Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaz aylarının korkulu rüyası: Bulaşıcı sarılık

Sevgili okurlar bu hafta konumuz “viral hepatit” yani “bulaşıcı sarılık...”

Yaz aylarının gelmesiyle salgın hale gelebilen sarılık, ışık mikroskopu ile görülemeyecek kadar küçük, virüs denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığıdır. Bilindiği gibi A virüsü ile oluşan sarılık çok daha yaygın ve bulaşıcıdır fakat hafif atlatılır. Ancak B ve C virüsü ile oluşan sarılık kan ile bulaşır ve öldürücü olabilir. Bulaşıcı sarılık nedir, belirtileri nelerdir, yaygın bir hastalık mıdır, tehlikeli midir, tedavi edilebilir mi gibi merak edilen soruları sizlerden gelen mailler doğrultusunda konuğumuz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Balık’a sordum, oda cevapladı.

- Hocam önce sarılığın tanımını yapalım. Bulaşıcı sarılık nedir?
Bulaşıcı sarılık veya tıp dilinde viral hepatit, virüs denen mikroorganizmaların oluşturduğu, karaciğerin yaygın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Bu hastalığın, A, B, C, D, E ve G harfleri ile isimlendirilen en az 6 farklı virüsle oluştuğunu biliyoruz.

- Peki nelerdir sarılığın belirtileri?
Bulaşıcı sarılık, A virüsü için 15-45 gün, E virüsü için 30-60 gün, B virüsü için 30-180 günlük bir kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Ancak, çocukların büyük çoğunluğunda ve yetişkinlerin de bir kısmında sarılığın ortaya çıkmaması veya silik kalması mümkündür.

- Hocam gelen maillerde hastalığın bulaşması çok sorulmuş. Nasıl bulaşır bu hastalık?
A ve E virüsleri dışkı ile atılırlar. A virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılıkta hastanın dışkısı, sarılığın ortaya çıkışından 2 hafta öncesi ile 1 hafta sonrası çok bulaşıcıdır. Bu virüsler ile oluşan hepatitler esas itibariyle, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve meyveler) ağızdan alınması sureti ile bulaşırlar. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve virüsün yayılmasında çok önemlidir.
B ve C virüsleri ise, başlıca, kan yoluyla (kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerinin kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş tedavisi) ve cinsel ilişki suretiyle bulaşırlar. Hastalığın, bu virüsleri taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür. Ancak, B virüsü hepatitine yakalanmış hastaların üçte birinde geçiş yolu belirlenemiyor.

KAN VERMEMELİ VE KORUNMALISINIZ

- Peki bulaşıcı sarılık sanıldığı kadar yaygın bir hastalık mı?
A ve B virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar ülkemizde çok yaygındır. Türkiye’de, üniversite çağına gelmiş gençlerin %90’ı A virüsü hepatitini farkında olmasalar bile çocukluk çağında geçirmiş bulunurlar. A virüsü hepatitinin çoğunlukla çocukluk çağında geçirilmesine karşılık, B virüsü hepatitine yakalanma şansı genç yetişkin ve orta yaş gurubunda en yüksektir. 
 
- B sarılığının daha tehlikeli olduğu biliniyor. Neden B virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılık daha tehlikeli?
Çünkü B virüsünün yaptığı hepatit hem çok sık ve yaygındır, hem de hastaların %5-10 kadarında, hastalığın alevli (akut) dönemi geçtikten sonra tam şifa olmaksızın hastalık sinsi ve kronik biçimde devam eder, gider. Bu hastaların bir kısmında zamanla siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.

- Peki C virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılık tehlikeli değil mi?
C virüsü ile oluşan hepatitlerin büyük çoğunluğu kronikleşerek siroza ve karaciğer kanserine gidiş göstermekle beraber, toplumumuzdaki yaygınlığı B den düşüktür. C virüsü hepatiti özellikle, uyuşturucu bağımlıları, hemodiyaliz hastaları ve sık sık kan nakli yapılan hastalara daha kolay bulaşır.

- Gelelim gebelerimize, bulaşıcı sarılık gebelerde daha tehlikeli mi?
Bulaşıcı sarılık, eğer E virüsü ile oluşmuşsa gebelerde tehlikelidir. Diğer virüslerle oluşan bulaşıcı sarılıkların gebelerde, gebe olmayanlara göre daha ciddi seyrettiği gösterilmemiştir.

- B ve C virüsünü taşıyıp taşımadığımı nasıl bilebilirim?
Bunu bilmenin tek yolu kan testi yaptırmaktır. Testte, HBsAg pozitif ise kişi B virüsü ile karşılaşmıştır ve halen bu virüsü taşımaktadır. B virüsü ile oluşan bulaşıcı sarılıktan şifa ile iyileşmenin kriteri, HBsAg’nin negatif, anti-HBs’nin pozitif bulunmasıdır. Anti-HBs pozitifliği kişide oluşan bağışıklığın simgesidir. C virüsü taşıyıcılarında anti-HVC pozitiftir.

- Son olarak taşıyıcı ne yapmalı?
B virüsü taşıyıcısı, hasta olmasa bile, kanı ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmelidir. Kan vermemeli ve korunmasız (kondom…) olarak, bağışık olmayan veya aşılanmamış kişilerle cinsel ilişkiye girmemelidir. Panik göstermemeli, fakat doktoru ile düzenli ilişki kurmalıdır. Her 6-12 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalıdır. Alkol almaktan kaçınmalı, herhangi bir nedenle ilaç almak zorunda kalırsa bunu doktoruna danışmalıdır.

 Bunları biliyor musunuz?

- Dünyada 400 milyon insan Hepatit B virüsünü (HBV) kronik olarak taşıyor ülkemizde bu sayı 3.5 milyon civarında.
- Dünyada HBV ile karşılaşmış insan sayısı 2 milyar ülkemizde bu sayı 25 milyon kadar.
- HBV taşıyanlarda karaciğer kanserine yakalanma riski, bu virusu taşımayanlara göre 100 kat fazla.
- Dünyada 1 günde HBV ‘nun neden olduğu ölüm sayısı, AIDS virüsünün neden olduğu ölüm sayısından fazla.
- HBV, AIDS virüsünden 100 kat daha bulaşıcı. Çünkü 1 damla kandaki HBV sayısı AIDS virüsü sayısının 100 katından fazla.

Kısaca İsmail Balık

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı’nda ihtisasını yaptı. 1996’da profesör oldu. aynı yıl “Viral Hepatit Araştırma Teşvik Ödülü” birinciliğini kazandı. Viral Hepatitle Savaşım Derneği’nin başkanlığını da yapan İsmail Balık halen, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyeliği, Sağlık Bakanlığı İlaç Ruhsat Komisyonu başkanlığı ve İlaç Bilincini Geliştirme, Akılcı İlaç Derneği başkanlığı görevlerini yürütmektedir.


Önümüzdeki hafta konumuz tıp alanına yeni giren ve son yıllarda çok popüler olan ‘kozmetoloji...’
Kozmetoloji, derimizin estetiği ile ilgili her türlü tıbbı ve kozmetik işlemleri içeren bilim dalı ve uygulamalarının gerçekleştirildiği hizmet alanıdır. Ayrıca bazı doğumsal estetik bozuklukların düzeltilmesi de kozmetaloji hizmet alanına girer. Kozmetoloji, dermatoloji ve plastik cerrahinin bir alt dalı gibidir. Önümüzdeki hafta bu konuyla ilgili konuğumuz TOBB ETÜ Hastanesi doktorlarından Dermatoloji Uzmanı Dr. Murat Baykır olacak. Kozmetolojiyle ilgili merak ettiklerinizi hafta boyunca jineklinik@senolkalyoncu.com adresinden bana ulaştırabilirsiniz.

X