Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
09 Eylül 2010 Perşembe 09:36
ÜYE GİRİŞİ / ÜYE OL
BENİM SAYFAM
GÜNDEM
EKONOMİ
MAGAZİN
SPOR
DÜNYA
PLANET
EKONET
PİYASANET
IMKB 60608
DOLAR 1.5150
EURO 1.9220
€ / $ 1.2685
SAĞLIK
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
ASTROLOJİ
TV REHBERİ
EN İYİ ON
YAZARKAFE
SERVİSLER
BİLGİ YARIŞMASI
ANKETLER
AT YARIŞI SONUÇLARI
İDDAA PROGRAMI
CANLI MAÇ SONUÇLARI
MIND
CANLI MAÇ ANLATIMI
BENİM SAYFAM
BUMERANG
SOSYAL İLANLAR
HABER ALARMI
EKRAN KORUYUCU
YENİBİRİŞ
HÜRRİYET EMLAK
HÜRRİYET OTO
HÜRRİYET EĞİTİM
GAZETE SERİ İLANLAR
HÜRRİYET KIYASLA
ANNEYİZ BİZ
TİPEEZ
vimjo alışveriş
SAYISAL LOTO 04/09/2010
17 - 20 - 22 - 31 - 34 - 48
ŞANS TOPU 08/09/2010
4 - 19 - 25 - 28 - 33 - 8
SÜPER LOTO 02/09/2010
5 - 7 - 30 - 31 - 34 - 43
ANA SAYFAM YAP
FAVORİLERİME EKLE
KURUMSAL
HÜRRİYET KURUMSAL
İNTERNET GRUBU
REKLAM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE / İLETİŞİM
UNICEF Kartları ve Hediyelikler
 Yazarlar
Paylaş Benimsayfam'da Paylaş
Facebook'ta Paylaş Myspace'de Paylaş Twitter'da Paylaş
4 Mart 2010

Ahmet HAKAN

 ahmethakan@hurriyet.com.tr

Olası referandum oyumu açıklıyorum


“ANAYASA Mahkemesi üyelerini Meclis seçsin” ya da “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini Meclis seçsin” demek...

“Anayasa Mahkemesi üyelerini Tayyip seçsin” ya da “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini Tayyip seçsin” demektir.

Çünkü...

Acı gerçek şudur:

Meclis’te milletvekillerinin iradesi değil Tayyip’in iradesi söz konusudur.

* * *

Öyle bir ihtimal ufukta pek gözükmüyor ama...

Eğer yarın Meclis’te çoğunluğu Deniz ele geçirirse...

Durum değişmez.

O zaman da Anayasa Mahkemesi üyelerini ya da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini Deniz seçecek demektir.

* * *

Soru şudur:

Tek adamın seçimine mi teslim olacağız, yoksa ne kadar sorunlu olursa olsun mevcut sistemin devamından yana mı olacağız?

Ben ikincisinden yana olurum.

Yani olası bir referandumda oyum, kesinlikle “hayır” olur.

Oldu bu iş

HABERTÜRK Gazetesi bir yıl önce yayına başladığında, tutup tutmayacağına yönelik bahis oynamak, biz gazeteci milletinin milli sporu haline gelmişti.

İki gazeteci bir araya gelir ve tezler havada uçuşurdu:

“Tutmaz abi, bizim millet ebadı küçük gazeteye pas vermez” diye başlanır, “Ayrı ayrı beş gazete çok kötü bir fikir” diye bitirilirdi.
Meslek erbapları pek şans vermiyorlardı yani Habertürk’e...

Hadi bir yılın ardından itiraf edelim:

Oldu bu iş...

Olmasının en önemli kanıtı ise şudur: Habertürk’ü elimize almadığımız günlerde müthiş bir eksiklik duygusu hissediyoruz.

Bir gazete için başarının yegâne ölçüsü bu değil midir?

En üstten en alta Habertürk’ün tüm çalışanlarını kutluyorum.

Ah İlker Paşa ah

SAYIN İlker Paşa...

İyi ki “Koskoca Genelkurmay Başkanı elinde sağlam kanıt olmadan bir belgeye kâğıt parçası der mi” falan diye düşünerek...

Yani size güvenerek...

Albay Dursun Çiçek imzalı o meşhur belgeye “kâğıt parçası” dememişim.

Eğer deseydim...

Şimdi “yandaş medya”da...

Birtakım münasebetsizlerin “Şiştin mi bal kabağı” ya da “Hadi şimdi öt bakalım” türünden çemkirmelerine muhatap olacaktım.

Demek ki neymiş?

Bu devirde Genelkurmay Başkanı’na dahi güvenmeyecekmişsin...

Dersimi aldım da ediyorum ezber.

* * *

Peki Sayın İlker Paşa, benim gibi, Başbakan’ın nezdinde ancak “tezgahtar” konumunda olabilen bir “köşe yazarı parçası” bile, sağdan soldan gelecek olası çemkirmelere karşı kendini koruma altına alma gayretine girerken...

Yani yoğurdu üfleyerek yerken...

Yani “Bu işin içinden bir Çapanoğlu çıkabilir” diye ihtiyat kumkuması kesilirken...

Sizin gibi “koskoca” bir Genelkurmay Başkanı’na, altını üstünü fazla kurcalamadan, memleketin bütün kameralarının karşısında “Bu bir kâğıt parçasıdır... Bu bir
kâğıt parçasıdır...”
diye vurgu üstüne vurgu yapmak yakıştı mı?

Demek ki neymiş?

Bir Genelkurmay Başkanı, emri altındakiler tarafından fena halde yanıltılabilirmiş.

Demek ki neymiş?

Bir Genelkurmay Başkanı, kendisine inanıp güvenenleri kör kuyularda merdivensiz bırakarak, “yandaş medya”nın mavralarının hedefi haline getirebilirmiş.

* * *

İyi ki inanmamışım size İlker Paşa...

İyi ki “Osmanlı’da oyun bitmez” kuralını aklımdan çıkarmamışım...

İyi ki... İyi ki... İyi ki...

Kötü alışkanlıklarım

- Her türlü bildiriye önüne arkasına bakmadan imzayı çakarım.

- Topluluk içinde gösterilmeye maruz kalmaktansa, topluluk içine girmemeyi tercih ederim.

- Başladığım filmlerin sonunu getiremem.

- Bilinmeyen numaraları bile ilk çalışında açarım.

- Bir televizyon kanalında iki dakikadan fazla, bir eğlence mekanında iki saatten fazla duramam.

- İrapta mahalli olmayanlarla bile polemiğe girişirim.

- “Hayır” demeyi bilmem.

- Üç beyazdan uzak duramam. 



Yazarlar Arşivi
Ahmet HAKAN
Tüm yazıları
Yazarlar
Oktay EKŞİ
Oylamada hileyi önlemek

Doğan HIZLAN
Nasıl bir bayram

Ertuğrul ÖZKÖK
U2 konserine neden gitmedim

Sedat Ergin
İlk bölümün ara değerlendirmesi

Fatih ÇEKİRGE
Ankara’dan cevap bekliyorum

Yalçın DOĞAN
Hocam böyle soru sorma

Ahmet HAKAN
Kısa bir ara

Yılmaz ÖZDİL
Obama eskiden Çayeli’nin AKP ilçe başkanıymış

Vahap MUNYAR
Baskette zamanı 65 kişi ayarlıyor, lüks saatte Antalya, İstanbul’u geçiyor

Yalçın BAYER
12 Eylül’de Ecevit neden tutuklanmıştı

Cüneyt ÜLSEVER
İktidar ve yargı (III) Tarih tekerrür etmesin: 1957-1960 DP dönemi

Kanat ATKAYA
24 saat Beyoğlu halkı

Latif DEMİRCİ
Latif DEMİRCİ

Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
BOTAŞ ‘Zararımıza ama kabul’ dedi

Erdal SAĞLAM
Artık Mali Kural’ı unutup sonucuna bakacağız

Şükrü KIZILOT
Şişmanlar ek vergi ödesin mi

Hadi ULUENGİN
Ege sorunu (son)

Rahmi TURAN
Post giderse ağlama!

Özgür BOLAT
Mutlu çiftleri, mutsuz çiftlerden ayıran özellikler

Mehmet Ali BİRAND
ABD ve İsrail, PKK konusunda çok dikkatliler…

Rauf TAMER
Özetlersek

          Vuslat Doğan      Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH