Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
23 Kasım 2009 Pazartesi 16:08
İstanbul 14ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • Untitled Page
    ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    21/11/2009
    10 -16-18-20-38-41
    ŞANS TOPU
    18/11/2009
    6 -7-14-15-26-11
    SÜPER LOTO
    19/11/2009
    9 -26-31-37-38-48
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    10 Ekim 2008

    Nihat HATİPOĞLU

     nhatipoglu@hurriyet.com.tr

    Gönül yıkmak veya Kábe’yi yıkmak


    DENİR ki Peygamberimizin amcasının oğlu Hz. Abdullah (RA) Kábe’yi tavaf ederken şöyle dermiş:

    "Ey muhteşem Kábe! Senin Allah’ın katındaki değerini iyi bilirim. Fakat bence bir müminin gönlünü bir defa yıkmak, seni yedi defa yıkmaktan daha zordur."

    Belki Hz. Abdullah’ın kastettiği gönül, kámil bir müminin gönlüdür. Benliğinden sıyrılmış, nefsini terbiye etmiş, kalbini Allah’la doldurmuş bir gönüldür. Böyle gönül sahipleri elbette çok azdır. Ama belki de Hz. Abdullah’ın kastettiği her iman eden gönüldür. Hz. Mevláná bu muhteşem bakışı şöyle dile getiriyor:

    "Bir gönül yapmak hacc-ı ekberdir (büyük hacdır). Kábe, Azer oğlu Halil’in (Hz. İbrahim) yaptığı bir binadır. Hakiki Kábe olan insan kalbi ise Allah’ın binası ve nazargáhıdır (önemsediğidir)."

    * * *


    Aslında Hz. Abdullah’ı da, Hz. Mevláná’yı da bu noktaya taşıyan Hz. Peygamber’in tavrıdır. Mekke’nin fethedildiği gün, eski köle olan siyahi Hz. Bilal’i Kábe’nin üzerine çıkartıp ezan okutarak müşrik Mekkelileri dehşete düşürmüştü.

    Bu bir tabunun yıkılışıydı ama aynı zamanda insanın yüce Allah’a yönelişinde merkez ilan edilen Kábe’ye gerçek statüsünün kazandırılmasıydı da. İnsanı ve temiz bir yürekle Allah’a yönelişi esas olan bu dinin insanlığa anlatacağı çok şey vardır. Yeter ki biz bu berrak görüntüyü boş şeylerle belirsiz hale getirmeyelim.

    Genç biri Kábe’yi tavaf ederken sadece "ente, ente = sen, sen" dermiş. Tavaf esnasında okunması gereken duaları okumuyormuş. Mısırlı Zünnun buna dikkat etti ve genci uyarıp şöyle dedi: "Neden başka dualar okumuyorsun. Bilmiyor musun? Tavafın kendi duaları vardır." Mısırlı Zünnun’u dinleyen delikanlı şöyle cevap verdi: "Benim başka bir şey hatırlamaya, söylemeye imkánım yoktur. Belki gücüm de yetmez, söyler misin bana, bundan başka ne söyleyim ki! Sadece O vardır, başkasına imkán yok ki, başka söz var mı ki."

    Yüce Allah’ı doğru bilmek. O’nu sıfat ve isimleriyle doğru tanımak... Eşyanın, káinatın dış görünüşünden sıyrılıp tevhidi doğru kavramak, yani Allah’ı dost bilmek... Sanıyorum çoğumuzun dininde eksik olan bir noktadır. Hz. İbrahim’i Nemrud’un ateşinde yakmayan bu dostluktur.

    Yoksa ateşin doğasında vardır yakmak. Yakmazsa ateş olmaz, işte ateşi ateş olmaktan çıkartan şey, ateşin sahibiyle yakınlık kurmaktır; zira o, sadece o istemeyince ateş yakmaz.

    Sırat köprüsünün üzerinden müminler geçerken altında alev alev yanan cehennemin şöyle haykırdığını Peygamber Efendimiz (SAV) anlatıyor:

    "Ey mümin, hadi çabuk geç. Yoksa senin nurun beni söndürüyor."

    Olan şey aynı değil mi? Ha Nemrud’un ateşini söndüren Hz. İbrahim’in dostluğu, ha cehennem ateşini zedeleyen müminin imanı.

    * * *

    Hz. İbrahim’i yakacak olan ateşe, "Ey ateş! İbrahim için zarar vermeyen bir soğukluğa dönüş" emri acaba kámil bir Müslüman için gerçekleşebilir mi?

    Ateşin yakmaması, her iman eden için mümkün olabilir mi acaba? Bunun cevabı yazının başından beri anlatmaya çabaladığımız "kámil bir mümin gönlüne" sahip olmakla mümkün olabilir ancak.

    Allah’la dolu, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisiyle dopdolu, Allah’a dost olan bir kalbi hangi ateş yakabilir! Hz. İbrahim’in karşısında Nemrud vardı, bizim karşımızda ise şeytan veya şeytanlaşmış olan nefis vardır.

    Allah’a dost olan Hz. İbrahim, Nemrud’un dünya ateşinden kurtuldu; Allah’a dost olan bir müminin vücudu da şeytanın girelim diye tasarladığı cehennem ateşinden kurtarır.

    Duyuru: Hafta içi her gün sabah 09.00 ve 10.00 arası Star TV ekranlarından siz değerli okurlarımın sorularını cevaplıyorum.

    SORALIM ÖĞRENELİM

    Yeni doğan çocuğun kulağına ezan okunuyor. Dinimizde bunun yeri var mı?

    Alaattin SURLU/İZMİR

    Yeni doğan çocuğun kulağına uygun bir sesle ezanın okunması, fısıldanması Peygamberimizin bir uygulaması sünnetidir. Peygamberimiz, torunu Hz. Hasan’ın kulağına ezan okumuştur.

    Hacda şeytan taşlamanın dinde yeri var mı?

    Emel YAR/GAZİANTEP

    Bilindiği gibi hacda yapılacak işlemlerin bir kısmı ayetlerle, bir kısmı hadislerle Peygamberimizin fiili uygulamasıyla ortaya konmuştur. Peygamberimiz, "Ben nasıl hac yaptımsa siz de öyle yapın. Haccı benden alınız" buyurmuştur. Biz Peygamberimizin yaptıklarının aynısını yaparız. Başka söze, yoruma itibar etmeyiz, değer vermeyiz. Bu nedenle dinimizde şeytan taşlama yani remy-i cimar denilen ibadeti yapmayı, bayram günleri Mina’da sembolik olarak şeytanı temsil eden küçük yerlere küçük taşlar atmayı vacip kabul ederiz. Bunu yapmayan maddi ceza öder.

    Kadınlar cuma namazı kılmazlarsa günaha girerler mi?

    Beyza SAMTİ/İSTANBUL

    Cuma namazı erkeklere farzdır. Kadınlara farz değildir. Kadınlara cumanın farz olduğunu söyleyen muteber, sözüne güvenilir herhangi bir álim yoktur. Ancak kadınlar isterlerse cuma namazına gidebilirler. Bu durumda o gün öğle namazını kılmak zorunda değillerdir.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Nihat HATİPOĞLU
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Doğan HIZLAN
    ‘Sonsuzlukla Diyalog’un yarattıkları

    Tufan TÜRENÇ
    İşte Tayyip Bey’in Türkiye’si...

    Mehmet Y. YILMAZ
    Engellilerin sokağa çıkma hakları

    Ahmet HAKAN
    Şerif Mardin de psikolojik harpçi mi?

    Vahap MUNYAR
    Türkçe bilmez Allah’tan korkmaz

    Ferai TINÇ
    Altan Öymen’den 50’li yıllar (Değişim ne kadar zor)

    Latif DEMİRCİ
    Latif Demirci

    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
    Kimin dinleneceğini sonradan öğrendi

    Erdal SAĞLAM
    Danıştay nükleer santral kararıyla herkesi rahatlattı

    Fatih ÇEKİRGE
    Belge bende

    Erkan ÇELEBİ
    ‘Yeni nesil hacker’ banka hesabı soyarken kurban bağışı da yapıyor

    Bülent DÜZGİT
    Bülent Çiziyor

    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
    Sarmısak yetmez aşılanmak lazım

    Ayşe ARMAN
    Arabalardan soğumuştum hız tutkum yeniden alevlendi

    Rauf TAMER
    Hangi birini saysak?

    Nuray MERT
    Türkiye’nin tarihini yazsak yeniden

    Rahmi TURAN
    İşbirlikçi mi, günah keçisi mi?

    Ayşe ARAL
    Sen de mi ünlü oldun Ayşe?

    Noyan Doğan
    Sel hasarı yüzünden birilerinin çıkıp özür dilemesi gerekmiyor mu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH