Müftü efendi gibi

BİZ bir sorunu çözemezsek onu unutturmaya çalışırız. Unutturmanın en kolay yolu -özellikle de iktidarda iseniz- yeni bir sorun yaratmaktır. O sorunu da çözemeyebilirsiniz. Zaten onu sizden ancak enayiler bekler. Akıllılar, bunun ardından hangi sorun gelecek diye sorar. Çoğu kez de haklı çıkar.

Haberin Devamı

Bu kadar lafı neden ettiğimizi son on-on beş günün tartışma konularını gözden geçiren herkes kolayca anlar. Örneğin aklına önce “Demokratik açılım” denen, “ne idüğü belirsiz” proje gelir. Onun sıcağı taze iken önüne “Ermenistanla parafe edilen iki protokol” çıkar. Onun mürekkebi kurumadan “dokunulmazlığı olan milletvekilini kargatulumba mahkeme önüne çıkartmaya kalkışma” davası gündemi işgal eder. Siz onunla meşgulken henüz “muhakeme etme” yetisi kazanmamış yavruları Kuran kurslarına gönderme projesi (başka bir din için olsa da fark etmez) açıklanır.

Daha yargıyı “iğdiş etme”, “basını susturma”, “askeriyeyi etkisizleştirme”, “vergi idaresini zulüm aracı olarak kullanma” gibi marifetlerden söz etmedik.

Haberin Devamı


Aklınıza gelen öteki örnekleri de siz ekleyin. 


İşte bu liste içindekilerden birine, yani TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in celallenip “Mahkeme DTP’li (Demokratik Toplum Partili) vekiller hakkında zorla götürme kararı alsa bile, Meclis Başkanlığı olarak buna izin vermeyiz” demesine ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Muhalefet adım atarsa inşallah bu ay içerisinde sorunu çözeceğiz” diye vaatte bulunmasına yol açan “dokunulmazlık” konusuna değinmek istiyoruz.


Biliyorsunuz, Başbakan’a göre biz ne yazsak yanlıştır. Neden söz etsek ya “maksatlı”dır veya “yalan”dır.


Hani şair Nef’i’nin kendisine “kâfir” diyen Şeyhülislam Yahya Efendi’ye Bize kâfir demiş müfti efendi/ Tutalım ben diyem ana müselman/ Varıldıkda yarın ruz-i cezaya/ İkimiz de çıkarız anda yalan”


(Müftü Efendi bize kâfir demiş. Şimdi ben de tutup ona Müslüman desem de, yarın mahşer gününe vardığımızda ikimizde sözümüzde yalancı çıkarız) dörtlüğü gibi kimin yalan kimin doğru konuştuğu nasıl olsa bir gün ortaya çıkar, ama bazen de o gerçek anlaşılıncaya kadar iş işten geçmiş olur.


Dokunulmazlıklar konusu herkesin anımsayacağı gibi 3 Kasım 2002 tarihli seçimden az önce CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından gündeme getirilmiş ve şimdiki Başbakan Tayyip Erdoğan, televizyon ekranlarında yani herkesin gözü önünde, Anayasa’nın 83’üncü maddesini değiştirip “dokunulmazlığı, hırsızı, zimmetçiyi, mürtekibi, rüşvetçiyi koruyan bir zırh olmaktan çıkarmaya” söz vermişti.

Haberin Devamı


Aradan geçen tam 7 sene boyunca bu konuda parmağını bile oynatmayan Tayyip Erdoğan şimdi, altı, üstü, içi, dışı belli olmayan “Demokratik açılım” isimli propaganda kampanyası uğruna “Muhalefet destek versin, bir ayda Anayasa’yı değiştirir bu sorunu çözeriz” diyor.


Sonra da sizin, benim, sokaktaki vatandaşın, bu sözlere inanmamızı bekliyor.


Başbakan Erdoğan
böyle bir beklentiyi hak edebilmek için kendisinin demokrasiye ve hukuka içtenlikle inandığını ispat etmesi gerektiğini ne zaman öğrenecek?

Yazarın Tüm Yazıları