Yaz gibi olmayan yaz

İŞTE bir yaz daha geçti...

Haberin Devamı

Anlamadım bile nasıl geçti... Gezi olayları, Mısır, üst üste yaşanan felaketler, bir sürü acı olay... Birbirinin ardına, “Aaaa! Aaaa!” diyerek... Şaşırarak, üzülerek, hayret ederek geçti.
Olan bitene inanamayarak... 2013 yazı benim için böyleydi. Yaz gibi olmayan yaz. Haziran, temmuz, ağustos, kum saati gibi eridi gitti. İnek içti, inek dağa kaçtı, dağ yandı bitti kül oldu...

Yaz gibi olmayan yaz

Genellikle tatilleri kadınlar planlar. Ama ben bu konuda pek beceriksizim. Çünkü değişken bir hayatım var.
O yüzden bu sene, taa şubat ayından, çekirdek aile olabileceğimiz bir tekne ayarlamıştım.
En azından 5 günlük bir tatili garanti edebileyim diye.
Sevgilim, Alya, Alya’nın ablası Yaso ve ben.
Alya’nın 25 yaşındaki ablasıyla arkadaş gibiyiz.
Alya da ablasına bayılıyor.
Gerçi arada soruyor, “Sen, Yaso’nun üvey annesi misin?”
“Öyle demeyelim, Yaso’yla arkadaş gibiyiz” diyorum.
“Onun annesi de, benim üvey annem mi?” diye soruyor bu defa.
“Öyle de demeyelim. Ama o da senin arkadaşın olabilir belki, kim bilir” diyorum.
Bitmiyor soruları...
“Senin eski kocan nerede?” diyor.
“Mehmet Dede’nin cenazesinde görmüştüm” diyorum.
“Arkadaş mısın onunla?” diyor.
“Ben her gün görüşmesem de eski sevgililerle, eski kocalarla arkadaş olabiliyorum.”
“Baba peki?” diyor, “Yaso’nun annesiyle görüşüyor mu?”
“Tabii görüşüyor. Benim eski kocamla karşılaşınca da konuşuyor...”
“Haldun Dede’yle Babaçi de, baba çok küçükken ayrılmışlar ama onlar hep birlikte” diyor, “O zaman neden ayrıldılar ki?”
“Bunun cevabını sadece o iki kişi verebilir. Demek ki öyle uygun görmüşler” diyorum.
“Peki baba bir daha evlenir ve bir kardeş daha olur mu?” diyor.
“Babayla birbirimizi çok seviyoruz. Benim bildiğim kadarıyla böyle bir olasılık yok. Ama hayat bu...”
“Nasıl yani?” diyor.
Yaz gibi olmayan yaz

Haberin Devamı

“Alyacım, sen hep bizim kızımız olacaksın. Yaso da hep ablan olacak. Ve biz, hiçbir zaman ayrılmayacağız” diyorum.
Sorularınla beni daha fazla yorma demek istiyorum.

*

Haberin Devamı

Yaso’nun son anda planı değişti, tekneye gelemedi.
Biz üçümüz gittik.
Alya için bir ilkti, ilk tekne seyahati. Hasan Kaptan’ın minik guletiyle açıldık.
Üç Yunan adası yaptık.
Sempatik, küçücük bir tekne.
Bize ne kadar iyi geldiğini size anlatamam.
Gerçi Alya, teknenin ne menem bir şey olduğunu önce anlayamadı, “Gemi mi?” dedi, kat kat Akmerkez gibi olan şeylerden söz ediyor.
“Hayır” dedik.
“Köpekbalığı görecek
miyiz?” dedi.
“Hayır” dedik, “Bu sularda yok”.
“Yüzerken denizin dibini görecek miyim?” dedi.
Yosun bu aralar kâbusumuz da!
“Bazı yerlerde evet” dedik.
“Ben dibi kum deniz seviyorum” dedi.
“Tamam, senin için kumlu
koylar buluruz” dedik.

Yaz gibi olmayan yaz

TEKNOLOJİDEN UZAK

Haberin Devamı

Ama asıl derdi, teknedeki teknolojik seviyeydi!
“İnternet olacak mı? iPad’ini, iPod’unu kullanabilecek mi?”
“Bana bak küçükhanım, teknolojiden uzak bir tatil geçirmek istiyoruz” dedik.
“Ama ben bundan emin değilim!” dedi, “Ne yapacağız ki 12 metre bir teknede?”
“Sen hiç kayan yıldız gördün mü?” dedik.
Boş boş baktı yüzümüze.
“Geceleri battaniye altında güvertede yatacağız ve sen kayan yıldızları göreceksin. Baba, sana Samanyolu’nu, Büyük Ayı’yı, Küçük Ayı’yı ve Kutupyıldızı’nı gösterecek. Birbirimize sarılıp yatacağız, birbirimize anlatacağımız hayaller kuracağız...”
Pek etkileyici gelmedi!
“Başka?” dedi.
“Balık tutacağız. Kano yapacağız. Dalacağız. Çivilime, balıklama atlayacağız. Durduğumuz koylarda, tepelere tırmanacağız. Tavla oynayacağız. Kitap okuyacağız. Müzik dinleyeceğiz. Sen bize teknede yeni danslarını gösterebilirsin. Günlük tutabilirsin. Küçük hikâyeler yazabilirsin. Adam asmaca oynayabiliriz...”
Günümüz çocukları için “ilkel” kalan bütün güzel aktiviteleri saydık...
Bütün bu anlattıklarımıza şüpheyle yaklaştı ama sesini de çıkarmadı.

*

Haberin Devamı

Ve açıldık denize...
Size bir şey söyleyeyim mi?
Bence tekne, bir ailenin daha çok birbirine yakınlaşması için inanılmaz bir fırsat.
Bütün bu saydıklarımızı yaptık...
Arada bakmadı mı iPod’una? Baktı ama zaten bir sürü yerde çekmiyordu.
Ve teknoloji dahil her şeyden uzak o 5 gün, bize inanılmaz iyi geldi. Hasan Kaptan’ın teknesi
lüks müydü?
Hayır.
Ama bilge bir adamdı kaptanımız. Şanslıydık.
Alya’nın da bizim de unutamayacağımız bir tatil oldu.
Ruhumuzdaki karışıklıkları sulara, dağlara, taşlara bıraktık.
Hafifledik.
Hepimizin, hayatta en önem verdiğimiz insanlarla şatafatsız tatillere ihtiyacımız var, sakin, duru tatillere... Hatta ilkel tatillere...
Teknolojiden mümkün olduğu kadar uzakta.
Adam asmaca ve tavla oynayacağımız tatillere.
Tekneyi tek geçerim.
Ve Hasan Kaptan gibi kaptanı.
Tabii 2 kilo 900 gram alıp inerken tekneden o ayrı...

4 JENERASYON BİR ARADA

Sonra bayram geldi ve babaanneyle birkaç gün geçirdik.
Eskiden bayramlarda topuklayıp, “vınn” diye kaçardım.
Şimdi hayır, aile büyükleriyle bir arada olmaya gayret ediyorum.
86’lık babaanneyi kaptık, Hillside’a gittik.
Yaso da katıldı bize.
Orada da Alya kayıptı.
Kendine iki arkadaş yaptı, bizim yanımıza uğramadı bile.
Anladım ki, 8’de özgürlüklerini ilan etmeye başlıyorlar.
4 jenerasyon bir aradaydık ve hepsi kadın, tutkulu kadınlar ve tutturuk kadınlar, mesleklerine bağlı kadınlar, Betûl Mardin, şimdiden Bilgi Üniversitesi’nde öğrencileriyle yapacağı seminer için fikirler geliştiriyor. Yaso, yeni kurduğu sosyal medya şirketinde neler yapacağını anlatıyor, ben araya röportaj sokuşturuyorum.
Alya da geri kalmıyor, o da Hillside’da sahneye çıkıp, şöyle şöyle dans ederek nasıl bir şov yapmak istediğini anlatıyor.
Bütün bunları dinlemek zorunda kalan zavallı sevgilim!
Ben bunlarla ne yapacağım diye bize bakıyor!
Ama hepimiz yine de çok mutluyduk...

Haberin Devamı

Yaz gibi olmayan yaz

Bir başka aşk bizden uzak dursun

Birazdan uçağa binmem lazım.
Huzurlarınızdan ayrılmadan bu yaz beni çarpan bir duygumu aktarmak istiyorum.
Hillside’dayız, ben 8’lik prensesimin peşindeyim, her zaman 9’da uyuyan kızım, 12’ye kadar arkadaşlarıyla olmak istiyor.
Arada tabii kontrol çekiyorum, Junior Club’da ne yapıyorlar diye.
Artık Kids Club’tan terfi etti, “Bebekler oraya gidiyor” diyor.
Junior Club aktiviteleri de inanılmaz, onun yaş grubu içi partiler, spor aktiviteleri; Edip İlkbahar’ın da bu yaşlarda iki çocuğu olduğu için Hillside’ın üzerine tanımıyorum bu konuda, çocuklar için her şey düşünülmüş.
Uzaktan bakıyorum Alya halinden memnum.
Rahatsız etmemeye karar veriyorum.
Sevgilime doğru yürürken, tarifsiz bir huzur hissediyorum.
Hayatı düşünüyorum, hayatımı.
Sevdiğim adamla birlikte güzel bir aile kurdum.
Bunu söylerken de dilimi ısırıyorum.
Şükrediyorum.
Bir an düşündüm, “Bu mutluluğu ne bozabilir?” diye.
“Beklenmedik bir ayrılık, hastalık” dedi içimden bir ses, “Aman sağlıklı olalım...”
Sonra bir ses daha karıştı diyaloğa, “Aşşşşk” dedi, “Bir başka aşk!”
Korktum.
Hayatımın bu döneminde, gayet iyi ve güzel hissediyordum kendimi, olmayacak şey de değil, ikimiz için de ama, “Allah korusun... Bir başka aşk uzak dursun!” dedim.
Bir düşündüm, oksimoron gibi geldi düşündüklerim...
Hayatta en çok sevdiğim
şey aşk...
Heyecan, adrenalin...
Ama ben n’apıyorum?
“Benden uzak dursun!” diyorum.
Sevgilimin yanına geldim.
Kulağına eğildim, “Bana bak, benden başkasına âşık olursan, sonunu sen düşün!” dedim.
Gözlerimin içine baktı...
Ve gülümsedi.

Yazarın Tüm Yazıları