 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
 |
|
|
59239
|
 |
|
|
1.7660
|
 |
|
|
2.3280
|
 |
|
|
1.3182
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
 |
|
|
 |
|
21 - 23 - 26 - 31 - 39 - 47
|
 |
|
|
 |
|
9 - 14 - 21 - 23 - 25 - 5
|
 |
|
|
 |
|
19 - 20 - 29 - 33 - 34 - 52
|
 |
|
|
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|
 |
|
|
 |
|
19 Kasım 2008
|
csemercioglu@hurriyet.com.tr
Kriz televizyonlar için çok iyi
Ekonomik krizlerin televizyon sektörüne çok iyi geldiğini düşünüyorum. Şaka yapmıyorum, şirazeyi kaçıranlar için çok iyi balans ayarı oluyor kriz.
7-8 yılda bir gelen krizler televizyonlara çekidüzen veriyor, kemer sıkma politikaları sonrasında prototipler yeniden düzenleniyor, bütçeler yeniden oluşuyor, kartlar yeniden dağıtılıyor.
TV yöneticileri, yapımcılar, oyuncular, sunucular herkes külahını önüne koyuyor.
Krizle birlikte kötü yapımlara tahammül azalıyor, hemen yayından kaldırılıyorlar.
Zayıfların döküldüğü bir silkelenme yaşanıyor.
Sonra rakamlar makul seviyelere çekilmeye başlanıyor, yüzde 20-30 indirimler istenerek.
Bir diğer yararı krizin, dizi dışında televizyonculuk yapıldığını da hatırlatması.
Daha düşük maliyetli stüdyo programlarına yöneliyor televizyoncular.
Mesela haftada 50-60 bin lira kazanan jüri üyelerinin aldıkları paranın ne kadar büyük olduğu gerçeğini bir anda herkes anlıyor.
Ayda 240 bin lira...
Ne hakla bu parayı alıyorlar?
İki saat dişe dokunur tek bir laf söylemeden ayda 240 bin lira kazanmak reel değildir.
Reel olmadığını da böyle krizler ortaya çıkarıyor zaten.
Hemen indirim yapıyorlar fiyatlarında büyük jüriler, sonra da programları yayından kalkıyor.
2001 krizinden bu yana, sanatçıların, jürilerin, oyuncuların fiyatları, dizilerin bütçeleri yüzde 500’lere varan oranlarda arttı...
’Starların’ o 5 istiyorsa ben 7 isterim mantığıyla tırmandırdığı fiyatlar bugün geldi duvara tosladı.
2009’da daha da toslayacak.
Peki tüm bu kalemlerin bütçeleri yüzde 500’ler oranında artarken, reklam pastası aynı oranda yükselmiş mi?
Hayır.
Yani televizyonun reklamdan kazandığı her yıl küçük oranlarda artmış ama ünlülere harcadığı para katlanmış da katlanmış...
Bu, kağıt üzerinde bile yanlış hesaptır!
Şimdi kriz herkesi bu yanlıştan döndürüyor.
Ginger’ın günlüğü 150 dolar
Havaalanı polisi, Segway denilen ama yaygın adıyla Ginger olarak bilinen araçlardan geçtiğimiz hafta bir tane aldı.
8.500 dolar ödeyerek.
Havaalanına giderseniz görürsünüz, Ginger’a binmiş polis oradan oraya dolaşıyor.
Aynı aletten Ata Demirer de Osmanlı Cumhuriyeti filminde kullanıyor.
Filmin afişinde, davetiyelerinde, fragmanlarında hep Ata’nın Ginger’a binmiş görüntülerine rastladık.
Bu hafta sonu vizyona girecek filmin kilit sahnelerinde de sıkça gözüküyormuş Ginger...
Filmde bu kadar reklamı yapılınca herhalde kullanılan Ginger’ı Gani Müjde’ye hediye etmişlerdir diye düşündüm...
Malum Gani’nin Bodrum’da evi, teknesi var, oralarda onun işine fazlasıyla yarar...
Neredeee...
Bırakın hediye etmeyi, bedava kullanmaya bile izin vermemiş Ginger temsilcileri. Gani Müjde de bakmış 8.500 dolar fiyatı, kiralamaya karar vermiş.
Bu arada Çin malı Ginger’lar da bulmuş, 4.500 dolara...
"Onlar da tel maşa, yolda bırakır beni, bu meret bisiklet gibi sırtlanıp götürülmüyor da" diyerek vazgeçmiş satın almaktan.
Sonuçta film için günlüğü 150 dolar ödeyip Ginger’ı kiralamış.
Yani Osmanlı Cumhuriyeti’nde Ginger’ı sıkça görüp de, gizli sponsor falan zannetmeyin, parasıyla rol almış durumda filmde...
Bu arada bu akşam Lütfi Kırdar’da yapılacak filmin galasına gidecek davetliler "Nedir bu alet" diye merak ederlerse, Ginger’a binme fırsatı da bulacaklar.
İki tane Ginger karşılayacak onları kapıda...
Ata’dan ve Gani’den öğrendiğim kadarıyla kullanması çok zevkliymiş.
|
 |
 |
|
|
|  |
|