Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaz insanı mısınız yoksa kış insanı mı?

SICAKTA buram buram terlerken bir arkadaşıma insanın bir türlü tatmin olmayan değişken karakterinden dert yandım.

"Yazın kışı, kışın yazı özlüyoruz!"

O bana katılmadı. Ona göre kış daima yaza tercih edilmeliymiş.

Hayretle:

"Neden?" diye sordum.

Aşırı sıcaklardan ne kadar şikáyetçi olsam da; yaz aylarının insanın sereserpe yaşamasına müsaade eden; onu dış mekánlara, denizin serin sularına kavuşturan özelliklerinin de hakkını vermek gerekiyordu. O, bana katılmadı.

* * *

Ona göre puslu bir hava, dışarıda yağan yağmur insana huzur veriyormuş.

Müziğin sihirli çağrısına áşık bu arkadaşım huzuru "ses"te arıyor. Diyor ki:

"Yağmurun ritmik sesi kadar insan ruhuna huzur veren başka bir ses olamaz!"

Yine ona göre, soğuk bir havada şöminenin sıcaklığına sığınmak kadar insan ruhuna hitap eden çok az durum varmış.

Yağmurda ıslanmaktan dem vuruyorum.

"Ne var, geçer şöminenin karşısına, bir havlu ile saçlarını kurutursun, elbiselerin ıslandıysa değiştirirsin, ılık bir duş alırsın; bunları yaptıktan sonra da kendini daha dingin hissedersin" diye cevap yetiştiriyor.

Yazın herkes her yere dağıldığı için sokaklarda ses kakofoniye dönüşüyormuş, kış ise her türlü sese ritim katıyormuş. Kar ise insan ruhunu temizliyormuş.

Herhalde, beyazın saflığından bahsediyor.

* * *

Yaz sıcağı bunaltıyor, insanı bezdiriyor, tembelleştiriyor ama puslu bir kış günü de ruhumu daraltıyor, içimi sıkıyor.

Kışın kapalı günleri beni çok daha depresif yapıyor.

Puslu günlerde ruhum kararıyor, havanın açık olduğu günlerde içime neşe doluyor.

Evet, puslu bir günün gecesinde şömine karşısında ben de büyük keyifler yaşarım. Alevler bir süre sonra oynamaya başlarlar, gözümüm önünde dansa başlarlar.

En erotik dansları ancak iyice alevini almış bir şömine yapar.

Odunlar yanarken çıkan sesler de dansın ritmini oluşturur.

* * *

Arkadaşımı dinlerken ben de hayallere daldım. Dışarıda yağmur çiselerken, şömine yanan bir odada maşuk ile baş başa olmak fikri bana da çok cazip geldi.

İçeride o ve ben, bir de ateş. Dışarıda yavaş yavaş yağan yağmur. Gün ortasında içeride yakılan bir masa lambası. Pusun gizemi ardında baş başa yaşanan bir "an"!

Bu hayal bana da tatlı geldi, huzur verdi.

* * *

Bilmiyorum, insan ruhu bu kadar fark ediyor mu? Kimi puslu havalarda huzur ararken, kimileri ancak güneşli havalarda mı keyfini buluyor?

Hatta, aynı insan bazen puslu havalarda huzur bulurken, bazen de güneşli havalarda mı neşeleniyor?

Yoksa, havaların hiç mi önemi yok? Zaten kendinden memnun bir ruh, kışın karanlığında huzur, yazın aydınlığında dinginlik mi buluyor?

Sıcak bunaltmıyor da, sadece ruhumuzun bunalımını mı orta yerlere döküyor?

Huzurlu bir ruh, aşırı sıcakları bile umursamayabilir mi?

Cevabını ben bilmiyorum.

Sadece şu sıcak günlerde yağmurlu bir sohbet içimi ıslattı, ruhumu serinletti!
X