Harcamaya devam!
FUTBOL Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, Forbes Dergisi’ne yaptğı açıklamada, “UEFA kriterlerini uygulamaya kalksak 6-7 takımı Süper Lig’den düşürmemiz gerekir” demiş. İyi yapmış.. Borca harca bakmaya gerek yok..
Transfere devam, harcamaya devam, vergi ödememeye devam..
Federasyon olarak gelir artırmada uyguladıkları politikaları, alt yapı organizasyonlarını, futbolu tabana yayma projelirini alkışlamak gerek.. Ama
Sayın Özgener’in unutmaması gereken bir şey var. 3 yıl sonra bazı kulüplerimiz çok önemli mal varlıklarını satmak zorunda kalırlarsa.. Borç yüzünden birçok şehir takımımız kulübün anahtarlarını belediye başkanlarına teslim ederse.. Logolarına, kupalarına haciz gelen takımlardan geçilmezse..
UEFA’daki dosya sayımız üçe-beşe katlanırsa.. Bunun sorumlusu kim olacak?
Tek önlem küme düşürmek midir? Kulüplerin ayaklarını yorganlarına göre uzatmasını sağlayacak tedbirleri almak federasyonun görevi değil midir?
Rekabet, rekabet derken futbolun altına dinamit konduğu görülmüyor mu?
Mehmet Topuz 9 milyon Euro artı Gökhan Emreciksin eder mi? Henüz bir sezonu doğru dürüst oynamış İsmail Köybaşı için 6.5 milyon Euro bonservis bedeli ödemek neyin nesidir? Yabancı transferlerinde dönen komisyonlar için “Bir dakika kardeşim” denemez mi?
Neyse boşverin böyle soruları.. Harcamaya, çılgınlığa devam.. Bizim cebimiziden mi çıkıyor sanki? Devlet Baba sağolsun.. Vergiyi de affeder, stadı da yapar, kaynağı da oluşturur.. Size de tarihin en iyi ligini organize ettiğinizi açıklamak kalır..
4-3-3 ve Galatasaray
RIJKAARD, Barcelona’da başarıya ulaştığı 4-3-3 sistemini Galatasaray’a uygulamak amacında. Transferler de buna uygun yapılıyor. Arda, Kewell, Baros gibi bu sisteme uygun silahları da var. Keita gibi çok önemli bir yıldız da sağ kulvarda oynayacak. Orta sahada savunma yönü kuvvetli isim sayısı çok fazla. Bu yüzden Galatasaray gol yollarında çabuk çoğalan, çok atak yapan, seyir zevki yüksek bir futbol oynayacaktır. Geçen sezonun ilk yarısında bir ara yakalanan uyum yakalanırsa gol ortalamasının 3’e yaklaşması bile olası.
Gelelim 4-3-3 oynayacak Galatasaray’ın zaaflarına... En büyük sıkıntı orta sahanın ortasında bütün pas trafiğini yönetecek, aynı zamanda savunma yönü güçlü, çabuk bir oyuncunun olmayışı. Arda çok çabuk, oyun zekası yüksek, lider özelliği fazla bir oyuncu. Ama savunma ağırlıklı bir oyun içinde kaybolup gidebilir. Mehmet Topal çok iyi kumaş. Onun da çabukluk sorunu var.
Tek başına o bölgede ağır kalır. Ayhan, Xavi tarzı oyun kurucu modeline en yakın isim. Daha çok top kapan ve rakibi bozan özelliklerini kullandığı için ofansif yönü biraz geriye gitti. Rijkaard bu bölgeye kimsenin beklemediği bir ismi de yerleştirebilir. Örneğin Mustafa Sarp öne çıkabilir.
Sistemin bir başka riski de savunmanın göbeğinde Servet-Gökhan-Emre Aşık gibi güçlü, havadan çok etkili ama hızlı hücumcular karşısında ağır oyuncuların varlığı. Emre Güngör, Puyol modeline en çok benzeyen isim. Geriye dönüşleri çabuk ve yerden etkili.
Uzun bir sakatlık döneminden çıkan iki oyuncu Linderoth ve Uğur sistemin önemli parçaları olabilirler. Geçen sezon zaman zaman yıldızlaşan, zaman zaman tepki çeken Sabri agresif tavırlarını terk ederse büyük çıkış yapabilir.
Rijkaard’ın bu dönemdeki en büyük avantajı son 10 yılda çok az teknik adama nasip olan bir kadroya sahip oluşu. Eğer 4-3-3’ün savunma aksaklıklarını giderecek çareler üretirse “keyif veren” bir Galatasaray seyredebiliriz..
Gelmeyenler
YAKLAŞIK bir aydır Fenerbahçe’nin yabancı transferleriyle ilgili haberleri okuyoruz. Poulsen, Onyewu, Keirrson gibi önemli yıldızların adı geçiyor transfer çalışmalarında. Üç oyuncu da Fenerbahçe’nin gücünü artıracak kalitede. Ama henüz net bir gelişme yok.
Yani Fenerbahçe’nin transfer etmeye çalıştığı yabancılar şimdilik ortada yok. Kaptan Alex de ortada yok. Forvet Güiza da.. Kaleci Volkan, Lugano sözleşme yenilemediler. Özer imza sonrası ameliyat oldu. Dolayısıyla çalışmalarda onlar da yok. Bakalım bu kadar “yok” arasında Daum nasıl bir takım ortaya çıkaracak.. Yönetim Galatasaray ve Beşiktaş’ın yabancı ataklarına nasıl bir karşılık verecek? Mehmet Topuz, Özer, Bilica, Bekir’le kıpırdanan kadro “savaşan, mücadele eden takım” haline ne zaman kavuşacak?