Ekonomik krizin nedenleri

SAĞOLSUNLAR, Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki dostlar, bana 28 Kasım Cuma günü akıl ve fikir dolu koca bir gün yaşattılar. O gün dünyada yaşanan ekonomik kriz ve Türkiye’ye olası etkileri ile ilgili çok değerli bilgilerle ve fikirlerle donandım.

Beynim, beyin fırtınası lezzetiyle coştu.

Bahçeşehir Üniversitesi ve ABD’nin Columbia Üniversitesi’nin birlikte tertip ettikleri "Global Finansal Kriz ve Türkiye’ye Etkileri Konferansı"nda, 1999 yılında Nobel ekonomi ödülünü alan Robert A.Mundell, ekonomi politika uzmanı Arvid Lukauskas ve uluslararası finans ve gelişme ekonomileri uzmanı Francisco L.Rivera-Batiz’i dinleme fırsatını yakaladım. Üçü de Columbia Üniversitesi ekonomi profesörü.

Ben bugün krizin nedenleri, yarın da gelişmekte olan ülkelere olası etkileri hakkında konferansçılar arasında beni en çok etkileyen Prof. Rivera-Batiz’in konuşmasını esas alarak meraklısı için 2 yazı yazacağım.

Bugün krizin nedenlerini irdeliyorum.

* * *

Rivera-Batiz’e göre; baş edebilmek için 2007’nin başından beri ABD yetkililerinin fonlama, doğrudan kredi veya kredi garantisi olarak 5.1 trilyon dolar ayırdıkları, IMF’nin oldukça iyimser bir tahminle kayıpların 1.5 trilyon doları bulacağını söyledikleri krizin çıkış nedenleri şöyle:

1) Dünyada artan refahla birlikte ABD’ye diğer ülkelerden akan net özel sektör yatırımları, 1999 ile 2005 yılları arasında neredeyse % 100 artmış. 1999’da ABD’ye dışarıdan 248 milyar dolar gelirken bu rakam 2005’te 482 milyar dolara çıkmış. Basit anlatımla ABD’ye dışarıdan para akmış.

* * *

2) Dünyada refahın kriz öncesi hangi seviyelerde arttığına iyi bir örnek Çin! Çin’in yabancı para rezervleri 1994 yılında 53.6 milyar dolar iken bu rakam 2007 sonunda 1 trilyon 528 milyar dolara yükselmiş. (Sanırım bu rezervlerin takriben 1 trilyon doları ABD’de-CÜ). Rezervler 13 yılda kabaca 30 misli artmış.

* * *

3) Buna mukabil ABD’de yatırımlar 1994-2001 döneminde milli gelirin % 19’u seviyelerinde hemen hemen aynı kalırken, ele alınan dönemde tasarruflar ise % 17 seviyesinden % 14.3’e düşmüş. ABD daha fazla para harcamış, daha az para biriktirmiş ama yatırımları kısmamış. Aradaki farkı da % 2.6’dan % 4.9’a çıkan, demek ki 2 misli artan dış finansmanla (diğer ülkelerden gelen parayla) karşılamış.

* * *

Prof. Dr. Rivera-Batiz’in verdiği rakamlar açıkça gösteriyor ki; ABD kriz öncesi son 10 yıldır bir borçlanma çılgınlığı yaşamakta idi. Dışarıdan oluk gibi akan paraları bunların yarattığı yükümlülük düşünülmeden kullanmaktaydı. İşte bu paralardan bazıları ABD’de maliyetlerden, nüfus artışından ve diğer getirilerden bağımsız artan gayrimenkul (ev) talebine yöneldi. Kaynak bolluğu giderek maddi gücü ev almaya müsait olmayanların da ipotekli (mortgage) kredilerle ev sahibi olmasını sağladı. Maddi gücü olmayanların (sub-prime) kullandıkları krediler ancak ev fiyatları arttığı sürece karşılandı. Dur durak bilmeyen, hatta devlet tarafından teşvik edilen fakirlere ev kredisi dağıtma çılgınlığı sonunda patladı ve evler bankaların elinde kalınca bu sefer ev fiyatları düşmeye başladı. Bu durum da haliyle, ödeme gücü olan kredi sahiplerinin de ödeme gücünü elinden aldı.

Bütün dünyadan toplanan ve çeşitli mali enstrümanlarla finanse edilen krediler geri dönmemeye başlayınca kriz yarattığı toksik káğıtlar (değersiz değerler) ile dünyada hemen hemen bütün ülkeleri finansal krize soktu.

Yarın bu krizin Türkiye’ye etkilerini irdeleyeceğim.
Yazarın Tüm Yazıları