Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
08 Kasım 2009 Pazar 09:37
İstanbul 20ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    07/11/2009
    23-26-27-39-46-49
    ŞANS TOPU
    04/11/2009
    11-12-18-22-23-3
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    12 Kasım 2008

    Tufan TÜRENÇ

     tturenc@hurriyet.com.tr

    Ne ’ezber bozma’ ne de ’ihanet’


    TEPKİLERİ görmek için "Mustafa"ya özellikle geç gittim.

    Atatürk’e gönülden bağlı olan ve ona toz kondurulmasına tahammül edemeyen milyonlarca insan filmi izledikten sonra büyük üzüntü içinde kaldı.


    Bu insanların tepkileri doğal olarak sert oldu.

    Bu tepkilerin nedeni Atatürk’ün yanlış yorumlandığı inancıydı.

    Atatürk karşıtları ise "tabuların yıkıldığını", "ezberin bozulduğunu" söyleyerek filmi olumlu karşıladılar.

    Bu konuda ödün vermeyen bazı kesimler ise Can Dündar’ı Atatürk’e "ihanetle" suçlayıp çok ağır saldırılarda bulundular.

    İşte bu değişik duyguları, değerlendirmeleri ve tartışmaları izleyebilmek için geç gittim filme.

    Filmi yer yer çok beğendiğimi söylemeliyim.

    Bazı bölümlerden çok etkilendim, zaman zaman gözlerim doldu.

    Atatürk gibi büyük, tarihe mal olmuş bir dehanın yaşamını bir filme sığdırmanın ve herkesi memnun etmenin olanaksız olduğunu bilerek izledim.

    * * *

    Filmin bana göre yanlış bölümleri var.

    Büyük önderin yaşamının bazı bölümlerini abartılı bir şekilde yorumlanmış buldum.

    Birincisi Atatürk’ün yola birlikte çıktığı arkadaşlarının bir bölümünü dışlaması bir vefasızlık gibi değerlendiriliyor.

    Atatürk bir devrimcidir. Zaferden sonra bütün gücüyle kafasındaki devrimleri yapmak ve onları gerçekleştirmek onun vazgeçemeyeceği bir tutkudur.

    Ama görüyor ki, en yakınlarından bazıları bu devrimleri kabullenemiyor.

    O zaman Atatürk gibi bir devrimcinin tek yapacağı şey onları saf dışı bırakmaktı.

    Bunu hiç tereddüt etmeden yaptı.

    Devrimleri de kafasındaki plana göre 6 yıl gibi çok kısa zamanda gerçekleştirdi.

    Bu, arkadaşlarına yönelik bir vefasızlık değil, bir devrimcinin yüreğinde ve beyninde duyduğu sorumluluktur.

    Atatürk’ün bir devrimci olarak başka yolu yoktu.

    * * *

    İkincisi ona yöneltilen "diktatörlük" yakıştırması.

    Atatürk Cumhuriyeti yeşertmek, modern bir ülke kurabilmek için devrimlerini yapmak zorundaydı.

    Atatürk’ü diktatörlükle suçlayan Batılılar bile onun devrimlerini gerçekleştirmek için başka çıkar yolu olmadığını kabul ediyordu.

    Devrimleri gerçekleştirdikten sonra çok partili rejime geçmeyi düşündü.

    Hatta yakın arkadaşı Fethi Okyar’a bir muhalefet partisi kurdurdu.

    Ama Cumhuriyet’e, devrimlere karşı olan gerici kitleler Fethi Bey’in partisinde toplanınca bu deneme başarılamadı.

    Atatürk’ün yalnız, çaresiz hatta yetkisiz olduğunu vurgulayan bölümlerdeki yorumlar ise hem abartılı, hem de çelişkilerle doluydu.

    Sıkıntıdan sürekli içen, sigara tutkunu, kendini Çankaya ve Dolmabahçe’ye kapatılmış hisseden bir ruh haline bürünmesi ise bence gerçeklerle çelişiyor.

    Çelişiyor çünkü çaresiz, yetkisiz ve sürekli içen bir insan olarak yorumlanan dönemlerde Atatürk, Başbakanı İnönü’yü görevden alıyor.

    Büyük bir diplomatik atakla gidip Hatay sorununu çözüyor.

    Bu bölümlerde Can’ın yorumlarına katılmıyorum.

    Oysa filmdeki bu yanlışlar kolaylıkla düzeltilebilirdi.

    Bu eleştirilerimin ötesinde dediğim gibi film yer yer insanı aşırı duygulandıracak kadar etkileyiciydi.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Tufan TÜRENÇ
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    İyi mi ediyoruz?

    Doğan HIZLAN
    Elveda duvar!

    Özdemir İNCE
    ‘Nâzım Hikmet ruble karşılığı şiir yazardı’ (!) imiş

    Ahmet HAKAN
    Âlemlere akmış bir aceminin notları

    Enis BERBEROĞLU
    Beş polis topu aldı ve

    Yılmaz ÖZDİL
    İLAHİ AğDALET

    Vahap MUNYAR
    Şirketleri İstanbul’daki kulelerden oturarak yönetmek yok

    Yalçın BAYER
    Ölüme terk et sonra da gripten korumaya kalk

    Cüneyt ÜLSEVER
    ‘El Beşir hoş geldin!’ Bir düşünce haritası göstergesi

    Gila BENMAYOR
    GDO’yu tartışalım ama böyle değil

    Kanat ATKAYA
    Hişt, Yalı Mahallesi! İyi miyiz?

    Şükrü KIZILOT
    Kedi ve köpeklerin suçu ne

    Hadi ULUENGİN
    Batı tercihi (son)

    Erkan ÇELEBİ
    Domuz gribinden korkan aldı, stokta meyve sebze sıkacağı kalmadı

    Rauf TAMER
    Notlar Notlar Notlar

    Cengiz ÇANDAR
    Türkiye’yi İran-Sudan parantezinden çıkartmak...

    Rahmi TURAN
    ‘Masumları kesmedim!’

    Soner YALÇIN
    İran’ın Kürt Açılımı idamla son buldu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH