Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
05 Temmuz 2009 Pazar 08:16
İstanbul 30ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    04/07/2009
    9-24-26-32-41-49
    ŞANS TOPU
    24/06/2009
    4-5-13-15-30-9
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    20 Kasım 2008

    Oktay EKŞİ

     oeksi@hurriyet.com.tr

    İyi de maksat ne?


    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başta parti içi kamuoyu olmak üzere, hemen herkese kendisini anlatmakta çok zorluk çekeceği bir adım attı. Tuttu, İstanbul’daki Sultangazi’de yaşayan bazıları çarşaf giyinmiş kadınlardan oluşan bir grup vatandaşın CHP’ye girmesine destek verdi.

    Ne var bunda demeyin.


    Deniz Baykal’ın önceki gün CHP Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmaya bakarsanız. Bunda gerçekten zihin kurcalayacak hiçbir şey yok. Onlar CHP’ye, "Bazılarımız türbanlı hatta çarşaflıyız. (...) Bizi kabul eder misiniz?" demişler. Baykal da kendisine soran arkadaşlarına, "Elbette, başımızla beraber" demiş. Çünkü "Parti olarak kimseyi kılık kıyafetiyle, sakalıyla, bıyığıyla yargılamıyoruz" diye ilave etmiş.

    Káğıt üstünde çok doğru, çok medeni ve çok demokratik bir bakış. Olay orada bitse, mesele yok.

    Oysa bitmiyor. Çünkü Türkiye’nin kendine özgü gerçekleri var. Bunların başında da laik sistemde açılacak en küçük gedikten şeriat tehlikesinin girmesi tehlikesi geliyor.

    Bunu Deniz Baykal da bilir. Bildiği halde öyle hareket ettiğine göre, 28 Mart 2009 tarihinde yapılacak yerel yönetim seçimlerinde türbanlı, çarşaflı kesimden oy almak için bu şovu yapmış olamaz mı?

    O takdirde karşımıza başka sorular çıkıyor:

    Ya CHP yönetimi -Kurultay’dan sonraki en yetkili organ olan Parti Meclisi’nin haberi olmadan- çok önemli bir politika değişikliği yapmış ve "türban"ı artık sorgulamamaya karar vermiştir. Yahut da "seçim taktiği" sayılacak bu şovla yetinecektir.

    İkincisi söz konusuysa, 22 Temmuz öncesindeki türbanlı genç kız afişleri ne kadar işe yaradıysa, bu defaki de en çok o kadar işe yarar. Daha doğrusu hiç işe yaramaz.

    Çünkü aklı olan hiç kimse "aslı" orada iken "taklit" mala itibar etmez.

    O nedenle CHP seçim kazanmak için AKP’ye benzeyeceğine, laiklik ilkesinden ödün vermeden çarşaflılar dahil toplumun geniş kesiminin desteğini kazanacak politika üretmeyi öğrenmelidir.

    Bu zor geldiği için kolaycılığa kaçmak ne CHP’yi iflah eder ne de Baykal’ı.

    Yok o değil de birinci ihtimalden söz ediyorsak, o takdirde CHP’nin bu noktaya gelmeden önce bazı temel soruları bugüne kadar olduğundan farklı şekilde yanıtlamış olması gerekir:

    Örneğin "türban"ın (veya çarşafın) CHP kimliğinin temel çizgisi olan Atatürk devrimleri ile çatışan bir boyutu bulunmadığı sonucuna varılmışsa bu politika değişikliği -kanımızca savunulması imkánsız olsa da- anlaşılabilir. Nihayet "CHP ile AKP arasında fark kalmadı" der, bitirirsiniz.

    Sadece onu değil, Atatürk devrimlerinin kazanımlarını da toprağa gömer, unutursunuz. Çünkü "türban ve çarşafın" sadece sokakta değil, okullarda ve kamu kurumlarında da geçerli bir kıyafet olduğunu kabul edip, sesinizi kesmeniz gerekir.

    Bu yaşamımızın her alanı şer’i kuralların istilasına uğramış bir Türkiye’ye doğru tüm hızımızla gideriz.

    Hani şimdi milletvekili olan Ömer Dinçer’in istediği Türkiye vardı ya, ona!



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Oktay EKŞİ
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Doğan HIZLAN
    Parisli nazik şoför arkadaşım

    Bekir COŞKUN
    Keneler...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Benim güzel komşum

    Özdemir İNCE
    Nereye böyle Kemal Özer yoldaş

    Ahmet HAKAN
    Neredesin Bülent Arınç

    Enis BERBEROĞLU
    Veto ve onay ihtimali eşit

    Yılmaz ÖZDİL
    Çapkın

    Vahap MUNYAR
    ‘Krizden çıkıyoruz’ diyebilmek için işsizliğin azaldığını görmek gerek

    Yalçın BAYER
    AİHM’nin ‘Batasuna’ kararı AKP’ye ciddi bir hukuk uyarısıdır

    Cüneyt ÜLSEVER
    Fehmi Koru’ya cevaptır

    Ferai TINÇ
    Annelik izni

    Gila BENMAYOR
    Dünya Demokrasi Forumu 2023 yılında Mesudiye’de

    Şükrü KIZILOT
    Cennete gitme kararnamesi kayıp mı oldu

    Erkan ÇELEBİ
    Sirke 10 yıl yerinde saydı, elma ve narla 40 milyon doları yakaladı

    Rauf TAMER
    Tam bu mevsim

    Cengiz ÇANDAR
    İstanbul’u arkadan vurmak...

    Rahmi TURAN
    Eşekler ve insanlar!

    Soner YALÇIN
    Yazın dünyasının ünlü baba-oğulları

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH