Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
05 Temmuz 2009 Pazar 00:46
İstanbul 30ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    04/07/2009
    9-24-26-32-41-49
    ŞANS TOPU
    24/06/2009
    4-5-13-15-30-9
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    19 Kasım 2008

    Özdemir İNCE

     

    İftiracı gomonisler


    14 Temmuz 1789 Büyük Fransız Devrimi’nin şiarı özgürlük, eşitlik, kardeşlik idi. Toplumsal felsefe ve programı ise 28 Ağustos 1789 tarihli İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nde özetlenmişti:

    "Bildirge; insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini, insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu, her türlü egemenliğin esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını, devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu, hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağını ortaya koyuyordu."

    SINIRSIZ EŞİTSİZLİK


    1789’tan bu yana yaşadığımız siyasal, toplumsal ve ekonomik serüven ve deneyimlerin toplamı Büyük Fransız Devrimi’nin şiarı olan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik üçlüsünün bir arada olmaması durumunda insanlık adına etkili sonuçlar çıkamayacağını gösterdi.

    Anglosakson zihniyetinin sınırsız liberalizmi eşitlikleri ortadan kaldırdığı gibi toplumdaki (var olan) kardeşlik duygu ve dayanışmasını da yok etti.

    Eşitlik ilkesini öne çıkartan klasik komünist rejimlerde ise bireysel özgürlüklerin sakatlanıp yok edildiği ve "kardeşlik"e dayalı toplumun yaratılamadığı görüldü.

    "Kardeşlik" ve "kardeşlik dayanışması" olmadan tek başına özgürlük ve eşitlik hiçbir işe yaramıyor. Yirminci yüzyıl özgürlük, eşitlik ve kardeşlik’e dayalı, insancıl toplum (sistemi) yaratamadı.

    BAŞBAKAN DÜŞÜNDÜ MÜ!

    Başta Başbakan olmak üzere günümüz iktidar sahiplerinin hayatlarının herhangi bir saniyesinde yukarıda yazdıklarımı düşünmüş olabileceklerini sanmıyorum. Çünkü onların Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik ile herhangi bir alışverişleri yok. Olmadı!

    Olmuş olsa, 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nden ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden nasibini almış bir insan, "İftira at, tutmazsa iz bırakır. Teknikleri bu. Geçmişte komünistler böyle yapmıştı" der miydi?

    Başbakan, statükonun ilericilere, değişimcilere, özgürlük-eşitlik-kardeşlik şiarına inananlara karşı kullanılan 1000 yıllık iftiranın bir bölümünü kullanıyor: Birine "komünist" dediniz miydi ne insan hakları kalır, ne eşitlik, ne özgürlük ne de kardeşlik!

    KARANLIĞI TEMSİL

    Nizamülmülk’ün icat ettiği formül o dönemde Mazdekilere, Karmatilere, Batınilere, Babek’e karşı kullanıldı. Bu muhaliflere karşı kullanılan kapıya külah asma safsatası yirminci yüzyılda komünistlerin kapısına asılan şapka yalanına dönüştü. Böyle bir olaya gözüyle tanık olmuş bir tek insan bile yoktur. Komünistler bunun benzeri hangi iftirayı attı?

    Başbakan’ın bu hezeyanına tepki gösteren Avukat Sedat Vural, Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açmış. Avukat Sedat Vural, Başbakan’ın bu sözleriyle sosyalist düşünceye sahip insanlara hakaret ettiğini ileri sürüyor.

    Kuşkusuz sosyalizm ile komünizm aynı şey değil. Ama statükonun iktidarları, kestirmeden giderek özgürlük, eşitlik ve kardeşlik’i savunanları komünist ilan ederek yasadışına itmişlerdir. Türkiye böyle bir geçmiş yaşadı ve günümüz başbakanı her haliyle bu kötü ve karanlık geçmişi temsil ediyor.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Özdemir İNCE
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Bekir COŞKUN
    İstanbul karşıdadır...

    Tufan TÜRENÇ
    Washington Post’taki makale yorumsuz...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Recm meraklılarına bir bilanço

    Mehmet Y. YILMAZ
    Yargılanamayacak suçlu kalmasın

    Yalçın DOĞAN
    Elli tane var yine de yenisi aranıyor

    Özdemir İNCE
    "Türkiye’ye evet"

    Yılmaz ÖZDİL
    Maske

    Vahap MUNYAR
    Berlin’de meslek eğitimiyle 10 milyon Euro’ya ulaştı, modeli Türkiye’ye getirecek

    Yalçın BAYER
    HÖH 40 milletvekili bekliyor

    Şükrü KIZILOT
    Ortağın eşi ile birleşmeye teşvik yok

    Hadi ULUENGİN
    12 Eylül nasıl yargılanır

    Zeynep GÖĞÜŞ
    AB ve gece yarısı darbesi

    Bülent DÜZGİT
    Bülent Çiziyor

    Ege CANSEN
    Kapitalist Abdülhamit

    Mehmet Ali BİRAND
    Ruhban Okulu hikayelerinden bıktık…

    Eyüp CAN
    Türbanlı first-lady’lerin seçim kampanyası

    Rauf TAMER
    Saymakla bitmez

    Cengiz ÇANDAR
    'Demokratik eşik' aşılırken...

    Ayşe ARAL
    Hürriyet Towers'daki ilk günüm

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH