Türk Mevsimi’nde bir akşamüstü
FRANSA’da “Türk Mevsimi”nin başladığını yazmıştım.
Türkiye Büyükelçiliği’nde bir resepsiyon düzenlendi.
Böyle günlerin dost buluşmaları açısından güzelliğini bilirim.
Paris Büyükelçisi Osman Korutürk, bir büyükelçinin aynı zamanda ülkesinin kültürünü de temsil ettiğini, aile geleneğinden gelen bir duyarlılıkla çok iyi biliyor.
Elçiliğin bahçesinde Türk ve Fransız birçok önemli kişi, bu etkinlik üzerine konuştu.
Orada tanıştığım, Paris’te yaşayan genç kuşaktan kişilerle konuştuğumda, herkes “Türk Mevsimi”nin gerekliliğinden söz etti. Hatta yapılmama ihtimali onları kaygılandırmış.
Türkiye’nin imajının tanıtılması ve yayılması için bu mevsim bir fırsat.
Çünkü sadece yazılı ve sözlü kültürümüzün örnekleri etkinliklerde sunulmayacak. Yaşama biçimimizin örnekleri de Fransızlara tanıtılacak.
Bir kahvehane bile onlara bizimle ilgili çok şey söyleyecek.
Edebiyatımızın, müziğimizin, sinemamızın tanınmış adları, konuşmalar yapacak, toplantılara katılacaklar.
Böyle yoğun günlerin çok önemli bir işlevi vardır. Aydın kesimin, tek tek tanıdığı adlar bir kültür kampanyası içinde bir araya getirildiğinde etkili oluyor. Toplam çalışmalar iz bırakıyor.
ELÇİLİK bahçesindeki resepsiyonda, Fransa’da Türk kültürünü, Türk yaratıcılığını, Türk edebiyatını, Türk sinemasını tanıtan, orada yaşayan birçok dost vardı.
Güzin Dino, Gökşin Sipahioğlu, Alev Ebüzziya, Kudsi Erguner, Nedim Gürsel, Selçuk Demirel.
Ekim ayında Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Abidin Dino Sergisi açılacak.
“Türk Mevsimi”ni tanıtmak için, Türk gazeteciler de Fransa’ya gidiyorlar.
Bütün yazarların ve gazetecilerin bu olayı Türklere anlatmaları gerekir. Etkinliğin neden yapılması gerektiğini, yararlarını Türk okurlarına kabul ettirmeleri şart.
Açılış töreninde bulunan Fransız gazetecilerin yoğun ilgisini fark ettik. Ertesi gün yurda döndüğümüzden orada çıkan yazıları okuyamadık, verilen yerin santimetrekaresini ölçemedik.
İlk izlenimler olumluydu ama.
Paris’te bu iş için çalışan büro -ki İKSV’nin önemli elemanlarıdır- gerçekten olağanüstü bir gayret gösteriyorlar. Gelen yerli ve yabancı konukların bütün isteklerini incelikli biçimde karşılıyorlar, yerine getiriyorlar.
* * *
TÜRK Mevsimi, yalnız Fransa’da değil, Avrupa’nın diğer ülkelerinde de yapılmalı.
Bunlar bizim AB’ye girmemiz konusunda inandırıcı gerekçeler sunacak faaliyetler.