrencilere sağlayan, bunların okutulması konusunda öğretmenlerle işbirliği içinde etkinlikler düzenleyen kurumlar durumuna getirilmelidir.
? Uygulama ile ilgili başta alınmayan öğretmen görüşleri öğretmenlerin uygulamaya yönelik inançlarını olumsuz etkileyebilecektir. Bu nedenle her yıl bu konuda öğretmenlerin görüşleri alınmalıdır.
? 100 Temel Eser uygulamasında öğrencilerin sosyo-ekonomik farklılıkları da dikkate alınmalı, gerek eserlerin okutulması gerekse edinilmesinde bu farklılık temelinde de düşünülmelidir.
? 100 Temel Eser uygulaması eğer sürdürülecekse liste öğretmenlerin de önerileri doğrultusunda zaman zaman gözden geçirilmelidir.
? Öğrencilerin 100 Temel Eser’i ödev ve not kaygısı ile değil, istek ve zevkle okumalarının sağlanması için yapılabilecekler konusunda öğretmenler hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.
? 100 Temel Eser’in okutulmasının zorunlu olması uygulaması gözden geçirilmeli ve uygulama bir öneri listesi anlayışı ile yaşama geçirilmelidir.
¡ ¡ ¡
BU rapor hakkındaki düşüncelerimi yazacağım.