Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
05 Temmuz 2009 Pazar 00:36
İstanbul 30ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    04/07/2009
    9-24-26-32-41-49
    ŞANS TOPU
    24/06/2009
    4-5-13-15-30-9
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    12 Kasım 2008

    Tufan TÜRENÇ

     tturenc@hurriyet.com.tr

    Ne ’ezber bozma’ ne de ’ihanet’


    TEPKİLERİ görmek için "Mustafa"ya özellikle geç gittim.

    Atatürk’e gönülden bağlı olan ve ona toz kondurulmasına tahammül edemeyen milyonlarca insan filmi izledikten sonra büyük üzüntü içinde kaldı.


    Bu insanların tepkileri doğal olarak sert oldu.

    Bu tepkilerin nedeni Atatürk’ün yanlış yorumlandığı inancıydı.

    Atatürk karşıtları ise "tabuların yıkıldığını", "ezberin bozulduğunu" söyleyerek filmi olumlu karşıladılar.

    Bu konuda ödün vermeyen bazı kesimler ise Can Dündar’ı Atatürk’e "ihanetle" suçlayıp çok ağır saldırılarda bulundular.

    İşte bu değişik duyguları, değerlendirmeleri ve tartışmaları izleyebilmek için geç gittim filme.

    Filmi yer yer çok beğendiğimi söylemeliyim.

    Bazı bölümlerden çok etkilendim, zaman zaman gözlerim doldu.

    Atatürk gibi büyük, tarihe mal olmuş bir dehanın yaşamını bir filme sığdırmanın ve herkesi memnun etmenin olanaksız olduğunu bilerek izledim.

    * * *

    Filmin bana göre yanlış bölümleri var.

    Büyük önderin yaşamının bazı bölümlerini abartılı bir şekilde yorumlanmış buldum.

    Birincisi Atatürk’ün yola birlikte çıktığı arkadaşlarının bir bölümünü dışlaması bir vefasızlık gibi değerlendiriliyor.

    Atatürk bir devrimcidir. Zaferden sonra bütün gücüyle kafasındaki devrimleri yapmak ve onları gerçekleştirmek onun vazgeçemeyeceği bir tutkudur.

    Ama görüyor ki, en yakınlarından bazıları bu devrimleri kabullenemiyor.

    O zaman Atatürk gibi bir devrimcinin tek yapacağı şey onları saf dışı bırakmaktı.

    Bunu hiç tereddüt etmeden yaptı.

    Devrimleri de kafasındaki plana göre 6 yıl gibi çok kısa zamanda gerçekleştirdi.

    Bu, arkadaşlarına yönelik bir vefasızlık değil, bir devrimcinin yüreğinde ve beyninde duyduğu sorumluluktur.

    Atatürk’ün bir devrimci olarak başka yolu yoktu.

    * * *

    İkincisi ona yöneltilen "diktatörlük" yakıştırması.

    Atatürk Cumhuriyeti yeşertmek, modern bir ülke kurabilmek için devrimlerini yapmak zorundaydı.

    Atatürk’ü diktatörlükle suçlayan Batılılar bile onun devrimlerini gerçekleştirmek için başka çıkar yolu olmadığını kabul ediyordu.

    Devrimleri gerçekleştirdikten sonra çok partili rejime geçmeyi düşündü.

    Hatta yakın arkadaşı Fethi Okyar’a bir muhalefet partisi kurdurdu.

    Ama Cumhuriyet’e, devrimlere karşı olan gerici kitleler Fethi Bey’in partisinde toplanınca bu deneme başarılamadı.

    Atatürk’ün yalnız, çaresiz hatta yetkisiz olduğunu vurgulayan bölümlerdeki yorumlar ise hem abartılı, hem de çelişkilerle doluydu.

    Sıkıntıdan sürekli içen, sigara tutkunu, kendini Çankaya ve Dolmabahçe’ye kapatılmış hisseden bir ruh haline bürünmesi ise bence gerçeklerle çelişiyor.

    Çelişiyor çünkü çaresiz, yetkisiz ve sürekli içen bir insan olarak yorumlanan dönemlerde Atatürk, Başbakanı İnönü’yü görevden alıyor.

    Büyük bir diplomatik atakla gidip Hatay sorununu çözüyor.

    Bu bölümlerde Can’ın yorumlarına katılmıyorum.

    Oysa filmdeki bu yanlışlar kolaylıkla düzeltilebilirdi.

    Bu eleştirilerimin ötesinde dediğim gibi film yer yer insanı aşırı duygulandıracak kadar etkileyiciydi.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Tufan TÜRENÇ
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Bekir COŞKUN
    İstanbul karşıdadır...

    Tufan TÜRENÇ
    Washington Post’taki makale yorumsuz...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Recm meraklılarına bir bilanço

    Mehmet Y. YILMAZ
    Yargılanamayacak suçlu kalmasın

    Yalçın DOĞAN
    Elli tane var yine de yenisi aranıyor

    Özdemir İNCE
    "Türkiye’ye evet"

    Yılmaz ÖZDİL
    Maske

    Vahap MUNYAR
    Berlin’de meslek eğitimiyle 10 milyon Euro’ya ulaştı, modeli Türkiye’ye getirecek

    Yalçın BAYER
    HÖH 40 milletvekili bekliyor

    Şükrü KIZILOT
    Ortağın eşi ile birleşmeye teşvik yok

    Hadi ULUENGİN
    12 Eylül nasıl yargılanır

    Zeynep GÖĞÜŞ
    AB ve gece yarısı darbesi

    Bülent DÜZGİT
    Bülent Çiziyor

    Ege CANSEN
    Kapitalist Abdülhamit

    Mehmet Ali BİRAND
    Ruhban Okulu hikayelerinden bıktık…

    Eyüp CAN
    Türbanlı first-lady’lerin seçim kampanyası

    Rauf TAMER
    Saymakla bitmez

    Cengiz ÇANDAR
    'Demokratik eşik' aşılırken...

    Ayşe ARAL
    Hürriyet Towers'daki ilk günüm

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH