Ana Sayfa
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
05 Aralık 2008 Cuma 01:13
İstanbul 18ºC
  • Üye girişi
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Piyasanet
  • Strateji
  • Euractiv
  • Şehir Rehberi
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Trendy Gençlik
  • Kültür - Sanat
  • Astroloji
  • Sinema / Fragman
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Video
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cuma
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • E-Yaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • 20 dk
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    29/11/2008
    5-8-19-22-23-31
    ŞANS TOPU
    03/12/2008
    1-8-10-20-23-7
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    12 Ekim 2008

    Rahmi TURAN

     rturan@hurriyet.com.tr

    İnek, beygir ve eşek!


    POLİTİKACILAR genellikle sadece kürsüye çıktıklarında vatan milleti düşünürler. Kürsüde onları tutamazsınız. Coşarlar da coşarlar!

    Kürsüye çıktıkları vakit ülkeye hizmet ettiklerini sanırlar!

    Bir kısırdöngüdür bu... Bağırırlar da bağırırlar... Bu atıp tutmaları onların çevresinde vatandaş gruplarının toplanmasına yol açar. Niteliklerine değil, bağırmalarına önem verilir.

    * * *

    Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege’de yaşayan ünlü masalcı Ezop’un iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen bir öyküsü var. Okurum Orçun Sağyaşar hatırlattı.

    Hikáye bu ya... Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler... Her biri başka yöne gider.

    Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir... İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür.

    Beygir merakla sorar: "Nedir bu halin inek kardeş?"

    İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:

    "Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş."

    Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır:

    "Ah, sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular. Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar. Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş."

    İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala çala, taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir. Üzerinde lacivert takımlar vardır.

    İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde, "Nedir bu halin? Neler oldu? Neden böyle zevkten dört köşesin?" diye sorarlar.

    Eşek keyifli bir şekilde anlatır:

    "Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim. Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım. Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten filan bahsettim..."

    "Eee, sonra ne oldu?"

    "Ne olacak beni başkan seçtiler!"

    "Deme yahu.. Yani sen başkan mı oldun?"

    "Evet... Bir şey yapmama gerek kalmadı. Ben bağırdıkça onlar ’Seninle gurur duyuyoruz’ diye alkışladılar. Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!"

    "Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?"

    "Valla, yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı!"



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Rahmi TURAN
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    Kanunsuz polis

    Doğan HIZLAN
    Bir ülkeyi müzik kurtarabilir mi?

    Bekir COŞKUN
    S.O.S.yal demokrat açılımlar...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Dur Cem hemen kızma

    Mehmet Y. YILMAZ
    Amir memurun kararına şerh koydu!

    Yalçın DOĞAN
    Heşt TV kanatlarımın altında

    Ahmet HAKAN
    İnceden taktikler

    Yılmaz ÖZDİL
    Başkan

    Yalçın BAYER
    Atatürk pulu kalmadı

    Cüneyt ÜLSEVER
    Bir özeleştiri gerekmez mi?

    Ercan KUMCU
    Dış ticarette eğilimler değişiyor

    Latif DEMİRCİ
    Latif DEMİRCİ

    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
    Erdoğan’ın istediği bakanların vermediği destek

    Erdal SAĞLAM
    IMF’den gelecek para için senaryolar

    Şükrü KIZILOT
    Káğıdın ortasındaki nokta

    Hadi ULUENGİN
    Kriz yazıları (III)

    Yaşar Nuri Öztürk
    Güven bunalımına dikkat!

    Mehmet Ali BİRAND
    Avrupa, AKP’ye sempatisini kaybediyor…

    Rauf TAMER
    Gözden kaçanlar

    Özgür Bolat
    Kredi kartı kullanımına dikkat

    Rahmi TURAN
    Erkeğin korkulu rüyası!

    Yonca TOKBAŞ
    Babamı çok özlüyorum çoook!

    Eyüp CAN
    Hiç unutamadığım o teklif

                        Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Euractiv Hürriyet Emlak Yenibiris.com Anneyiz.biz Hürriyet Oto 20 dk İddaa Oyna