Amerika Ergenekon'a nasıl bakıyor
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın geçen hafta açıkladığı 2009 yılı Türkiye İnsan Hakları Raporu, genelde taşıdığı eleştirel bakışla dikkat çekiyor.
Raporda sıralanan olumsuzluklar, olumlu kategorisinde envantere alınan gelişmelerin belirgin bir şekilde üstüne çıkıyor.
Toplam 47 sayfa tutan yeni raporla ilgili gözlemlerimizi, geçen yılkiyle de kıyaslayarak, ana başlıklar halinde şöyle aktarabiliriz:
1) İŞKENCEDE DURUM KÖTÜ
Türkiye, raporun başlangıç bölümünde “bir miktar insan hakları ihlallerinin meydana geldiği” bir ülke olarak tarif ediliyor. Yine hemen girişte, “güvenlik güçlerinin hukuk dışı ölümlere yol açtıkları” vurgulanıyor, ardından “Buna karşılık bu hadiselerle ilgili tutuklama ve soruşturmalar olayların sayısıyla kıyaslandığında düşük kaldı, nadiren mahkûmiyet kararı verildi. Yıl boyunca insan hakları kuruluşları işkence, dayak ve kötü muamele olaylarını rapor ettiler” deniliyor.
Bundan önceki raporlarda da olduğu gibi, insan hakları ihlallerine yol açan kamu görevlilerinin yaptırım görmemeleri önemli bir sorunlu alan olarak gösteriliyor, hükümet ve yargının bu ihlallerin sorumlularını kollayan bir tutum içinde olduklarına işaret ediliyor. ABD Dışişleri, bu tezi desteklemek için çok ayrıntılı örnekler ve istatistikler veriyor. Bu noktada bir TBMM komisyon raporuna atıfla, 2003-2008 yılları arasında işkence ve kötü muamele nedeniyle soruşturma gören 2 bin 140 güvenlik görevlisinden yalnızca yüzde 2’sine disiplin cezası verildiğine dikkat çekiliyor.
ABD Dışişleri, bu bölümde İnsan Hakları Derneği’ne dayanarak 2009’un ilk 9 ayı içinde 665 işkence olayı meydana geldiğini, bunun bir yıl öncesine kıyasla artış anlamına geldiğini belirtiyor. Atıf yapılan diğer raporlar da yan yana geldiğinde, işkence ve kötü muamele başlıklarında kötü bir Türkiye tablosu çıkıyor karşımıza. Bu tablo, kuşkusuz İçişleri Bakanı Prof. Beşir Atalay açısından düşündürücü bir durum olmalı.
2) ERGENEKON’DA ‘NÖTR’ TUTUM
Şüpheli ya da sanıklar açısından mahkeme öncesi geçen uzun tutukluluk süreleri, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da eleştiriliyor, “Bu genellikle bir sorundur” deniliyor. Yasaların tutuklulara “suçunu çabuk bir şekilde öğrenme ve aynı şekilde yargılanma hakkını tanımasına” karşılık, bu ilkenin hayata geçirilmediği ifade ediliyor. Raporda, bu çerçevede hâkimlerin bazı şüpheli ya da sanıkların süresiz bir şekilde (indefinitely) tutuklu kalmaları yönünde kararlar verebildiklerine dikkat çekiliyor.
ABD Dışişleri raporunda bu yıl Ergenekon’a geçen yıla kıyasla çok daha geniş yer verilmiş. Ergenekon dosyasına uzun tutukluluk süreleri sorunu üzerinden giriş yapılması okuru eleştirel bir bakışa hazırlıyor. Bu girişten sonra muhalifler ve basının “iddialarının pek çoğunun siyasi kaynaklı olduğu”, buna karşılık hükümet ve “destekleyici basının” “eleştirilerin mahkemeyi etki altına almayı amaçladığı” yolundaki karşılıklı görüşleri aktarılıyor.
ABD Dışişleri’nin Ergenekon faslında bu görüşleri aktarırken iki kesim arasında mutlak bir tarafsızlık pozisyonuna çekilmesi, ayrıca iddia makamı ile hükümet arasında paralellik tesis etmesi de altı çizilmesi gereken bir durum.
3) YARGI NEDEN BAĞIMSIZ DEĞİL?
Rapor, 2009 dönemini taradığı için yargıyla ilgili Türkiye’deki son tartışmaları kapsamıyor. Buradaki ilginç nokta, yargının “zaman zaman” dışarıdan etkilere açık olduğunun vurgulanması. Ancak, rapor baskının nereden geldiği konusunda daha çok hükümeti adres gösteriyor. Çünkü bu saptamadan sonra “hükümeti eleştiren hâkimlere resmi soruşturmalar açıldığı” hatırlatılıyor.
ABD Dışişleri, “Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu da yargı bağımsızlığını gölgelediği için yaygın bir şekilde eleştirilmektedir” tespitini de yapıyor. Ama buradaki eleştirinin de daha çok HSYK’nın yapısına dönük olduğu göze çarpıyor. Çünkü, burada sorunlu alan olarak Adalet Bakanı ve Müsteşarı’nın HSYK toplantılarına katılıyor olmaları gösteriliyor.
Yargı bağımsızlığıyla ilgili bir diğer eleştirel ifade, savcıların devlete hakaret suçlamaları gibi başlıklarda ideolojik mülahazalarla soruşturmalar açtıklarının vurgulanması. Ayrıca “Savcılarla hâkimler arasındaki aşırı yakın ilişkiler adil yargılamayı engellemektedir” ifadesi de bir başka eleştiriye işaret ediyor.
(Yarın: Basın, ifade özgürlüğü...)