Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yatırım yapmanın dayanılmaz işkencesi

<B>YATIRIM yapan ve 693 sigortalı çalışanı bulunan, ismi bizde saklı bir girişimci, son zamanlarda üst üste yaşadığı olaylardan, o kadar bunalmış ki dayanamayıp ‘yatırım yapmanın dayanılmaz işkencesi’</B> başlığıyla, bir mail göndermiş.

Bir yandan SSK, diğer yandan Maliye derken, ‘Fındık kabuğunu doldurmayan’ eksik işlemler nedeniyle, yatırım yaptığına yapacağına pişman olduğunu belirten girişimci, bakın neler anlatıyor.

75 KİŞİYİ İŞE ALMANIN CEZASI

‘Haziran ayında, her ayın 15’inde bağlı bulunduğumuz Bölge Müdürlüğü’ne ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na posta ile göndermemiz gereken işe aldığımız personelle ile ilgili bildirgeyi, 16’sında postaya vermişiz.

Bildirgede 75 kişi bulunduğu için, bir günlük geç bildirimden dolayı, (asgari ücret x 75) toplam 33 bin YTL (33 milyar TL) ceza geldi.

Bugüne kadar, tüm personelin zamanında sigorta girişlerini yapan ve Devlete bir kuruş vergi, KDV, SSK borcu olmayan şirketimiz, bence büyük bir haksızlığa uğramıştır.

Vergi toplamayadığından şikayet eden, SSK açığından yakınan Devlet, bu politikalar ile bizim gibi dürüst İşverenleri ‘lanet olsun’
noktasına getirmek veya bizlere ‘Siz doğru yapıyorsunuz ben sizin böyle saçma sapan şeylerden hata yapmanızı bekliyorum, sonra da ne koparırsam kardır’ mı demek istemektedir?

Böyle küçük bir hatanın uyarısı, düzeltmesi olmaz mı? Hata ise hata yapılmıştır. Uyarı cezası verilir. Tekrarında 10 katı alınır. Ama ben herkesi SSK’lı yapmışım, primlerini kuruşuna kadar zamanında ödemişim, ancak işe başlama bildirgesi postaya 1 gün geç verildi diye böyle bir ceza kesilmesine aklım ermiyor.

SAVCILIK VE HAPİS

Bu hatadan zarar gören ne SSK’dır ne de sigortalı personelimdir. Çünkü SSK primini zamanında almış, personelim de ne gün kayıp etmiş ne de primi azalmıştır.

Ceza kadar ağırıma giden, hayatımda gitmediğim Savcılığa çağrılmam, ifademin alınması, ödememem durumunda hapis cezası ve sabıka kaydına kadar gidecek bir suç duyurusunun tarafıma tebliğ edilmesidir.
Sanki cinayet işledik. Bu ülkede, 100 işçiden 52’si kaçak çalıştırılıyor. Biz, kaçak işçi çalıştırma yerine sigortalı işçi çalıştırıyoruz. Buyrun, başımıza gelene bakın, neredeyse hapse gireceğiz!..’

HAVUZ KENARINDAKİ LEVHA

Maili okumaya devam ediyoruz. Kayıtdışı hiçbir işlemi olmadığı ve kurallara uyduğu için Maliye’nin denetimleri ile ilgili bir sorunu bulunmadığını hatta olumlu bulduğunu belirtiyor. Ancak, denetim yapanların ormanı görmeyip, ağaçlarla uğraşılmasından şikayetçi.
Devamını kendisinden dinleyelim.

‘Otellerimizden birine 15 gün önce maliyeciler denetime geldiler. Bunda bir sorun yok.

Herşey tamam. Fiş, fatura, kredi kartı slipleri, resmi adisyonlar, yazar kasa ruhsatları, müşteri konaklama listeleri, resepsiyondaki vergi levhası, katlardaki vergi levhaları vb. herşey tamam. Bula bula, ne buldular biliyor musunuz? Havuzun yanındaki barda asılı vergi levhası uçmuş. Niye asılı değilmiş. Kes cezayı. Oysa aynı levhadan, otelin her yerinde asılı. Bu levhaların hepsi de birbirinin aynı.

Amaç üzüm mü yemek yoksa bağı yakıp bağcıyı da boğmak mı? Devletin bence buna karar vermesi lazım.

Bu zihniyet ile Devlet yakında vergi toplayacak mükellefi de bulamayacak. Çünkü biz artık şirket olarak yeni yapacağımız yatırımları tekrar gözden geçirmeye başladık. ‘Niye bu kadar insan çalıştıralım da, bu risklere girelim’ diye düşünüyoruz. Biz aferin beklerken, yapılan muamele çok ağır gelmektedir. Yabancı ortalıklı bir şirketiz, bunları yurtdışına anlatamıyoruz, çünkü anlamıyorlar. Hayal bile edemiyorlar. Biz bu kafa ile daha çok yabancı sermaye bekleriz.’

Ne dersiniz, ekleyecek fazla bir şey yok galiba!..
X