Kafayı yemek üzereyim

ERGENEKON davası ve ilgili soruşturmalar sırasında kafayı yemezsem hiç yemem. Her gün aklım daha beter karışıyor. Önce size bir soru: Şu sözler kime ait?

"(...) Mesut Yılmaz’ın da ’katillerin başı’ dediği İbrahim Şahin kimdir? Şahin (...) tam 10 yıl Doğu’da ve Güneydoğu’da PKK eşkıyasıyla göğüs göğüse çarpışmış bir kahraman. 3-4 kere yaralanmış ama gene yılmamış ve gene mücadelesine devam etmiş..."

Cevap: Bugün çetelere karşı cansiperane savaş veren ve İbrahim Şahin’in krokisi ile ortaya çıkan cephaneliği "Ergenekon" ile ilgili şüpheler taşıyanların gözüne sokan Nazlı Ilıcak!

Rıza Zelyut
’un 10.01.09 günü web gazetesi Sol Birlik’te (www.solbirlik.net) yayınlanan "İbrahim Şahin’in Koruması Nazlı Ilıcak’tı" başlıklı yazısı, Ilıcak’ın 12.12.93 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayınlanan yazısından bu alıntıyı yapıyor.

Nazlı Ilıcak, neden Mesut Yılmaz’a çatıyor? Susurluk’un ardından ANAP’ın o tarihteki Genel Başkanı Mesut Yılmaz, zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e basına da yansıyan bir mektup yazmış ve demiş ki:

"Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde, Özel Harekát Dairesi vardır. Bu dairenin bazı elemanları, uyuşturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürülmesi gibi işlere karışmaktadır. Ömer Lütfü Topal’ı öldürenlerin itirafları fevkalade enteresandır. Bu kişiler suçlarını itiraf ettikleri halde, Ankara’ya celp edilmişler ve halen serbest dolaşmaktadır. Devlette görevli olan bazı kişilerin, Özel Harekát Dairesi Başkanı İbrahim Şahin’den talimat aldıkları ve bunun, İçişleri Bakanı dahil, birtakım yüksek yerlerin bilgisi çerçevesinde olduğu söylenmektedir. Suça karışan asgari 100-120 kişi mevcuttur. Bunlar devlet emrinde çalışan katillerdir." Ilıcak’ın yazısı bu mektuba cevapmış!

İlgili web gazetesini okuyan bir arkadaşım bana, Ilıcak’ın değişen tavrında bir çelişki olmadığını, dolayısıyla aklımı yememem gerektiğini söyledi. Ona göre o tarihte İbrahim Şahin iktidarın (Necmettin Erbakan-Tansu Çiller) adamıydı, şimdiki iktidar ise Şahin’e karşı!

Arkadaşımın deyimiyle Ilıcak, Şahin’lerin değil, iktidarların gazetecisi!

Peki şuna ne dersiniz? 10. dalgadan sonra gözaltına alınan tüm emekli generaller salıverildi, ama Yalçın Küçük tutuklandı! Paşaların neden gözaltına alındıklarını, neden salıverildiklerini bilen yok. Ancak, arkadaşıma göre bunda da şaşacak bir şey yok. O, "Yargı bağımsızdır" diye devamlı bağıran Başbakan’a Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un yaptığı ziyarete dikkat çekiyor. "Normal, çok normal" diyor. Devletin tepesindeki işbirliğinden bahsediyor.

İbrahim Şahin’in basına sızan ifadesine göre adını açıkça verdiği 2 muvazzaf general ona özel görev vermiş, hatta kendisinden 300 seçmece adam istemişler. Ben bu akıl almaz iddiaya Genelkurmay anında çok sert tepki verir diye bekledim. Öğlene doğru nihayet, yalın da olsa, bir yalanlama geldi. Arkadaşıma göre "Şahin’ler oyununda her türlü yalan mubahtır."

İbrahim Şahin, krokileri evde unutacak kadar kafayı yemiş, ama kitap yazacak kadar sağlam bir hafızası var. Arkadaşıma göre bu da normal. Bizim devlet geleneğinde İsmet Paşa açılımı varmış. Paşa sağırmış ama işine geleni duyar, gelmeyeni duymazmış.

Arkadaşıma, "Tamam her şeyin bir açıklaması var, ama Yalçın Küçük nasıl darbe yapacaktı?" diye sordum. "Halkı galeyana getirecekti!" diye cevap verdi. "Nasıl yani?" diyecek oldum, "Yalçın Küçük televizyonlarda zırvalarken nasıl bir duyguya kapılıyordun?" diye sordu. "Galeyana geliyordum!" diye cevapladım ve anında sustum.

* * *

Arkadaşıma göre benim kafayı yemek üzere olmamın nedeni cahilliğim. Ona göre ben Türkiye’nin kendi tarihi şartlarından doğan, itişme geleneği üzerine kurulu, düşünceye/akla, hele hele somut bilgiye hiç ihtiyaç duymayan, sıkı bir tarafgirliğe ve kör bir çıkar kavgasına dayanan hassas dokusunu anlamıyorum.
Yazarın Tüm Yazıları