|
|
| Yazarlar |
G-20 Zirvesi’nin gündeminde ne var?YEREL seçimlerden sonra önümüzdeki haftanın en önemli olayı G-20 Zirvesi. Hafta ortasından itibaren gözler zirveye çevrilecek. 2 Nisan’da zirveyi ağırlayacak olan İngiltere, aylardır büyük hazırlık içerisinde. Katılımcı ülkelerin maliye bakanlarıyla, sivil toplum örgütleriyle, yabancı gazetecilerle aralıksız toplantılar zirvenin daha verimli geçmesine yönelik. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da, Bahçeşehir Üniversitesi’nde dinleme fırsatını bulduğumuz İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband’ın G-20 yuvarlak masa toplantısına davet gelince, yine yol göründü. Ne ki, Londra’da Miliband görüşmesine hazırlanmışken uçaktan iner inmez kendimi Başbakan Gordon Brown’un basın toplantısında buldum. G-20 Zirvesi, İngiliz siyasetçileri alarm durumuna geçirmiş. Programlar son dakikada değişebiliyor. Brown sürpriz bir şekilde yabancı gazetecilerle bir araya gelirken, Miliband haftalar öncesi ayarlanmış toplantıyı erteleyebiliyor. Dolayısıyla bendeniz Miliband’a soru sormayı planlarken kendimi Downing 10 numarada Brown’ın karşısında buldum. OBAMA YÜZÜNDEN 1 SAAT RÖTAR Brown gazetecilerle buluşmaya tam bir saat rötarla geliyor. Nedeni ABD Başkanı Obama ile yaptığı telefon görüşmesi. Zirve öncesi hem telefon trafiği, hem yüz yüze görüşmeler artmış. Nitekim, Brown bizimle konuştuktan bir gün sonra Avrupa Parlamentosu’na sesleniyor, ardından New York ve Latin Amerika’nın yolun tutuyor. Daha önce Çin, Hindistan, Rusya başbakanlarıyla ve diğer Asyalı liderlerle görüşmüş. Amaç "küresel danışma hattını" mümkün olduğunca geniş tutmak. İngiliz Başbakanın, son yıllarda film ve dizilerle yeniden yıldızı parlayan efsanevi I. Elizabeth’ın yağlıboya portresinin tam altında G20 Zirvesi’yle ilgili neler söylediğine gelirsek. "Global sorunlara global çözümler için bir araya geliyoruz. Böyle bir çalışma, global sorunlarda koordine bir şekilde işbirliği yapıp yapamayacağımızın test edilmesi anlamında" diyor. Peki G-20 Zirvesi’nin gündeminde tam olarak ne var? GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE YARDIM Gordon Brown dört madde sıralıyor. 1-Bankacılık ve finansal sistemlerin yeniden yapılanmasıyla ilgili ortak kuralların devreye girmesini sağlamak. 2-Dünya ekonomisinin önümüzdeki dönem yeniden büyümesini sağlamak. Bunun için ülkelerin almış oldukları ve alacakları önlemleri masaya yatırmak, ticaret hacmini arttıracak şeyleri tartışmak. 3-Yoksul ülkelere ve kendi sorunlarıyla boğuşan gelişmekte olan ülkelere yardım etmek. 4-IMF, Dünya Bankası gibi 1940’lı yıllara göre şekillenmiş uluslararası kurumlara yeniden yapılandırmak. Bu kurumları 2009 yılının ihtiyaçlarına göre biçimlendirmek. İngiliz başbakanına en fazla sorulan sorular IMF ve korumacılıkla ilgili olanlar. IMF VE TÜRKİYE Son yıllarda ekonomileri büyüyen ülkelerin IMF’de daha fazla temsil hakkına sahip olduklarını belirten Brown, "Türkiye, IMF ile görüşmelerini sürdüren bir ülke olarak G-20 Zirvesi’nden nasıl bir kazanç sağlayabilir" soruma oldukça, "dolaylı" bir cevap veriyor. "IMF ile ilgili esas soru, önüne çıkan sorunları halletmek için yeterli kaynağa sahip olup olmadığıdır. Dünyanın çeşitli yerlerinde, kriz durumlarıyla başa çıkmanız için uluslararası kurumlarınızın kaynaklarını garanti altına almak zorundasınız" diyor. Korumacılıkla ilgili soruya ise şu karşılığı veriyor: "Korumacılık uzun vadede hiçbir ülkeye iyi gelmez. Zira dünya ticaretinin kapasitesini düşürür, şirketlerin siparişlerini azaltır. Dolayısıyla işsizliğe yol açar. G-20 Zirvesi’nde hedefimiz korumacılık sorunlarının görüldüğü yerde müdahale edecek bir izleme mekanizmasını oluşturmak." Brown, "Dünyada ticareti yaygınlaştırmak istiyorsak, bu korumacılıkla olmaz" diye ekliyor. Zirveden beklentiler farklı İNGİLİZ Başbakanı Brown, G-20 Zirvesi’yle ilgili böyle bir tablo çiziyor ama madalyonun diğer yüzü de var. Brown’ın basın toplantısından gelen sorulardan benim çıkarttığım, zirveyle ilgili beklentilerin farklı olduğu... Asya ülkeleri "korumacılıkta" ısrarlı olabilir. Latin Amerika ülkeleri IMF’de reform beklerken, Afrikalı ülkeler öncelikle sağlıklı bir kalkınmanın peşinde. Bu arada Avrupa ile ABD arasında da bazı görüş ayrılıkları mevcut. Avrupa ve özellikle Fransa ile Almanya, ABD’nin aksine sisteme daha fazla para akıtılmasından yana değil, daha çok kuralların belirlenmesiyle ilgileniyorlar. "Aldığımız ekonomik paketlerin neticesini görelim öncelikle" havasındalar. Zirveden uzlaşma çıkacak mı diye merak edenlere küçük bir not. Sonuç bildirgesinin dörtte üçü, bugünden hazır durumdaymış İş, 2 Nisan günü Londra’da biraraya gelecek olan G-20 liderlerinin imza atmalarına kalmış.
|
| 27 Mart 2009 |
|