Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
05 Temmuz 2009 Pazar 08:11
İstanbul 30ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    04/07/2009
    9-24-26-32-41-49
    ŞANS TOPU
    24/06/2009
    4-5-13-15-30-9
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    22 Kasım 2008

    Pakize SUDA

     psuda@hurriyet.com.tr

    Kısa yazılar


    Olur tabii... Neden olmasın?

    İnsan ülkesinin başbakanıyla, cumhurbaşkanıyla, onların eşleriyle arkadaş olabilir...


    Onlara isimlerinin arkasına "Hanım", "Bey" gibi takılar takmadan hitap edebilir...

    Hele milletvekiliyse bu kişi, iyice doğal.

    Başbakanla, cumhurbaşkanı açısından bakarsanız olaya... "Mustafa"dan sonra Atatürk’ün yalnızlığına kahrolanlara sesleniyorum özellikle... İyi değil mi bu sosyallik? Bana sorarsanız şu ünlü yemek olayında bir tuhaflık yok.

    Tuhaflık, o yemek üzerine röportaj vermekte.

    Ne lüzum vardı?

    "Başbakanlıkla arkadaşlık"ı doğal olmaktan o röportaj çıkardı bana göre.

    Geçenlerde "Farkına varmak"la ilgili bir şeyler yazmıştım. Konunun öznesi Ajda Pekkan’dı.

    Şimdi de "Atatürk’ün farkına vardım" desem...

    Nasıl bir tepki vereceğinizi tahmin ediyorum ama acele etmeyin, sandığınız gibi değil.

    Okuma yazmayı söktüğümüzden beri Atatürk’le yatıp kalkıyoruz...

    Ve hakkında her şeyi bildiğimizi zannediyoruz...

    Biliyoruz belki de...

    Fakat Atatürk’ün bütün o işleri, Kurtuluş Savaşı’nı, koskoca bir imparatorluğun yerine yeni bir devlet kurmayı falan kaç yaşında yaptığının idrakında mıyız?

    Ben değildim.

    Gözümün önünde hep devlet dairelerinde, okullarda asılı fotoğraflardaki kırlaşmış saçlarıyla 50’sini geçmiş adam vardı. "Mahalle mektebi"nde bile neredeyse o adam.

    Oysa sadece 38 yaşındaymış Samsun’a çıktığında. Bakıyorum da etrafımdaki aynı yaşlarda erkeklere, kadınlara... Henüz nerede duracağına karar verememişlerin sayısı az değil.

    Cumhuriyeti kurduğunda 42 yaşındaymış. Şimdi 42 yaşındaki politikacıların gençliği haber oluyor gazetelere.

    Bir şirkete genel müdür olmaktan söz etmiyoruz, bir devlet kurmaktan söz ediyoruz, dikkatinizi çekerim.

    Aslında çocuklara sırf bu yönünü örnek göstersek, bunun altını çizsek yeter.

    Yaptıklarını daha da önemli kılıyor yaşı, bana sorarsanız.

    Gençler 38’i, 40’ı "artık ölünebilecek yaşlar" olarak görebilirler ama 38 yaş genç bir yaştır.

    Ha o yaşlara yukarıdan bakan biri olarak ben de yanılıyor olabilirim. Ama şu var ki ben gördüm 38’i, onlar henüz görmediler.

    "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır" sözünden hareketle ben de naçizane bir veciz söz edeceğim. "Her sorumluluk sahibi kişinin yakınında bir sorumsuzlar ordusu oluşması tabiidir."

    Metrobüs, metro, şu bu...

    Hiçbiri Türkiye’de trafiğe çözüm değil.

    Kim biner metrobüse?

    Otobüse, dolmuşa binenler.

    Arabasından indirip metrobüse bindirebiliyor musunuz adamı?

    Yapamazsınız.

    Bu topraklarda kimse arabasından inmez.

    Bu gerçekle çözüm bulmak lazım trafiğe.

    Ya da büyük bir kampanya başlatılacak... Mustafa Koç’lar, Ömer Dinçkök’ler işlerine toplu taşıma araçlarıyla gidecekler mesela. Göstermelik değil ama.

    Yine de umutsuzum.

    Hiçbir şey sökmez bize.

    Ha, ne zaman Japonlaşır, sabahları evden koltuğumuzun altında bir kitapla çıkarız hepimiz, o zaman metrobüse de bineriz.

    MIŞ MUŞ

    Demet Akalın "En büyük aşkım Metin Tekin’di" demiş.

    Züğürtleyen tüccar veresiye defterini kurcalarmış!

     Obama Gül’ü arayıp "Yüz yüze görüşelim" demiş.

    "Özde zenci"yle "Sözde zenci" birarada!



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Pakize SUDA
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Doğan HIZLAN
    Parisli nazik şoför arkadaşım

    Bekir COŞKUN
    Keneler...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Benim güzel komşum

    Özdemir İNCE
    Nereye böyle Kemal Özer yoldaş

    Ahmet HAKAN
    Neredesin Bülent Arınç

    Enis BERBEROĞLU
    Veto ve onay ihtimali eşit

    Yılmaz ÖZDİL
    Çapkın

    Vahap MUNYAR
    ‘Krizden çıkıyoruz’ diyebilmek için işsizliğin azaldığını görmek gerek

    Yalçın BAYER
    AİHM’nin ‘Batasuna’ kararı AKP’ye ciddi bir hukuk uyarısıdır

    Cüneyt ÜLSEVER
    Fehmi Koru’ya cevaptır

    Ferai TINÇ
    Annelik izni

    Gila BENMAYOR
    Dünya Demokrasi Forumu 2023 yılında Mesudiye’de

    Şükrü KIZILOT
    Cennete gitme kararnamesi kayıp mı oldu

    Erkan ÇELEBİ
    Sirke 10 yıl yerinde saydı, elma ve narla 40 milyon doları yakaladı

    Rauf TAMER
    Tam bu mevsim

    Cengiz ÇANDAR
    İstanbul’u arkadan vurmak...

    Rahmi TURAN
    Eşekler ve insanlar!

    Soner YALÇIN
    Yazın dünyasının ünlü baba-oğulları

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH