Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
08 Kasım 2009 Pazar 14:41
İstanbul 20ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    07/11/2009
    23-26-27-39-46-49
    ŞANS TOPU
    04/11/2009
    11-12-18-22-23-3
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    19 Kasım 2008

    Yaşar Nuri Öztürk

     ynozturk@hurriyet.com.tr

    Hurafe soytarısına açık mektup (3)


    Kara vicdanlı cehalet timsali adam!

    Beni, ‘Ehlisünnet inancını örselemek’le itham ediyorsun.


    Aynı itham, İmamı Âzam’a yöneltilmiştir. Onu bir yandan; Küleynî (ölm. 329/940), Şeyh Müfîd (ölm. 413/1022)  ve Ebu Hâtim er-Râzî (ölm. 277/890) gibi Şiî imamlar, Ebu Hüzeyl el-Allâf (ölm. 235/849) gibi Mutezile imamları suçlarken, bir yandan da Ehlisünnet çevresinin bazı imamları suçlamışlardır. Hatta bazıları tekfir etmiştir.

     

    Sen ve senin gibiler, bugün bana, İmamı Âzam’a yapılanların aynısını yapıyorsunuz.

     

    Bu nasıl bir kaderdir anlamış değilim. Anlamış değilim ama böyle bir kaderi bana layık gördüğü için de Cenabı Hakk’a şükürler ediyorum. Kubbede böyle bir ses bırakmaktan daha onurlu ne olabilir!

     

    İşin bir başka yönü de şudur:

     

    Ben, ne Şiîyim ne Alevî. Mezheben Ehlisünnet’tenim. Ama ben Ehlisünnetin ilim erbabındanım. Mezhebimin mensubu ulemayı gerekirse eleştiririm. Bunu İslam’a aykırı mı buluyorsun? Eğer böyle düşünüyorsan, sen Müslüman değil, ecdatperest bir müşrik olursun.

     

    Ehlisünnet bilginlerinin İmamı Âzam’a yönelik eleştirilerinin ortak noktası, büyük imamın, ‘Ehlisünnet dışı’ gösterilmesi, sapık bir mezhep saydıkları Mürcie’nin bir ajanı olarak görülmesidir. Sana, senin gibilerin de rahatlıkla anlayacağı bir kaynak göstereyim de, git oku: Diyanet Vakfı’nın yayınladığı ‘İslam Ansiklopedisi’nin Ebu Hanife maddesini oku. Bu söylediklerimin tümünü, hatta daha fazlasını orada göreceksin.

     

    Bu gün gelinen nokta ise İmamı Âzam’ın, Ehlisünnet inancının en önemli önderlerinden biri olduğu merkezindedir. Buna itirazın var mı?

     

    Elbette ki yok. Ama bugün sen, İmamı Âzam’a yapılan ithamların aynısını bana yapıyorsun. Yarın bunların hesabını Allah’a ve tarihe nasıl vereceksin?

     

    Sen, İslam tarihinin geride kalan asırlarının bu gibi iftira, bühtan ve hezeyanlarla dolu olduğunu, bugün Müslümanların bunları ıstırap ve acıyla hatırladıklarını bilmiyor musun?

     

    Olup bitenlerden habersizsin. Kendi beynine yerleştirdiğin saplantı putunun buyruğuyla iş yapıyorsun. Söylediklerinin ilimle, ulema haysiyetiyle, İslamî vicdanla bağdaşır yanı yok. Sadece sövüp sayıyorsun.

     

    Zihniyet dedelerin Engizisyon papazları gibi sadece aforoza gidiyorsun. Haysiyetli, iyi niyetli eleştirin varsa söyle dinleyeyim. Gerekirse sana teşekkür bile edecek haysiyetim var.

     

    Ben ilim aşıkıyım, İslam’a hizmet gibi bir niyet taşıyorum. Elbette benim de hatalarım, sürçmelerim olur. Söylersin, dinlerim; oradan alınacak bir uyarı varsa alır, gerekeni yaparım.

     

    Ömrümün neredeyse elli yılı bu zihniyetle, bu disiplin içinde geçti. Ben, hatamı düzeltmekten sadece onur duyarım. İlimde, “Dediğim dedik, çaldığım düdük” olmaz. İslam’da hiç olmaz. Bu ancak putperestlikte olur.

     

    Senin iddian İslam, ama yaptığın putperestliktir, ilimsizliktir, adam olmamaktır.

     

    Tekrar İmamı Âzam’a dönelim:

     

     İmam Âzam Ebu Hanife şu ölümsüz tespiti yapıyor:

     

    “Kur’an’ın onaylamayacağı bir hadis rivayet eden kişiye yaptığım ret; Peygamberimize yapılmış bir ret ve O’nu tekzip değildir. O, ancak bâtıl bir haberi Peygamber’e isnat edene yapılmış bir reddir. İtham, Peygamberimize için değil, onu yalancı için söz konusudur. Hz. Peygamber’in söylediği her şeyin başımızın ve gözümüzün üstünde yeri vardır.” (Muvaffak el-Mekkî; Menâkıbu Ebî Hanife, 87-88)

     

    İslam düşünürlerinin önde gelenlerinden biri olan İbn Abdi’l-Berr (ölm. 463/1070)el-İntika’ adlı eserinde, İmamı Âzam’la ilgili, gerçekten ibret verici tespitler kaydetmektedir. (bk. s. 136)

     

    İmamı Âzam, en büyük sahabenin nakilleri de olsa, Kur’an’a ve mütevâtır sünnete uymayan hadisleri kabul etmiyordu.

     

    İmamı Âzam, yukarıda işaret edilen tutumu yüzünden hem de ömrünün son yıllarında, kendisine karşı olan saltanat dincileri tarafından ’kâfir’ ilan edilmiştir. İbn Abdi’l Berr ve Hatîb el-Bağdadî onun ‘Müslüman olup olmadığında ihtilaf edildiği’ni, ‘küfründen dönmek üzere üç defa tövbeye çağırıldığı’nı, ama tövbe edip etmediğinin bilinmediğini iddia eden sözlere yer vermekteler. (bk. İntika’, 146-149; Târîhu Bağdad,13/223-323)

     

    Sen ve senin gibilerin bana yönelttikleri iftiranın tıpa tıp aynısıdır bu.

     

    İmamı Âzam, Ehlisünnet’in dokunulmaz ilan ettiği Buharî (ölm. 256/869) tarafından da ağır bir biçimde eleştirilmekte ve güvenilmez adam ilan edilmektedir. (bk. Buharî; Kitabu’z-Zuafa, ilgili mad.; İbn Abdi’l Berr; el-İntika’, anılan yer)

     

    Aynı Buharî, et-Târîhu’l-Kebîr adlı eserinde, İmamı Âzam’ı, ‘İslam’a zarar veren sapık mezheplerden birinin mensubu’ olarak nitelemektedir.

     

    Dahası var:

     

    Hadis alanında Şiîlerin Buharîsi sayılan Küleynî, ünlü eseri el-Kâfî’de İmamı Âzam’a lanet okuyor. Sebebi, İmamı Âzam’ın, Hz. Peygamber dışında eleştiri üstü insan kabul etmemesidir. (Küleynî, el-Kâfî, Usûl kısmı, 1/57-58)

     

    Anlaşılan o ki, mesele, her türden dincilik saltanatının putlaştırdığı kişilere dokunup dokunmamak meselesidir. Putlaştırılan kişilere dokunursanız, zulüm ve hakaretten kurtulmanız söz konusu değildir.

     

    Ünlü 6 hadis kitabından birinin sahibi olan Neseî (ölm. 303/915) de İmamı Âzam’ı hadiste ‘güvenilmez’ ilan etmektedir. (bk. Neseî, Kitabu’z-Zuafa ve’l-Metrûkîn, ilgili md.)

     

    İmamı Âzam’ın, hurafe dinciliği tarafından, kendi şeflerini savunmak için geliştirilen ve bir tür ‘gizli şirk’ olan ‘tartışma üstü kişiler’ anlayışını da çok ağır bir şekilde eleştirdiğini biliyoruz. Bu eleştirilen insanlar içinde, sahabî diye kutsallaştırılanlardan bazıları da vardır. Kur’an’daki İslam eserimizden birkaç satır alarak gösterelim:

     

    İmamı Âzam diyor ki, ‘Eğer müminlerin emiri Hz. Ali’nin izlediği tavır olmasaydı Muaviye, Amr b. As, Ebu Mûsa el-Eşa’rî gibi kebîre (büyük günah) sahiplerinin durumlarını bilemezdik.” (bk. Kadı Abdülcebbâr; Şerhu’l-Hamse, Kahire, 1965, s. 138)

     

    “İmamı Âzam böylece, sahabî unvanı taşıyan birkaç ünlü kişiyi en büyük günahlardan bazılarını işlemekle itham ediyor. Yani onları ‘tartışılır kişi’ ilan ediyor.” (Kur’an’daki İslam, 455)

     

    Kur’an’ın, peygamberlere bile vermediği nitelikleri sahabeye veren, onları âdeta ilahlaştıran bir zihniyet, İmamı Âzam’ın Kur’ancı ve akılcı bu söylemlerine nasıl tahammül etsin!

     

    Evet, ‘Müslümanların en büyük mezhep imamı’ unvanına sahip olan İmamı Âzam’a bu isnat ve ithamlarla çok ağır zulümler yapıldı.

     

    İmamı Âzam, örneklerden sadece biridir. Daha onlarcası, yüzlercesi var. Bizim Müslüman tarihimiz ne yazık ki, bu zulümlerle dolu bir tarihtir. Biz bu zulümleri, bağımsız bir çalışmayla halkımızın bilgisine sunacağız.

     

    Bak, hurafe simsarı nasipsiz!

     

    Dinciliğin, senin gibi, cehalet timsali teorisyenleri işin şurada anlattığım yanını saklayarak, o anda saldırdıkları kişiyi, örneğin, Atatürk’ü, İslam tarihinde ‘din dışı ilan edilen’ ilk kişi göstermek gibi bir sahtekârlığa da başvurmaktadırlar.  (devamı yarın)



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Yaşar Nuri Öztürk
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    İyi mi ediyoruz?

    Doğan HIZLAN
    Elveda duvar!

    Özdemir İNCE
    ‘Nâzım Hikmet ruble karşılığı şiir yazardı’ (!) imiş

    Ahmet HAKAN
    Âlemlere akmış bir aceminin notları

    Enis BERBEROĞLU
    Beş polis topu aldı ve

    Yılmaz ÖZDİL
    İLAHİ AğDALET

    Vahap MUNYAR
    Şirketleri İstanbul’daki kulelerden oturarak yönetmek yok

    Yalçın BAYER
    Ölüme terk et sonra da gripten korumaya kalk

    Cüneyt ÜLSEVER
    ‘El Beşir hoş geldin!’ Bir düşünce haritası göstergesi

    Gila BENMAYOR
    GDO’yu tartışalım ama böyle değil

    Kanat ATKAYA
    Hişt, Yalı Mahallesi! İyi miyiz?

    Şükrü KIZILOT
    Kedi ve köpeklerin suçu ne

    Hadi ULUENGİN
    Batı tercihi (son)

    Erkan ÇELEBİ
    Domuz gribinden korkan aldı, stokta meyve sebze sıkacağı kalmadı

    Rauf TAMER
    Notlar Notlar Notlar

    Cengiz ÇANDAR
    Türkiye’yi İran-Sudan parantezinden çıkartmak...

    Rahmi TURAN
    ‘Masumları kesmedim!’

    Soner YALÇIN
    İran’ın Kürt Açılımı idamla son buldu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH