Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
08 Kasım 2009 Pazar 11:45
İstanbul 20ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    07/11/2009
    23-26-27-39-46-49
    ŞANS TOPU
    04/11/2009
    11-12-18-22-23-3
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    11 Ekim 2008

    Altan Tanrıkulu

     altant@hurriyet.com.tr

    Bir heykeli sevmek


    Taşı tanımak kadar kolay değil insanı tanımak. Kimse tanımaz sevdiğini, sevdiğinden bir küçük kil parçası alıp ona kendi toprağını ekleyerek büyük bir heykel yapar.

    Yaptığı heykel, kendisine benzer. Oynar bir zaman yaptığı heykelle. Onunla konuşur. Heykeli değil, aslında kendi sesini dinler. Kendi duymak istediğini duyar. Sonra heykel başını çevirir, muhakkak her heykel bir gün başını çevirir. Yüzü görünür. Gördüğü yüz, görmek istediği yüz değildir. Ve insanlar hayal kırıklıkları yaşarlar. O hayal kırıklıklarında garip bir çocuksuluk çıkar ortaya, kabahatin heykelde olduğunu sanırlar, içten içe gerçeği görmekten hep kaçtıklarını bilseler de bunu kendilerine kolay kolay itiraf edemezler işte. İsterler ki, sevdikleri insan, kendi yaptıkları heykele benzesin, kendi yaptıkları heykel gibi konuşsun, yüzünü hiç çevirmesin.

    Küçük bir kil parçasından bir heykel yapmak kolay iş değil, çok emek ister. Ama insanlar emekten pek kaçınmazlar, aşk derler onun adına. Aşk dedikleri, bir insandan küçük bir kil parçası alıp bir gün yıkılacağını gizliden gizliye hep bilerek, o küçücük parçadan kocaman bir heykel yapmaktır. Ve kendileri bir heykel yaparken, kendilerinin de heykelinin yapıldığını bilmezler. Sonra birden yüzlerini çevirirler.. Heykellerin kolları bacakları yanlış oynar, parçalar dökülür. Her seferinde, yeni küçük kil parçalarından yeni heykeller yapmak için, arkalarında kırık bir heykel bırakarak uzaklaşırken, aynı mahzun sesle, aynı sözcüğü söylerler; Elveda..."

    * * *

    Ertuğrul Sağlam ayrıldı Beşiktaş’tan.. Beşiktaş için bu dönemde olabilecek en iyi seçimdi oysa.. Genç, çalışkan, disiplinli, dürüst, komisyon nedir bilmeyen, hırslı, hedefi olan, efendi, futbolcunun dilinden anlayan, hakemler tarafından sevilen, taraftarın "adam gibi adamı" ve en önemlisi gerçek bir Beşiktaşlı’ydı.. Çok değil iki yıl önce UEFA tarafından açıklanan "Gelecek vaat eden antrenörler" listesinde yer almıştı.. Ama olmadı.. Çoğu sevgilinin, çoğu sevenin ayrıldığı gibi, üzülerek, ağlayarak, ağlatarak ayrıldı.. Yolu açık olsun..

    Mustafa Denizli geldi Beşiktaş’a.. Bu zor dönemde, hangi yabancı gelirse gelsin kaosa girilebilecek bir ortamda en iyi seçimdi Beşiktaş için.. Galatasaray’ı, Fenerbahçe’yi, Milli Takım’ı çok güzel günlere taşıdı Mustafa Denizli.. "Yüzde 51"i öğretti "40 metreden atılan şuta sevinen bir ülkeye".. "İçimizdeki İrlandalılarla" çarpıştı yıllarca.. Ama gün geldi vefasız davrandı kendi müthiş kariyerine, zekasına, bilgisine.. Ve şimdi tekrar sahne aldı çocukluğunun takımında.. Onun da önü açık olsun..

    Futbol güzel bir oyun.. Bir şekilde yaşamımızın içinde.. Ama bir çoğumuz için futbol takımımız aileden biri gibi artık.. Bir sevgili sanki.. Terk etmeyen, ama istenildiğinde terk edilebilen.. Bu yüzden de içten içe daha da bağlanılan..

    Beğenmez olduk bir çok şeyi artık.. Çabuk sıkılır olduk.. Cep telefonumuzu, arabamızı, televizyonumuzu değiştirdiğimiz gibi yaşamımızın önemli parçalarını da değiştirmeyi alışkanlık haline getirdik.. Acı ama gerçek.. Seçenekler çoğaldıkça yaşam dengemiz alt üst olmaya başladı belki de..

    Takımlarımız teknik direktörlere sabredemez oldu.. Çünkü her taraftar kendini teknik direktör olarak görmeye başladı.. Farklı kazanılan maçta boş kaleye kaçan bir golde bile isyan edilir oldu.. Başkanlar dışında gelgitler çoğaldı, semboller yok olup gitti.. Görkemli jübileler rafa kalktı. Efsanelerden korkulur oldu.

    Bu yüzden sadece Beşiktaşlılar değil bütün taraftarlar içindi girişteki alıntı.. Belki de bütün sevenler, sevmeye çalışanlar, sevdiğini kaybetmekten ve sevmekten korkanlar içindi..

    Zaten fazlasınız!

    Bugün bir maç oynanacak İnönü’de.. Çok ihtiyacımız olan bir şeyi arayacağız bu maçta.. Ülke olarak huzurumuzu kaçırmaya çalışanlar var.. Dünyanın başına bela olan mali kriz var.. Avrupa Kupaları’ndaki moral bozukluğumuz var.. Belçika maçından kalma tatsız anılarımız var.. Her şeyi halletmeyecek belki alacağımız bir galibiyet. Ama oynanacak futbol, Türkiye’ye yakışacak bir oyun, karakterli bir mücadele, güzel bir armağan olacak bu ülkeye..

    Sahaya çıktığınızda sakatları, cezaları, eksikleri düşünmeyin artık çocuklar.. Çünkü siz her rakibinizden 70 milyon fazlasınız zaten..



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Altan Tanrıkulu
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    İyi mi ediyoruz?

    Doğan HIZLAN
    Elveda duvar!

    Özdemir İNCE
    ‘Nâzım Hikmet ruble karşılığı şiir yazardı’ (!) imiş

    Ahmet HAKAN
    Âlemlere akmış bir aceminin notları

    Enis BERBEROĞLU
    Beş polis topu aldı ve

    Yılmaz ÖZDİL
    İLAHİ AğDALET

    Vahap MUNYAR
    Şirketleri İstanbul’daki kulelerden oturarak yönetmek yok

    Yalçın BAYER
    Ölüme terk et sonra da gripten korumaya kalk

    Cüneyt ÜLSEVER
    ‘El Beşir hoş geldin!’ Bir düşünce haritası göstergesi

    Gila BENMAYOR
    GDO’yu tartışalım ama böyle değil

    Kanat ATKAYA
    Hişt, Yalı Mahallesi! İyi miyiz?

    Şükrü KIZILOT
    Kedi ve köpeklerin suçu ne

    Hadi ULUENGİN
    Batı tercihi (son)

    Erkan ÇELEBİ
    Domuz gribinden korkan aldı, stokta meyve sebze sıkacağı kalmadı

    Rauf TAMER
    Notlar Notlar Notlar

    Cengiz ÇANDAR
    Türkiye’yi İran-Sudan parantezinden çıkartmak...

    Rahmi TURAN
    ‘Masumları kesmedim!’

    Soner YALÇIN
    İran’ın Kürt Açılımı idamla son buldu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH