Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
04 Temmuz 2009 Cumartesi 22:22
İstanbul 30ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    04/07/2009
    9-24-26-32-41-49
    ŞANS TOPU
    24/06/2009
    4-5-13-15-30-9
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    8 Kasım 2008

    Nora ROMİ

     

    Sonunda okuldan aradılar


    Üç öğretmen birleşip beni görüşmeye çağırdılar. Çünkü Sinan bugüne kadar neredeyse İngilizce ödevlerini hiç yapmamıştı. Hayat Bilgisi, Türkçe ve Matematik ödevlerini ise eksik ve okunmayacak kadar kötü bir yazıyla yazmıştı.

    Üçüncü senemiz olmasına rağmen yine başa dönmüştük. Çok fazla olmasa da ödevlerle sorunumuz oldu. Yaz ödevinin az olmasına rağmen, yine yapılmaması yüzünden el yazısı da berbat hale dönmüştü.

    Oğlu ilkokula başlayan arkadaşım Elif de aynı sıkıntıları çekiyor. Ödev yapmak istemeyen, yapsa da bir şeye benzemeyen oğluna bağırıp duruyor. Oğlu da, aynı Sinan gibi neredeyse küstahlığa varan bir özgüvenle ona sevap veriyor.

    Yahu neler oluyor?

    İyi, güzel, özgüvenli çocuklar yetiştirelim istedik de bu kadar da güven olmaz ki!

    Ana okullarımız, kreşlerimiz pek sıcak, pek sempatik. Çok anlayışlı, sevecen, ılımlı... Ödev de veriyorlardı çocuklara oysa ki! Acaba fazla mı gevşek bıraktık bu çocukları? Eski disiplin daha mı iyiydi!?

    Tam bu esnada Ekol Drama Sanat Evi’nin sahibi Gülsen Çatıl beni "Ne var ne yok" kahvesine çağırdı. Mahallemizde buluşup birer kahve söyledik. Bana öyle şeyler anlattı ki, benim kafam yine karıştı.

    Birincisi eğitim sistemimizde ciddi değişiklikler olmak durumunda. Çünkü eskinin ezberci sistemi, yerini problem çözen bir sisteme bırakmıştı. Ama öğrenci ve yurttaş profilindeki evrim incelendiğinde durumun yine değiştiği ortaya çıktı: Artık problem çözen değil, problem kurabilen, bu problem için çözümler üretebilen ve argüman geliştirebilen öğrenci yetiştirmek gerekiyor.

    Bu kolay iş değil. Bu öğrencileri yetiştirmek için, onları yetiştirecek öğretmen de olması lazım. FMV Işık okulları, düzenli olarak bazı öğretmenlerinin bu değişimler konusunda eğitimler almasını sağlıyormuş birkaç senedir. Tabii bunların artması müthiş olur.

    Günümüz çocuğuna bakıldığında belli konuların getirdiği sıkıntı ve korkular var. Boşanma oranının artması, binaların içinde yaşıyor olmak, bir sürü oyuncağın içindeki yalnızlık, çocukların kendine güveni olmayan ve gergin, saldırgan gençler olmalarına neden oluyor. Bu durumda da hedef belirleyemeyen, içindeki potansiyeli ve eğilimleri sosyal hayatlarında kullanamayan insanlar haline geliyorlar.

    Gülsen Hanım bana eğitimleri sırasında oynadıkları binlerce oyundan birini anlattı. Çok hoşuma gitti. Çocuklara şunu diyorlarmış: "Farz edin ki burası ıssız bir ada. Ve burada bir yaşam kuracağız. Kim ne yapacak?"

    Kim ne isterse yapabilir. Ama bir yaşam kurulması lazım. Ayrıca birkaç yasak da var. Kimse kimsenin duygu ve arzularıyla alay etmeyecek, kimse kimseye zarar vermeyecek gibi...

    Başta bilgisayar mühendisi ve futbolcu gibi en sevilen şeylere yönelinse de, aç kalınamayacağından birinin fırıncı olması gerekiyor. Ve bununla başlıyor çocukların ağzından fikirler çıkmaya.

    Ben de deneyeceğim bizimkilerin üzerinde. Onları ne kadar yönlendirebilirim bilmiyorum ama bizim çocuklardan neler çıkacak merak ediyorum. Kesin kimse fırıncı falan olmak istemeyeceğinden "Cep telefonuyla adaya yemek getirtiriz" gibi cevaplar alacağım.

    O zaman da soracağım: Cep telefonunu kim yaptı?



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Nora ROMİ
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Bekir COŞKUN
    İstanbul karşıdadır...

    Tufan TÜRENÇ
    Washington Post’taki makale yorumsuz...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Recm meraklılarına bir bilanço

    Mehmet Y. YILMAZ
    Yargılanamayacak suçlu kalmasın

    Yalçın DOĞAN
    Elli tane var yine de yenisi aranıyor

    Özdemir İNCE
    "Türkiye’ye evet"

    Yılmaz ÖZDİL
    Maske

    Vahap MUNYAR
    Berlin’de meslek eğitimiyle 10 milyon Euro’ya ulaştı, modeli Türkiye’ye getirecek

    Yalçın BAYER
    HÖH 40 milletvekili bekliyor

    Şükrü KIZILOT
    Ortağın eşi ile birleşmeye teşvik yok

    Hadi ULUENGİN
    12 Eylül nasıl yargılanır

    Zeynep GÖĞÜŞ
    AB ve gece yarısı darbesi

    Bülent DÜZGİT
    Bülent Çiziyor

    Ege CANSEN
    Kapitalist Abdülhamit

    Mehmet Ali BİRAND
    Ruhban Okulu hikayelerinden bıktık…

    Eyüp CAN
    Türbanlı first-lady’lerin seçim kampanyası

    Rauf TAMER
    Saymakla bitmez

    Cengiz ÇANDAR
    'Demokratik eşik' aşılırken...

    Ayşe ARAL
    Hürriyet Towers'daki ilk günüm

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH