Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
23 Kasım 2009 Pazartesi 20:25
İstanbul 14ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • Untitled Page
    ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    21/11/2009
    10 -16-18-20-38-41
    ŞANS TOPU
    18/11/2009
    6 -7-14-15-26-11
    SÜPER LOTO
    19/11/2009
    9 -26-31-37-38-48
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    7 Kasım 2008

    Yurtsan ATAKAN

     yurtsan@hurriyet.com.tr

    Siyah başkan finansal krizi, yaratacağı yeni zengin siyahlarla mı kurtaracak


    New York Battery Park’taki restorandan otel odama döndüm.

    Şikago’daki spikerin hologramik görüntü vasıtasıyla New York’taki CNN stüdyolarına ışınlanarak yayına çıktığı ABD seçimleriyle ilgili izlenimlerimi ben de New York’taki otel odamdan İstanbul Hürriyet binasındaki odama ışınlanarak yazıyorum.

    Diz üstü bilgisayarım New York’taki otel odamda açık, önümde duruyor. Ama ben İstanbul’daki odamda masamın üzerinde duran bilgisayarı kullanıyorum. Gazetenin altyapısındaki yazı programıyla çalışıyor, ajanslardan gelen haberleri sanki İstanbul’daki gazete binasındaymış gibi okuyabiliyor, İstanbul’daki bilgisayarımda tuttuğum bilgileri karıştırabiliyorum. Tüm bunları Microsoft’un yeni duyurduğu ve şimdilik herkese açık olmayan deneme aşamasındaki Mesh teknolojisi ile yapıyorum.

    Otelim, Manhattan adasının en alt ucunda. Penceremden Hudson Nehri ve karşısındaki New Jersey’in ışıl ışıl muhteşem gece manzarası görünüyor. Biraz önce CNN’de yayınlanan seçimin ilk sonuçları eşliğinde güzel bir akşam yemeği yediğim restoran da otelime 5 dakikalık yürüme mesafesinde.

    Restorandan çıkıp otele yürüyene kadar yani beş dakika içerisinde seçimin galibi neredeyse belli olmuş gibiydi. Gelen öncü sonuçlar Barack Obama’nın kazanacağını gösteriyordu. Oysa daha beş dakika önce restoranın barında otururken, çoğunluğu Cumhuriyetçi olduğu anlaşılan borsacı kılıklı müşteriler Georgia, Kentucky, Virginia’dan gelen McCain’i önde gösteren sonuçlar açıklandıkça kadeh kaldırıp, "Yippie" çekiyorlardı.

    South West Restaurant, 11 Eylül terörist saldırısında yıkılan İkiz Kuleler’i de içinde barındıran Dünya Ticaret Merkezi kompleksinde ayakta kalmayı başarmış Winter Garden alışveriş merkezinin içinde. Burası dünyanın finans merkezi. Müşteriler de doğal olarak civarda çalışan finansçılardan, borsacılardan oluşuyor.

    11 Eylül’de yerle bir olan kompleksin ayakta kalan bölümlerinin adı Dünya Finans Merkezi. Restoranın bar kısmını dolduran finansçılar çalıştıkları Dünya Finans Merkezi’nin, kardeşi Dünya Ticaret Merkezi gibi yerle bir olduğunun farkında değilmiş gibiler. Finans sistemini çökerten politikalardan 8 yıllık Cumhuriyetçi iktidarın sorumlu olduğunu unutmuşçasına Cumhuriyetçiler lehine gelen geçici iyi haberleri coşkulu tezahüratlarla karşılıyorlar.

    Restoran çalışanları ise hayli tedirgin. New York’ta sokaklarda dolaşırken şehirde sadece göçmenlerin yaşadığı hissine kapılırsınız. Nedeni, şehrin dükkanlardan, restoranlardan, mağazalardan oluşan alt katlarındaki düşük maaşlı işlerde hep göçmenlerin ve göçmen kökenlilerin çalışıyor olmasıdır. Beyaz Amerikalılar ise binaların üst katlarındaki ofislerinde çalışırlar ve bunlara öğlen tatilleri dışında rastlamak pek mümkün değildir.

    Şehrin alt katlarını temsil eden restoran çalışanları belli ki Obama’yı destekliyor. Gözlerinde; tıpkı sabah New York sokaklarında dolaşırken sık sık karşıma çıkan, göğüslerinin arasına sıkıştırdıkları Obama yazılı temsili oy kartıyla verdikleri oyla övünenlerin gözlerinde gördüğüm gurur pırıltısı var. Finansçıların ilk sonuçlar karşısındaki erken sevinç taşkınlıklarını tepkisiz izlemekle yetiniyorlar.

    Garsonlardan birine oy verip vermediğini soruyorum. "Vermez olur muyum" diyor. Ancak sonra ekliyor, ilk kez sandığa gidiyormuş. Bu seçimin çok önemli olduğunu söylüyor. Bu yüzden oy vermek için sabah kuyrukta iki saat beklemeye bile katlanmış. "Kime verdin oyunu?" diye soruyorum, gururla "Obama’ya tabii ki" diyor.

    Dakikalar ilerledikçe gelen yeni sonuçlarla Cumhuriyetçilerin havası sönmeye başlıyor. Gelen ilk rakamlarda McCain’in önde olduğu Florida’da Obama arayı açmaya başlayınca, yenilgiyi kabullenen finansçılar birer ikişer terk etmeye başlıyorlar mekanı.

    Yanımdaki finansçıya nerede çalıştığını soruyorum. Hemen yan binadaki batık Merrill Lynch’te çalışıyormuş. Finansal enstrümanlarla ilgili bir iş olduğunu söylüyor. Yabancısı olduğum bir dünya olduğu için tam anlayamıyorum ama zaten merak ettiğim de o değil.

    "Şimdi ne olacak?" diye soruyorum, "Obama başkan seçilirse her göreve siyahları mı getirecek? Tamamen siyahlardan oluşan bir yeni zengin kitlesi mi oluşturacak? Ve en önemlisi kendi işini de tehdit altında görüyor mu, yaptığı işi bir siyaha kaptırmaktan korkuyor mu?"

    Anlamsız gözlerle yüzüme bakıyor. Tek gözünü kısıp, tek gözünü açıyor, dudağını kıvırıyor ve "What?" (Ne?) diye tıslıyor.

    "Türkiye’de öyle oldu da diyorum."

    Anlamıyor ve ciddiye bile almıyor, hiçbir şey sormuyor. Sadece garip garip bakıyor. Benim de zaten anlatmaya hiç halim yok. Deli mi bu diye soran bakışları altında yerimden kalkıp, yazımı yazmak için otele doğru yürüyorum.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Yurtsan ATAKAN
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Doğan HIZLAN
    ‘Sonsuzlukla Diyalog’un yarattıkları

    Tufan TÜRENÇ
    İşte Tayyip Bey’in Türkiye’si...

    Mehmet Y. YILMAZ
    Engellilerin sokağa çıkma hakları

    Ahmet HAKAN
    Şerif Mardin de psikolojik harpçi mi?

    Vahap MUNYAR
    Türkçe bilmez Allah’tan korkmaz

    Ferai TINÇ
    Altan Öymen’den 50’li yıllar (Değişim ne kadar zor)

    Latif DEMİRCİ
    Latif Demirci

    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
    Kimin dinleneceğini sonradan öğrendi

    Erdal SAĞLAM
    Danıştay nükleer santral kararıyla herkesi rahatlattı

    Fatih ÇEKİRGE
    Belge bende

    Erkan ÇELEBİ
    ‘Yeni nesil hacker’ banka hesabı soyarken kurban bağışı da yapıyor

    Bülent DÜZGİT
    Bülent Çiziyor

    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
    Sarmısak yetmez aşılanmak lazım

    Ayşe ARMAN
    Arabalardan soğumuştum hız tutkum yeniden alevlendi

    Rauf TAMER
    Hangi birini saysak?

    Nuray MERT
    Türkiye’nin tarihini yazsak yeniden

    Rahmi TURAN
    İşbirlikçi mi, günah keçisi mi?

    Ayşe ARAL
    Sen de mi ünlü oldun Ayşe?

    Noyan Doğan
    Sel hasarı yüzünden birilerinin çıkıp özür dilemesi gerekmiyor mu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH