Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
08 Kasım 2009 Pazar 11:38
İstanbul 20ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    07/11/2009
    23-26-27-39-46-49
    ŞANS TOPU
    04/11/2009
    11-12-18-22-23-3
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    19 Kasım 2008

    Özdemir İNCE

     

    İftiracı gomonisler


    14 Temmuz 1789 Büyük Fransız Devrimi’nin şiarı özgürlük, eşitlik, kardeşlik idi. Toplumsal felsefe ve programı ise 28 Ağustos 1789 tarihli İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nde özetlenmişti:

    "Bildirge; insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini, insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu, her türlü egemenliğin esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını, devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu, hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağını ortaya koyuyordu."

    SINIRSIZ EŞİTSİZLİK


    1789’tan bu yana yaşadığımız siyasal, toplumsal ve ekonomik serüven ve deneyimlerin toplamı Büyük Fransız Devrimi’nin şiarı olan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik üçlüsünün bir arada olmaması durumunda insanlık adına etkili sonuçlar çıkamayacağını gösterdi.

    Anglosakson zihniyetinin sınırsız liberalizmi eşitlikleri ortadan kaldırdığı gibi toplumdaki (var olan) kardeşlik duygu ve dayanışmasını da yok etti.

    Eşitlik ilkesini öne çıkartan klasik komünist rejimlerde ise bireysel özgürlüklerin sakatlanıp yok edildiği ve "kardeşlik"e dayalı toplumun yaratılamadığı görüldü.

    "Kardeşlik" ve "kardeşlik dayanışması" olmadan tek başına özgürlük ve eşitlik hiçbir işe yaramıyor. Yirminci yüzyıl özgürlük, eşitlik ve kardeşlik’e dayalı, insancıl toplum (sistemi) yaratamadı.

    BAŞBAKAN DÜŞÜNDÜ MÜ!

    Başta Başbakan olmak üzere günümüz iktidar sahiplerinin hayatlarının herhangi bir saniyesinde yukarıda yazdıklarımı düşünmüş olabileceklerini sanmıyorum. Çünkü onların Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik ile herhangi bir alışverişleri yok. Olmadı!

    Olmuş olsa, 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nden ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden nasibini almış bir insan, "İftira at, tutmazsa iz bırakır. Teknikleri bu. Geçmişte komünistler böyle yapmıştı" der miydi?

    Başbakan, statükonun ilericilere, değişimcilere, özgürlük-eşitlik-kardeşlik şiarına inananlara karşı kullanılan 1000 yıllık iftiranın bir bölümünü kullanıyor: Birine "komünist" dediniz miydi ne insan hakları kalır, ne eşitlik, ne özgürlük ne de kardeşlik!

    KARANLIĞI TEMSİL

    Nizamülmülk’ün icat ettiği formül o dönemde Mazdekilere, Karmatilere, Batınilere, Babek’e karşı kullanıldı. Bu muhaliflere karşı kullanılan kapıya külah asma safsatası yirminci yüzyılda komünistlerin kapısına asılan şapka yalanına dönüştü. Böyle bir olaya gözüyle tanık olmuş bir tek insan bile yoktur. Komünistler bunun benzeri hangi iftirayı attı?

    Başbakan’ın bu hezeyanına tepki gösteren Avukat Sedat Vural, Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açmış. Avukat Sedat Vural, Başbakan’ın bu sözleriyle sosyalist düşünceye sahip insanlara hakaret ettiğini ileri sürüyor.

    Kuşkusuz sosyalizm ile komünizm aynı şey değil. Ama statükonun iktidarları, kestirmeden giderek özgürlük, eşitlik ve kardeşlik’i savunanları komünist ilan ederek yasadışına itmişlerdir. Türkiye böyle bir geçmiş yaşadı ve günümüz başbakanı her haliyle bu kötü ve karanlık geçmişi temsil ediyor.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Özdemir İNCE
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    İyi mi ediyoruz?

    Doğan HIZLAN
    Elveda duvar!

    Özdemir İNCE
    ‘Nâzım Hikmet ruble karşılığı şiir yazardı’ (!) imiş

    Ahmet HAKAN
    Âlemlere akmış bir aceminin notları

    Enis BERBEROĞLU
    Beş polis topu aldı ve

    Yılmaz ÖZDİL
    İLAHİ AğDALET

    Vahap MUNYAR
    Şirketleri İstanbul’daki kulelerden oturarak yönetmek yok

    Yalçın BAYER
    Ölüme terk et sonra da gripten korumaya kalk

    Cüneyt ÜLSEVER
    ‘El Beşir hoş geldin!’ Bir düşünce haritası göstergesi

    Gila BENMAYOR
    GDO’yu tartışalım ama böyle değil

    Kanat ATKAYA
    Hişt, Yalı Mahallesi! İyi miyiz?

    Şükrü KIZILOT
    Kedi ve köpeklerin suçu ne

    Hadi ULUENGİN
    Batı tercihi (son)

    Erkan ÇELEBİ
    Domuz gribinden korkan aldı, stokta meyve sebze sıkacağı kalmadı

    Rauf TAMER
    Notlar Notlar Notlar

    Cengiz ÇANDAR
    Türkiye’yi İran-Sudan parantezinden çıkartmak...

    Rahmi TURAN
    ‘Masumları kesmedim!’

    Soner YALÇIN
    İran’ın Kürt Açılımı idamla son buldu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH