Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
24 Kasım 2009 Salı 04:40
İstanbul 14ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • Untitled Page
    ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    21/11/2009
    10 -16-18-20-38-41
    ŞANS TOPU
    18/11/2009
    6 -7-14-15-26-11
    SÜPER LOTO
    19/11/2009
    9 -26-31-37-38-48
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    5 Ekim 2008

    Hadi ULUENGİN

     huluengin@hurriyet.com.tr

    Hudut tavafı


    Ve, işte hudut gözüktü! Ama ibaresi değişmiş.

    Mavi Avrupa bayrağının ortasında küçük harfle "Almanya" yazıyor.

    Kara - kırmızı - altın bayrağın esamisi dahi yok!

    Bir de, táa eskiden beri orada olan "gümrük" levhası duruyor.

    Artı, eskiden mevcut olmayan bir benzinci istasyonu işaretine raslanıyor.

    Fren, ániden o benziciye saptım. Bakalım, nicedir?

    Ama Almanya’ya mı girdiğimizi, yoksa hálá Belçika’da mı olduğumuzu çıkartamadım.

    Hem kasadaki kadın iki lisánı birden konuşuyor, hem de aynı para birimi geçiyor.

    Neyse, depo ful ve tekrar esas sınır kapısına doğru yöneldim ki, aa, o ne!

    Basık ve uzun eski bina yerinde duruyorsa da, daha görkemli bir yenisini inşa etmişler.

    Galiba da, TIR kamyonlarını "röntgenden geçirmek" (!) için özel tesisat yapmışlar.

    Oysa, önceleri kendimin pasaportsuz geçtiği sonra da başkalarına hududu "vartasız atlattırdığım" zamanlarda bunların hiçbir yoktu.

    Nasıl mı geçiyordum?

    Kolay canım, hemen anlatayım.

    TEREYAĞDAN KIL ÇEKER GİBİ

    Efendim, girişi Belçika’da çıkışı Almanya’da olan o eski uzun bina polis kontrolünden önce gelirdi ve yine söz konusu TIR’ların gümrük formalitesi için kullanılırdı.

    Pasaportum mu yok? Allah iyiliğinizi versin! Bunu mu dert edineceğim?

    Beni sınıra kadar getiren otomobilin sürücüsü tam kamyonların park yerinde dururdu.

    Bu satırlar yazarı da arabadan çıktığı gibi, bir eli cebinde ve diğer elinde kağıt, sanki kamyon şoförüymüş de o kağıdı gişelerde tasdike götürüyormuş gibi, binadan içeri dalardı.

    Benelüks ülkesi tarafından girdi miydi de, binada bakına salına koridoru kateder ve Cermanya tarafından çıkıverirdi.

    Arabayı kullanan "legal kişi" ise polis kontrolünü normal biçimde geçer ve kim erken geldiyse, oradaki kantinin parkinginde dururdu.

    Tekrar buluşmamızın şerefine de tezgahta ilk Alaman birayı parlatırdık.

    Şerefe parlatırdık, çünkü aynasızların ruhu bile duymazdı.

    Ve, iftihar etmek gibi olmasın ama, yukarıdaki yağdan kıl çeker yöntemin káşifi olan bendeniz, aslında işini gayet de ciddiye alan zaptiyenin bu "bam telini" nasıl es geçtiğine bir türlü akıl sır erdiremezdim.

    Hele hele, o Baider - Meinhof cinayetleri döneminde hudut kapısına haniyse mitralyöz yerleştirilmişken ve kuş uçurtulmazken, nasıl olup da kamyon şoförleri tarafının yine böyle boş bırakıldığını hiç anlayamadım.

    Zahir, o kamyonlarla ancak mermi - gülle kaçırılacağını veya kasanın altına adam saklanacağını; bunu da nasılsa TIR kontrolünde denetlediklerini düşünerek, benim gibi açıkgözlerin kasten onların gözünün içine baka baka, şoför niyetine "legalist halt" karıştıracağı akıllarına gelmiyordu.

    SANKİ DİNGONUN AHIRI

    Ancak tabii, burada şunu da eklemem gerekir.

    Orayı geçerken, kravat gömlek ve iki dirhem bir çekirdek giyinirseniz, herhalde, çok büyük ihtimalle dikkat çekersiniz. Birisi "sen necisin" diye sorar ve yakayı ele verirsiniz.

    Daha neler, bari frakla aynasızları atlatmaya kalkışın!

    Hayır, pejmürde demiyorum ama, tercihen, TIR şoförlerinde adet-i veçhile olduğu üzere bir meşin ceket, bir blucin edinin ve de iki dudağınızın arasına, sönmüş bir cigara izmariti yerleştirin.

    Değme polis, değme gümrükçü, değme aynasız sizi, heyüla dizelinin direksiyonunda Dover - Viyana seferi yapan kamyoncudan ayıramaz ve ister cebinizde pasaport olmasın, isterse de aynı cebinizin zulasında yarım kilo eroin bulunsun, sınırı tıpış tıpış geçersiniz.

    Daha doğrusu, "geçersinizdi" demek gerekiyor.

    Çünkü, ah ah nerede o "militan kahramanlıklari" (!), nerede o "dává cengáverlikleri" (!), bunların hepsi artık mazide kaldı.

    Zira şimdi sınır mı kaldı? Hudut mu kaldı? Kapı mı kaldı?

    Mübarek sanki koskoca Federal Alman Cumhuriyeti değil de Dingo’nun ahırı!

    Tıpkı Belçika tarafındaki gibi, ortalıkta ilaç için bile tek bir polis yok!

    Zaten tam önünden geçerken dikkat ettim, o eski binayı da artık ardiye niyetine kullanıyorlar.

    Neymiş, yok Avrupa Birleşik Devletleri ütopyasıymış; yok Schengen Serbest Dolaşım Sözleşmesi’ymiş, yok ortak para birimiymiş, sınır mınır hiçbir şey kalmamış.

    YA YENİ YETMELER?

    Dolayısıyla da, dediğim gibi, şimdilerde "militan kahramanlıklar"a soyunacak olan yeni yetmelere o "kahramanlığın" en küçük harfli "k"sı bile kalmamış.

    Her neyse canım, artık bunları hálá dert edinecek değilim ya! Yürü atım rahvan, tez yürü, biz haniyse yüz elli kilometre hızı hiç azaltmadan Belçika’dan Almanya’ya girmiş olduk ve "cinnet yılları tavafı"nın son aşamasını oluşturacak olan Köln’e doğru tekrar gaza bastık.

    Bunu gelecek pazara bırakıyorum.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Hadi ULUENGİN
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    Utanırlarsa...

    Doğan HIZLAN
    ‘Konuşan Fotoğraflar’ ne demek

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Etiler’in ahlakı kimden sorulur

    Mehmet Y. YILMAZ
    Gerilim ‘bölünme korkusundan’ kaynaklanıyor

    Sedat Ergin
    Koramiraller cinayet şebekesi yönetir mi?

    Yalçın DOĞAN
    1969’dan bu yana en büyük eylem

    Özdemir İNCE
    Öğretmenler Günü

    Ahmet HAKAN
    Aleviler cellatlarına âşık kurbanlar mı?

    Enis BERBEROĞLU
    Bir irtica yazısı

    Yılmaz ÖZDİL
    İzmir’de n’oluyor?

    Vahap MUNYAR
    Türk işadamları için Lübnan zamanı, vizeyi de kaldırırız

    Yalçın BAYER
    Öğretmenlik ayaklar altında

    Cüneyt ÜLSEVER
    Öğretmen yeterlilik araştırması

    Gila BENMAYOR
    Kavaf ‘Cinsiyet Uçurumu’ Raporu’nu araştıracak

    Kanat ATKAYA
    Üç yanlış bir doğru eder mi?

    Latif DEMİRCİ
    Latif DEMİRCİ

    Erdal SAĞLAM
    Güdük hafta ardından bilanço makyaj ayı

    Şükrü KIZILOT
    Bayrama evinizin vergisini ödeyerek girin

    Hadi ULUENGİN
    Kafes

    Bülent DÜZGİT
    Bülent çiziyor

    Mehmet Ali BİRAND
    Hem “kollayın” diyoruz sonra da kızıyoruz…

    Rauf TAMER
    Öğretmenim

    Cengiz ÇANDAR
    “Açılım” ve Dersim’le ortaya çıkan Ak Parti ve CHP

    Yonca TOKBAŞ
    Yeşilalıç İlköğretim Okulu

    Özgür BOLAT
    Sen başarısızsın, öyle kal!

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH