Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
08 Kasım 2009 Pazar 08:52
İstanbul 20ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    07/11/2009
    23-26-27-39-46-49
    ŞANS TOPU
    04/11/2009
    11-12-18-22-23-3
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    31 Ekim 2008

    Banu TUNA

     btuna@hurriyet.com.tr

    Başka bir poşetle markete girersen başına ne gelir?


    Uzun zamandır, sokağa her çıkışımda birileri kalbimi kırıyor.

    Otobüste yanımda oturan kadın, taksinin şoförü, market çalışanı, sinemada arkamda oturan adam, alışveriş merkezinin güvenlik görevlisi... Eve hep mutsuz ya da gergin dönüyorum. Eve kapanmak, hiç kimseyle karşılaşmamak istiyorum.

    "Kalbim kırılıyor" pek bir çıtkırıldım geliyor kulağa, biliyorum, ama hissettiğim bu. İstanbul’da herkes nezaketi unutmuş gibi. Otobüsteki kadına, sinemadaki adama yapabilecek bir şey yok. Sinirleriniz sağlamsa ikaz edip, kavgayı göze alabilirsiniz en fazla.

    Ama market, mağaza, alışveriş merkezi görevlileri işlerinin başındayken müşterilere nezaket göstermeli değil mi. Nasıl konuşacağını bilmeli. Bu konuda eğitilmeli.

    *

    Benim mahallemde tek bir süpermarket var; Dia. Çünkü bizim mahalle hálá etin kasaptan, sebze meyvenin manavdan, ekmeğin fırından alındığı bir mahalle. Ama işten geç bir saatte dönerken, bütün dükkanlar kapanmışken açık olan tek yer süpermarket. Ve ben yaklaşık 5 yıl önce açıldığından beri haftada birkaç kez bu marketten alışveriş yapıyorum.

    Hafta başında yine gittim. Kapıdan girdim, elime sepeti aldım, turnikeden geçerken arkamdan biri seslendi: Hanfendi elinizdeki poşeti verir misiniz?

    Döndüm, tanımadığım genç bir adam, yeni çalışmaya başlamış olmalı. Daha önce hiç böyle bir taleple karşılaşmadığımdan dolayı aptal aptal baktığım için yineledi: Elinizde poşetle giremezsiniz.

    Elimdeki poşet, kağıttan bir hediye paketi aslında. İçinde tam poşetin ebadında bir kutu var. Hiç boş yer yok yani.

    Neden, diye sordum. Espri olsun diye de "İçine raflardan bir şey atarım diye mi istiyorsunuz" dedim.

    Cevabı kuru bir "evet" oldu. Ve inanın espri yapmıyordu.

    Başımdan aşağı kaynar sular indi sanki. Adam karşıma geçmiş, sen bu market için potansiyel hırsızsın, diyordu işte.

    Siz ne dediğinizin farkında mısınız, diye sordum. Kusura bakmayın kural böyle, dedi.

    Alışveriş sepetini olduğu yere bırakıp çıktım. Bir daha asla o marketten alışveriş yapmamaya da yemin ettim.

    O günden beri herkese soruyorum; sizin başınıza da bunlar geliyor mu, diye. Böylece öğrendim ki, Migros yanınızda getirdiğiniz poşetlere el koymuyormuş ama ağzını bantlıyormuş. Meğer kardeşim, daha birkaç gün önce, başka bir markette, aynı meseleden dolayı görevliler tarafından azarlanmış.

    Dünyanın her yerinde marketlerden bir şeyler araklanır. Buna karşı kamera sistemleri kurulur, başka önlemler alınır. İçeri yabancı poşet sokulmasını engellemek de bir yöntem olabilir ama her durumda kimseye hırsız muamelesi yapılmamalı.

    Bir de şu var tabii, ben neden bana ait bir şeyi hiç tanımadığım birine emanet edeyim? O gün elimdekini merketteki görevliye verseydim, duvar dibinde kuytu bir köşeye bırakıverecekti. Bunun için ayrılmış bir dolap yoktu.

    Madem marketler hırsızlıkla mücadelede bu yöntemi kullanmakta kararlılar, o zaman önce çalışanlarına meramlarını nazik bir dille anlatmak üzere eğitim versinler. Ve tüm şubelerine anahtarın müşteride kalacağı kilitli dolaplar yerleştirsinler.

    Ben kendi adıma, elimdekilere kafasına göre el koymaya kalkan hiçbir yerden alışveriş yapmayacağım.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Banu TUNA
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    İyi mi ediyoruz?

    Doğan HIZLAN
    Elveda duvar!

    Özdemir İNCE
    ‘Nâzım Hikmet ruble karşılığı şiir yazardı’ (!) imiş

    Ahmet HAKAN
    Âlemlere akmış bir aceminin notları

    Enis BERBEROĞLU
    Beş polis topu aldı ve

    Yılmaz ÖZDİL
    İLAHİ AğDALET

    Vahap MUNYAR
    Şirketleri İstanbul’daki kulelerden oturarak yönetmek yok

    Yalçın BAYER
    Ölüme terk et sonra da gripten korumaya kalk

    Cüneyt ÜLSEVER
    ‘El Beşir hoş geldin!’ Bir düşünce haritası göstergesi

    Gila BENMAYOR
    GDO’yu tartışalım ama böyle değil

    Kanat ATKAYA
    Hişt, Yalı Mahallesi! İyi miyiz?

    Şükrü KIZILOT
    Kedi ve köpeklerin suçu ne

    Hadi ULUENGİN
    Batı tercihi (son)

    Erkan ÇELEBİ
    Domuz gribinden korkan aldı, stokta meyve sebze sıkacağı kalmadı

    Rauf TAMER
    Notlar Notlar Notlar

    Cengiz ÇANDAR
    Türkiye’yi İran-Sudan parantezinden çıkartmak...

    Rahmi TURAN
    ‘Masumları kesmedim!’

    Soner YALÇIN
    İran’ın Kürt Açılımı idamla son buldu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH