Yatırım indirimi mi, yüzde yirmi vergi mi?

Serbülent Bayrak/Vergi Sorunları Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
16.02.2006 - 14:26 | Son Güncelleme:

İçerisinde yatırım indirimi uygulamasının kaldırılmasına ilişkin hükümler de bulunan kanun tasarısı geçtiğimiz hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilerek, Meclis Genel Kurulu'na sevk edildi. Peki yatırım indiriminin kaldırılması ile şirketler açısından uğranılacak kayıp kurumlar vergisi oranında yapılması planlanan on puanlık indirim ile telafi olabilecek mi? Bu soruya cevabı aramadan önce şu an teklif halinde bulunan düzenlemeye bir göz atalım.

Yeni düzenleme uyarınca kurumlar vergisi oranındaki düşüşe paralel olarak 1.1.2006 tarihinden itibaren yatırım indirimi uygulamasının kaldırılması öngörülüyor. Buna göre kurumlar, 2006 başından geçerli olmak üzere, faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tabi iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerinin yüzde 40'ını vergi matrahlarının tespitinde indirim kalemi olarak dikkate alamayacaklar. Ancak, 31.12.2005 tarihi itibariyle mevcut olup, 2005 yılı kurum kazancından indirilememiş yatırım indirimi istisnası tutarlarının indirimine 2008 yılı hesap dönemi sonuna kadar devam edilebilecek.

Bununla beraber; 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlar sonucu alınan teşvik belgeleri kapsamında yapılan yatırım harcamaları ile 24.04.2003-31.12.2005 tarihleri arasında başlanan ve devam eden yatırımlarla ilgili olarak yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük gösteren yatırımlar için 31.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre, yatırım indirimi uygulanabilecek, ancak uygulamadan en son 2008 yılı hesap dönemi kurum kazancı için yararlanılabilecek. Bunun karşılığında mükellefler indirimli kurumlar vergisi oranı olan yüzde yirmiyi değil, eski oran olan yüzde otuzu kullanarak vergilerini hesaplayacaklar. Ödenecek verginin hesabında yüzde yirmilik indirimli kurumlar vergisi oranını uygulamak isteyenler yatırım indirimi uygulamasına devam etmekten feragat etmek zorundalar.

AYRINTILI HESAPLAMALAR YAPILACAK

İlk bakışta yatırım indirimi uygulamasından yararlanma imkanı cazip görünse de, bu cazibe yapılan yatırımın tutarına bağlı bulunuyor. Yani, "yatırım indiriminin kaldırılması ile kurumlar üzerindeki vergi yükü şu kadar artacak" şeklindeki bir söylem, gerçeği yansıtmayacaktır. Net bir rakam verebilmek için yatırım harcamasının tutarı, teşvik belgesi söz konusu ise, yatırım indirimi oranının bilinmesi gerekiyor. Kurumların yararlandığı yatırım indirimi tutarı azaldıkça indirimli kurumlar vergisi uygulaması, arttıkça da eski uygulama daha cazip hale gelebiliyor. Burada net olarak şu söylenebilir: Yatırım indirimi uygulamasının kaldırılması en çok yatırım harcaması yüksek tutarlarda bulunan kurumları etkileyecek

Özetle; kurumların, yatırım indirimi ya da indirimli kurumlar vergisi uygulamasından birini seçme konusunda ince hesaplar yapmaları gerekeceğini söyleyebiliriz. Konunun içine bir de, kâr dağıtımı yapılacaksa bu nedenle ödenmesi gereken vergileri ve yatırım harcamaları için indirim uygulama hakkının üç hesap dönemi için geçerli olacağı hususunu da katarsak, bu hesaplama daha ayrıntılı bir hal alıyor.

KALDIRILMAMALI, REVİZE EDİLMELİ

Şu an itibariyle uygulanan ve henüz yürürlükten kalkmamış bulunan yatırım indirimi uygulaması belirli bir plan ya da program içermiyor ve tüm kurumlar her türlü yatırım harcaması için uygulamadan yararlanabiliyor. Dolayısıyla, verimsiz bir alanda yapılmış bir yatırım harcaması da yatırım indirimi uygulamasından yararlanabiliyor ve arzu edilen ya da hedeflenen bölgelerde ve sektörlerde yapılmış yatırımlarla aynı kefeye konularak aynı vergisel uygulamalara tabi tutulabiliyor. Uygulama, bazı suiniyetli yaklaşımlara da açık hale gelmiş ve adeta daha az vergi ödemeye yönelik bir uygulama kimliğine de bürünmüş durumda. Öte yandan, ülkemizde yatırım yapmak isteyen yabancı sermaye, hatta bırakalım yabancı sermayeyi yerli sermaye için, yatırım kararlarını Türkiye’ye kaydırabilecek cezbedici ve doğrudan bir uygulamanın mevzuatımızda bulunması gerektiği de bir gerçektir.

Bir pazarlama gurusunun sözüdür: “Pazarlaması olmayan bir iş, güzel bir kadına karanlıkta göz kırpmaya benzer; siz ne yaptığınızı bilirsiniz ama o sizin ne yaptığınızı bilmez.” Vergi uygulamasında da pazarlama stratejileri geçerli olur mu demeyin. Kanaatimce, bir konu için talep yaratılmak isteniyorsa elinizdeki en önemli araç “pazarlama”dır. Ülkemize yabancı sermaye girişinin sağlanmasına yönelik bir takım düzenlemeler yapılması, hatta yapılan düzenlemelerin gerekçesine dahi bu istemin girmiş olması bir talep yaratma arzusunun açık bir göstergesidir. Dolayısıyla, “yatırım indirimi verimsiz bir uygulamadır ve kötü niyetli kullanıma açıktır” şeklindeki argüman doğru olmakla beraber, bir yatırım teşvik uygulamasını tamamen kaldırmak yatırım kararının verilmesine etki eden önemli bir aracın da kaybı anlamına gelmektedir ve bunun karar vericilere izahı kolay değildir.

Dolayısıyla, karanlıkta göz kırpmamak adına; uygulamanın tamamen kaldırılması yerine revize edilerek, katma değer yaratacak belli alanlarda olmak üzere, bir plan ve program dahilinde, bürokratik engellerden uzak ancak suiniyetli uygulamalara da kapalı bir şekilde devam ettirilmesi uygun olacaktır.

Not: 15.02.2006 tarihli Referans Gazetesinde yayımlanmıştır.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı