Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
05 Temmuz 2009 Pazar 01:17
İstanbul 30ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    04/07/2009
    9-24-26-32-41-49
    ŞANS TOPU
    24/06/2009
    4-5-13-15-30-9
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    24 Ekim 2008

    Nihat HATİPOĞLU

     nhatipoglu@hurriyet.com.tr

    ’Hz. Peygamber’e ve Kuran’a teslim oldum!’


    BİZLER Hz. Muhammed’in (SAV) son peygamber olarak gönderildiğine iman ediyoruz.

    Ona inen vahiy (Kuran-ı Kerim) indiği çağdaki din ve felsefenin yanlışlıklarını belirlemiş ve bütün insanlığı son din olan İslam’a davet etmiştir. Necaşi gibi Hıristiyan imparatorlar, Hz. Abdullah b. Selam (RA) gibi Yahudi kökenli din alimleri, İslam’la kucaklaşmışlardır. Adlarını verdiklerim sadece sembolik isimlerdir, bunun örnekleri hayli çoktur.

    Hz. Muhammed’e (SAV) iman edenler, O’nun tebliğ ettiklerinin tümünü şeksiz ve şüphesiz kabul etmişlerdir. Çünkü Peygamberimize hem iman hem de itaat şarttır. Çünkü iman, itaati (uymayı) gerektirir. Hz. Peygamber’in peygamberliğini kabul etmek, boş bir tasdikten ibaret değildir. Yani, sen peygambersin denmekle iş bitmiş olmaz.

    O’nun peygamberliğini kabul etmek, O’na inen vahyi de kabul etmektir. O’na inen vahiy Kuran-ı Kerim’de ise, tek makbul dinin İslam olduğu apaçık ayetlerle belirlenmiştir. Bu noktaya hiçbir İslam alimi itiraz etmemiştir. Zira buna itiraz eden, Hz. Peygamber’e itiraz etmiş olur. Kuran-ı Kerim ve hadisler bu aktardığımı şöyle formüle ediyor:

    * * *

    "Ve size Resulullah (mal ve diğer hususlardan) ne verirse onu alınız. Ve sizi neden men ederse hemen ondan vazgeçin" (Haşr, 7)

    "Size ne emrettimse onu alınız (ona sarılınız) ve sizi neden men ettim ise ondan vazgeçin." (İbn Mace, Mukaddim)

    "Kim Peygamber’e (Muhammed) itaat ederse muhakkak Allah’a itaat etmiş olur ve kim yüz çevirirse aldırma; çünkü seni onların üzerine (günahlardan) koruyucu olarak göndermedik." (Nisa, 80)

    Bu ayetlerden ve hadislerden açıkça anlaşılıyor ki, Kuran indikten ve Hz. Peygamber (SAV) elçi olarak görevlendirildikten sonra durumu duyan kitap ehli ve diğer insanlar; bu dine bağlanmak, Kuran’la amel etmek ve Hz. Peygamber’in yolundan gidip emir ve yasaklarına uymakla yükümlü tutulmuşlardır. Hz. Peygamber (SAV), Muaz b. Cebel’i (RA) Yemen’e vali olarak gönderdiğinde ona şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sen kitap ehli olan bir kavme gidiyorsun. Onları Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın resulü olduğuma şahadet etmeye davet et. Eğer onlar üzerine her gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını onlara bildir, sonra Allah’ın onların malında sadaka (zekátı) farz kıldığını bildir." (Buhari, Zekát, Müslim, İman, 7; Tirmizi, Zekát, İbn Mace, Zekat, 1)

    Bu tarihi belge şunu gösteriyor: Hz. Peygamber’e iman etmek yetmemektedir, İslam’a uymak da şarttır.

    Sahabeden Abdullah Yeşkuri’nin (RA) anlattığı hatırası, bize Hz. Peygamber’in varlık sebebini, insanlardan ne istediğini, O’na nasıl iman etmemiz gerektiğini öğretiyor. Abdullah (RA) anlatıyor:

    "Peygamberimizi hac günlerinde aradım, O’nu bulamıyordum nerede dedim, Arafat’a gitti dediler. Arafat’ta yol üzerine geçtim ve durdum, nihayet O geldi, ben Arafat yolundaydım, benim yolun üzerinde durduğumu gören birisi, ’Oradan çekil, Peygamberimiz geliyor’ dedi. Peygamberimiz (SAV) ise, ’Onu bırak, ihtiyacı vardır’ buyurdular. Sıkışa sıkışa ona yaklaştım, devesinin yılarından tuttum ve

    - Beni cennete yaklaştıracak, cehennemden uzaklaştıracak ameli bildir dedim.

    Peygamberimiz önce göğe baktı, sonra başını önüne çevirdi. Sonra bana döndü ve şöyle buyurdu:

    - Beni iyice dinle, aklında iyi tut. Allah’a ortak koşmadan ibadet et, farz olan 5 vakit namazını kıl, zekátını ver, Kábe’ye haccını yap, ramazan orucunu tut. Halkın sana yapmak istemediğini sen de yapma. Hadi artık yolumdan çekil (de gidelim)."
    (Ahmed b. Hanbel, c.6,5 538-584)

    * * *

    Son olarak şunu söylemekte fayda vardır: Bazı hadislerde, "La ilahe illallah - Allah’tan başka ilah yoktur" diyen cennete girer tarzında ifadeler vardır. Bunu doğru değerlendirmek lazım; çünkü bu kelime ile "Muhammed (SAV) Allah’ın resulüdür" cümlesi birbirinden ayrılamaz ve bu ifadeyi kullanan, yani "La ilahe illallah" yeter diyen bizatihi Hz. Peygamber’dir, yani bunu söyleyin diyen Hz. Peygamber’dir.

    Siz bu cümleyi söylediğinizde Hz. Peygamber’e iman ederek, itaat ederek, uyarak demiş olacaksınız. Bu çok açık olan ayrıntıyı bile göremiyoruz bazen.

    Yüce Rabbim bizi insanlığa faydası dokunan, bütün insanlara hoşgörülü davranan, her türlü ayrımcılığa karşı çıkanlardan eylesin.

    SORALIM ÖĞRENELİM

    Adak kurbanından yiyebilir miyim?

    Cemalettin ŞANLI/SİNOP

    Sizin adadığınız adak kurbanından çocuklarınız, babanız, anneniz, torunlarınız ve nine ile dedeleriniz yiyemezler.

    Kabir namazı diye bir namaz var mıdır?

    Ceyda İMRAN/ÇANAKKALE

    Hz. Peygamber’in kıldığı ve kılınmasını tavsiye ettiği namazlar arasında kabir namazı diye bir namaz yoktur. Kişi sevap niyetiyle istediği kadar namaz kılabilir. Ama bu isimle anılan bir namaz bulunmamaktadır.

    Cenaze, tabutla defnedilebilir mi?

    Sezgin ŞAFAK/GAZİANTEP

    Cenazenin tabutsuz olarak defnedilmesi esas olandır. Ancak mezarın rutubetli veya yumuşak olması veya cenazenin parçalanmış olması halinde tabutla gömülmesi caiz olur. Aksi takdirde böyle bir defin mekruhtur.

    Namaz kılmayan kişinin cenaze namazı kılınır mı?

    Nahit KÜÇÜK/İSTANBUL

    Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (SAV) insanlığa tebliğ ettiği İslam dinini doğru ve gerçek kabul eden ve ben Müslüman’ım diyen herkes Müslüman’dır. İbadetinde kusurlu olsa da durum böyledir. Namazı inkár etmiş de değildir. Bu nedenle günahkár olsa da her Müslüman’ın cenaze namazı kılınır.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Nihat HATİPOĞLU
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Bekir COŞKUN
    İstanbul karşıdadır...

    Tufan TÜRENÇ
    Washington Post’taki makale yorumsuz...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Recm meraklılarına bir bilanço

    Mehmet Y. YILMAZ
    Yargılanamayacak suçlu kalmasın

    Yalçın DOĞAN
    Elli tane var yine de yenisi aranıyor

    Özdemir İNCE
    "Türkiye’ye evet"

    Yılmaz ÖZDİL
    Maske

    Vahap MUNYAR
    Berlin’de meslek eğitimiyle 10 milyon Euro’ya ulaştı, modeli Türkiye’ye getirecek

    Yalçın BAYER
    HÖH 40 milletvekili bekliyor

    Şükrü KIZILOT
    Ortağın eşi ile birleşmeye teşvik yok

    Hadi ULUENGİN
    12 Eylül nasıl yargılanır

    Zeynep GÖĞÜŞ
    AB ve gece yarısı darbesi

    Bülent DÜZGİT
    Bülent Çiziyor

    Ege CANSEN
    Kapitalist Abdülhamit

    Mehmet Ali BİRAND
    Ruhban Okulu hikayelerinden bıktık…

    Eyüp CAN
    Türbanlı first-lady’lerin seçim kampanyası

    Rauf TAMER
    Saymakla bitmez

    Cengiz ÇANDAR
    'Demokratik eşik' aşılırken...

    Ayşe ARAL
    Hürriyet Towers'daki ilk günüm

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH