Başkan'ın 10 adımı
Yıldırım,12 yılda Fenerbahçe’yi istediği noktaya getirmeye başladı.
AZİZ Yıldırım 1998 Şubat’ından beri Fenerbahçe’nin başında. Seveni de çok sevmeyeni de.. Doğrusu da çok oldu yanlışı da.. Ama 15 Şubat 1998 kongresinde yaptığı konuşmayı dinleyen bir gazeteci olarak 12 yıl sonra Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Kulübü’nü istediği noktaya getirmeye başladığını görmek mümkün.
Fenerbahçe hemen bütün amatör branşlarında şampiyonluğa oynar hale geldi. Sponsorlarla çok ciddi anlaşmalar yapıldı. En son Ataşehir’deki arazi alındı. Taraftar sabırsızdır hep ister.. Şampiyonluk, büyük transfer, stat, büyük hoca ve Avrupa’da başarı ister. Getirirsiniz başarının garantisi yoktur, eleştirilirsiniz. Yıldız futbolcunuz daha üst seviye lige gitmek ister, fatura size çıkar. Hep daha iyisini yapmak zorundasınızdır. Aziz Yıldırım’ın 12 yıl boyunca verdiği çok doğru 10 karar var hemen aklıma gelen..
İlk sıraya Daum-Koch ikilisiyle üç yıl üst üste çalışmasını koyarım. Çünkü Fenerbahçe teknik direktör kovmaya alışmış bir camia iken Daum’la istikrarı öğrendi ve Avrupa’daki başarının alt yapısı hazırlandı..
Maçları oynarken ve bütün kulüplerden önce stadı büyütüp rakiplerini psikolojik olarak geçmesi. UEFA finalinin alınması. Taraftar gruplarını kontrol altına alıp kombine uygulamasını başlatması.
Amatör branşlara verilen önem ve Ülker, Acıbadem, Avea, Telekom, Doğuş Otomotiv, THY gibi sponsorlarla olan büyük rakamlı anlaşmaların yapılması, başarılı bir borsa açılımı ve piyasa değerinin yüksek tutulması var.
Ali Koç, Nihat Özdemir, Nihat Özbağı gibi ülkenin üst düzey işadamlarından oluşan bir yönetimle uzun süreli çalışması, grupları bitirmesi.
Anelka, Ortega, Roberto Carlos başta olmak üzere dünyayı konuşturan yıldızları getirebilme gücü.
Yine bir ilki yapıp futbol takımının yetkilerini belli bir süreye yayarak Aykut Kocaman’a devretme projesi..
Volkan, Gökhan Gönül, Semih, Emre, Özer, Mehmet Topuz, Gökhan Ünal, Uğur Boral gibi milli oyuncuları bonservisleriyle takıma monte etmesi.
İç sahadaki Galatasaray derbilerinde 10 yıl üst üste galip gelerek ezeli rekabette başarı elde etmek.
Fenerium zincirlerini ve futbol okullarını hem ülke hem de dünya çapında yayma projesi.
Kulüpler Birliği başkanlığı sırasında bütün kulüplerin 5 yılını kurtaracak bir hamleye imza atarak yayın ihalesini üst sınırlara zorlayan isim olmak..
Fenerbahçe bugün Türkiye çapında iyi seviyedeyse Aziz Yıldırım’ın artıları yüzünden..
Diğerleri
HEP futbolla yatıp kalkarken diğer branşlara da tutkun olduk çıktık. Marcel İlhan’ın Avustralya Açık’ta Türk tenisi için attığı büyük adımla sevindik. Efes’in Siena’yı yenip Final Four iddiasını sürdürmesiyle mutlu olduk. Fenerbahçe bayanlarının potada ve filedeki başarıları devam etti. Utah’ta Memo kendine geldi..
Hakemler, hakemler..
ÜZÜLEREK seyrediyorum bazen maçları. Hem stattan hem televizyondan. Örneğin Kirita’nın Gökhan Gönül’e arkadan çift dalması açık kırmızı kart. Ama faul bile verilmiyor. Hem de o alkışladığımız Göçek-Şencan ikilisi tarafından. Bursa net bir gol atıyor, Şencan ona da bayrak kaldırıyor.. Sarı kartlı Lugano ve Mustafa Keçeli rakip biçiyor, apaçık ikinci sarı.. Faul var ama kart yok. Oysa bir gün önceki bir başka çeyrek final maçında 17 sarı çıkmış, ayıp! Jo sakatlanıyor, Delgado sakatlanıyor, Holosko sakatlanıyor, Arda’ya, Alazinho’ya tekmeler yağıyor, sarılar çıkıyor ama kırmızı yok. Kasti hareketler havada.. Hakeme kızarak birşey söyleseniz üç maçtan başlıyor.. Arkadan çift dalma serbest.. Ayıp!
Yarın 7 Şubat!
FEDERASYON verdiği tarihte bir açıklama yapar umarım bu teknik direktör konusunda. Çünkü son 20 yılda dünya futbolunda en büyük atılımı yapan ülke biziz.. Ama teknik direktörümüz yok. Mesela daha önce milli takım forması giymemiş Özer hazırlık maçlarıyla bu göreve ısınsa.. Mesela Volkan Şen, Ozan İpek, Engin Baytar, Mustafa Sarp gibi çok formda isimler kadroya çağrılsa.. Mesela iç saha maçlarımızı oynayacağımız statlar için bir beyin fırtınası yapılsa, zeminler düzeltilse, rüzgar panelleri takılsa.. Hani bir kedim bile yok derler ya! Ya bir teknik direktörümüz bile yok 4 aydır. Bu da ayıp!