|
|
| Yazarlar |
Türkiye’nin tarihini yazsak yenidenBİRAZ tarih okumuşlar bilir, “gerçek tarih” yoktur. Tarih yazımı şu veya bu biçimde kurgudur. Bu, aklımıza esen her şeyi tarih diye yutturabiliriz demek değildir. Tabii ki daha ciddiye alınacak iddialar, çalışmalar vardır, masal kıvamında veya düpedüz ideolojik olanlar vardır. Ancak bu böyle diye, tarih bilmek faydasız, gereksiz bir şey de değildir. Hele, “öğretilen” tarihi sorgulamak fazlasıyla önemlidir. Zira her toplumda “okulda öğrenilen tarih” fazlasıyla ideolojiktir. Bizim gibi kurucu ideolojisini esnetememiş, katı kalıplar içinde tutan ülkelerde bu daha çok böyledir. O nedenle, bize öğretilen “tarihi doğrular”ı kurcalamak, birileri için “gerekli”, “doğru”, “kaçınılmaz” diye kabul edilen şeylerin başka birileri için neden zulüm, baskı, dayatma olduğunu anlamak bugüne dair ufkumuzu genişletir.
Bu yeni tarih, tuhaf bir kolaj üzerinden yazılmaya çalışıldıkça samimiyetini, ikna ediciliğini yitiriyor. Bu sorgulamanın kalkış noktası “hümanist” deseniz değil, milliyetçiliği sorgulayan bir çıkış deseniz o da değil. Tam tersine, milliyetçi tepkileri bertaraf etmek için bir yandan da fazlasıyla milliyetçi.
Murat Bardakçı, “Dersim yakın tarihtir, hesaplaşmaya Yavuz Selim’den başlayın!” diye yazmış (Habertürk, 20 Kasım 2009). Sahiden, yakın zamana kadar en büyük kutlamayı İstanbul’un Fethi’ne yapanlar, sağ-muhafazakârlar Cumhuriyet tarihi ile hesaplaşırken, Osmanlı geçmişi için artık ne diyorlar? “Başkaları yaparsa işgal, Türkler yaparsa fetih” anlayışından vazgeçtiler mi merak ediyorum, gerçek bir zihniyet devrimi yaşayıp yaşamadığımızı böylece anlamış olacağım. Tabii işin bir de “Gerçek bir zihniyet devrimi nasıl ve nereye kadar mümkün olur?” tarafı var ama, onu şimdilik bir yana bırakalım. Nihayet, diyelim kuşkularım, itirazlarım haksız. Kimseyi köşeye sıkıştırmaya çalışmıyorum. Sadece tarihi sorgulama işini önemli kılan “anlama ve anlaşma” ufkunu görmek ihtiyacı duyuyorum. Yoksa mesele, en iyi ihtimalle, “Türkiye’nin tarihini yazsam yeniden”den kalkıp, “Bütün ümitlerim yel olur gider”e varacak, ondan korkuyorum.
|
| 23 Kasım 2009 |
|